Hatalarımızla Yüzleşmek

Son Güncellenme Tarihi: 19.04.2017 |

Hatalarımızla Yüzleşmek

Hatalarımızla Yüzleşmek
6455 sayılı "Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 11 Nisan 2013 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanmış
olup, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda yer alan “kabahat” fiilleri, 4458 sayılı
Gümrük kanununa aktırılmıştır. Yazımızda mezkur değişikliğin olumlu ve olumsuz yönlerine
genel hatlarıyla temas ettikten sonra, yasa değişikliklerinde “insan” olgusunun göz ardı
edilmemesi gerektiği üzerinde durmaya çalışacağız.

Zikredilen yasa değişikliğinin olumlu yönlerinden bazılarını zikretmek gerekirse: Aynı
fiilin hem Gümrük Kanununda hem de Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda farklı cezalarla
düzenlenmiş olması müeyyidenin uygulanması konusunda bir takım sıkıntıların yaşanmasına
neden olduğu bilinmektedir. Bu nokta-i nazariyeden bakıldığında Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunundaki kabahat fiillerinin Gümrük Kanununa aktarılmasının olumlu olacağı
düşünülebilir ancak kaçakçılıkla mücadele kanununda bulunan “kasıt” unsuru gümrük
kanunda aranan bir nitelik olmadığından sonuçları itibariyle hayırlı olmayacağı
değerlendirilmektedir. Diğer taraftan vergi aslı için zamanaşımı 3 yıl; cezalar bakımından
zaman aşımı ise 8 yıl idi. Ceza zaman aşımının vergi zamanaşımına uygun hale getirilmesi bu
ikiliğin önünü alması bakımından olumlu olduğu kuşkusuzdur.

Kariyer mesleği olan Gümrük Müşavirliği için aranan koşullarından biri olan staj
sürelerinin indirilmesinin olumlu olacağı değerlendirilmektedir. Beyanname bazında ayrı ayrı
vergi tahakkuk ettirilmesi ve ceza kararı tanzimi yerine, konusu ve yükümlüsü aynı olmak
şartıyla vergi alacağını kapsayacak şekilde tek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenmesi, tek
itiraz ve tek dava açılması hem yargıyı, hem idareyi hem de mükelleflerin yükünü
hafifletmesi açısından olumlu değişikliklere verilebilecek örneklerdendir.

Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda teşebbüs mevzuu, Gümrük Kanununa “kasıt”
unsurundan yoksun bir şekilde aktarılması hasebiyle ticaret erbabının ve meslektaşlarımızın
ciddi anlamda mağdur olacaklarını söylemek için müneccim olmaya gerek yok sanırım. Kasıt
unsurunun kanunumuzda yer almaması, dürüstle sahtekarın aynı kefede değerlendirilmesi
anlamına da gelecektir.

Söz konusu kanun yasalaşmadan henüz tasarı halindeyken başta Gümrük Müşavirleri
Derneği olmak üzere çeşitli STK’lar, beyan hatalarından veya insani hassasiyetlerden
kaynaklanan hataların yükümlü tarafından tespit edilmesi halinde cezai müeyyide
uygulanmaksızın işlem tesis edilmesi yönünde fikir beyan etmiş olmalarına karşın, söz
konusu fikirlerin dikkate alınmadığı üzülerek müşahede edilmiştir.

Antrepo ve transit rejim beyanlarında “belirgin şekilde farklı cinste eşya” tabiri,
kişiden kişiye farklı yorumlanabileceği izahtan varestedir. Her ne kadar küşat hakkı beyan
sahibinin her zaman kullanabileceği bir hak olsa da uygulamada bunun mümkün olmadığı
herkes tarafından bilinmektedir. İnsanın olduğu her ortamda hatanın da olabileceği göz ardı
edilmemelidir. İnsani gerekçelerle açıklanabilecek sipariş karışıklığının beyan sonrasında
ortaya çıktığı durumları kanun koyucunun vicdanına tevdi etmek gerekir. Aynı şekilde
eşyanın gümrük tarife pozisyonunu sehven veya eksik bilgi nedeniyle yanlış belirlediğinizde
doğabilecek sonuçların nasıl tolere edileceği endişe sebeplerinden biri olarak karşımızda
durmaktadır.

“Hatasız kul olmaz” derler. Art niyet müstesna hiç kimse bilerek hata yapmaz. Ancak
insan yaratılışı itibariyle her an hata yapabilecek bir varlıktır. Onun içindir ki “Beşer, şaşar”
sözü atasözü olarak kayda geçmiştir. Ülke olarak imza koyduğumuz 5426 sayılı gümrük
rejimlerinin basitleştirilmesi ve uyumlaştırılmasına ilişkin uluslararası sözleşme (kyoto)’nin
Hatalar başlıklı 3.39.Standart numarası aynen: “Gümrük, hataların kasıtlı olmadığına ve hile niyeti ya
da ağır ihmal bulunmadığına kanaat getirdiği takdirde hatalar için büyük cezalar yüklemez. Söz konusu
hataların tekrar edilmesini önlemek için gerekli olduğunu düşünürse ancak amacı aşmayacak şekilde bir
ceza yükleyebilir.” Hükmüne amirdir. Yerel kanunla uluslararası kanun çelişirse, uluslararası
kanunun esas alınacağı başta anayasamız kabul ettiği bir genel bir hükümdür. Uluslararası
mevzuatta var olan bu nevi insan odaklı hükümlerin yerel mevzuatımıza aktarılması
beklenirken her kanun değişikliğinde daha ağır yaptırımların getirilmesinin gerekçesi
anlaşılamamıştır.

Yaptırımların çok ağır olması, yasanın getirdiği olumlu hükümleri gölgelediği
kesindir. Necip Fazıl Kısakürek insanları iki kısma ayırır: “Zaman geçtikçe hatalarıyla
yüzleşenler; zaman geçtikçe yüzsüzleşenler…” Hatalarımızla müeyyidesiz yüzleşmek
temennisiyle…
Teşebbüse bakılmadan gümrüklenmiş değer çıktı
Sırtımıza vurulacak, gem’ i hazır eğer çıktı
Af beklerken hatamıza büyük millet meclisinden
Dilimize sürülecek misli misli biber çıktı…

Haki DEMİRTAŞ
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri
Etiketler
Haki Demirtaş
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları