AB’den Gelen Eşyalar İçin Menşe Belgesi İbrazının Kaldırılması ve Uygulanan Cezaların Hukukiliğinin Tartışılması

Son Güncellenme Tarihi: 11.12.2020
Atilla ŞAHİN

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

Bilindiği üzere 10.12.2020 tarihli R.G. de yayınlanan ve Gümrük Yönetmeliği’nin 205/4-ç) fıkrasındaki değişiklik ile, AB ülkelerinden A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen ve ticaret politikası önlemlerine tabi olmayan eşyalar bakımından, Yönetmeliğin 38 ve 205.inci maddelerinde 24.05.2019 tarihinde yapılan değişiklik öncesindeki uygulamaya dönülmüş oldu.

Türkiye, AB ile 1/95 sayılı OKK ile tesis etmiş olduğu Gümrük Birliği süreci ile AB’nin ticaret politikasını önlemlerine ilişkin araçlarını kullanma yükümlülüğü altına girmesi nedeniyle Kararın 47.inci maddesine aykırılık oluşturan uygulamalardan kaçınması zorunluluğundan dolayı Yönetmeliğin 205/4-ç) bendini revize etme gereği duyulduğunu değerlendirmekteyim.

Yönetmeliğin 205/4-ç) bendi değişikliğinin hatalı yorumlanmaması için birçok açıdan değerlendirilmesi ve ayrıca bu kapsamda geçmişe yönelik uygulanan ek tahakkuk ve ceza kararlarının hukuki geçerliğinin tartışılması gerekir.

1. AB’den gelen eşyaların ithalinde menşe şahadetnamesi ibrazının zorunlu olduğu durumlar

Yönetmelik hükmü ve !/95 sayılı OKK’nın 47.inci maddesi hükmü, AB ülkelerinden ithal edilen eşya ticaret politikası önlemlerine tabi ise menşe şahadetnamesi ibrazını zorunlu kılmıştır. Bu durumda ticaret politikası önlemlerinin nelerden ibaret olduğunun bilinmesi gerekir. Ticaret politikası önlemleri, Gümrük Yönetmeliğinin 3/(1)-n) bendinde açıklandığı üzere;

“n) Ticaret politikası önlemleri: Gözetim, korunma önlemleri, miktar kısıtlamaları ve ithalat veya ihracat yasaklamaları gibi eşyanın ithal ve ihracı ile ilgili hükümlerle belirlenmiş tarife dışı önlemler,”

olarak tanımlanmış ve ayrıca İthalat Rejimi Kararının 4.üncü maddesinde sayılmıştır. Bu durumda ticaret politikası önlemlerine tabi eşyalar AB ülkelerinden gerek A.TR dolaşım belgesi, gerek se A.TR siz gelmiş olsun ticaret politikası önlemi uygulanan ülkeler menşeli değilse bunu kanıtlayan menşe şahadetnamesinin ibrazı zorunlu olacaktır.

2. AB’den A.TR’li gelen eşyalar İGV’ne tabi olması halinde menşe şahadetnamesi ibrazında zorunluluk var mıdır?

Bilindiği üzere ilave gümrük vergisine ilişkin kararlar ve konuya ilişkin Ticaret Bakanlığının yapmış olduğu idari düzenlemeler açık olup, AB’den A.TR eşliğinde gelen eşya AB veya Türk menşeli ise bu durumu kanıtlayan menşe şahadetnamesi ibrazı zorunlu tutulmuştur. Yönetmeliğin 205/4-ç) bendi hükmündeki değişiklik ile AB’den A.TR eşliğinde gelen AB ve Türk menşeli eşyalar için menşe şahadetnamesi ibrazına ilişkin zorunluluk kaldırılmış oldu. Burada şu sorunun sorulması gerekiyor.

AB den A.TR eşliğinde gelen eşya AB ve Türk menşeli değilse menşe belgesi ibrazı gerekir mi?

AB den A.TR eşliğinde gelen eşyalar çapraz kümülasyon kapsamında menşeli ise İGV uygulanmasına ilişkin Kararların 3.üncü maddesi hükmüne istinaden tedarikçi beyanları ile eşyanın tercihli menşe statüsünün kanıtlanması gerekecektir. AB’den A.TR eşliğinde gelen ürünler üçüncü ülkeler menşeili ise söz konusu revize Yönetmelik hükmüne göre BİLGE sistemi menşe şahadetnamesi istemeyecektir. Bununla birlikte gümrük idarelerince eşyanın menşei konusunda makul bir şüphe olması halinde gümrük idareleri Gümrük Kanunu’nun 65.inci maddesinin verdiği yetki ve ayrıca Dünya Gümrük Örgütü’nün gümrük idarelerinin beyanın doğruluğunu araştırma hakkının hiçbir suretle sınırlandırılmayacağı hükmü gereği fiziki muayene dahil beyanın doğruluğunu araştırma, beyan sahibinden bilgi ve belge talebinde bulunma yetkisi bulunmaktadır. Tabi ki gümrük idareleri bu yetkilerini makûl şüphe üzerine objektif bir değerlendirme ile yapmalı ve uygulamalar taraf olduğumuz Uluslararası Ticaret Hukuku ilkelerinden olan ticareti engellemeye yönelik olmaması gerekir.

3. AB’den A.TR eşliğinde gelen eşyalar EMY tabi ise menşe şahadetnamesi ibrazı hangi durumlarda söz konusu olur?

Ülkemizde uygulanmakta olan ek mali yükümlülükler genel olarak menşe esaslı olarak tarife önlemi şeklinde uygulanmaktadır. Kamuoyunda ek mali yükümlülüklerin ticaret politikası önlemleri kapsamında uygulandığı şeklinde bir algıya sahip olunduğu gözlenmektedir. Bu nedenle her bir EMY uygulanmasına ilişkin Kararların içeriğindeki yasal dayanaklarının incelenmesi gerekir. Tespit edebildiğin kadarıyla, “Diş Fırçalarının İthalatında Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin 2017/10797 sayılı Karar” kapsamındaki ek mali yükümlülük DTÖ Korunma Önlemleri Anlaşması kapsamında uygulanmakta olup, bu uygulama bir ticaret politikası önlemi olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Önlem tüm ülkeler bakımından uygulandığından menşe belgesi ibrazına gerek olmaksızın önlem uygulanacaktır.

Diş fırçaları için uygulanan EMY hariç, diğer ürünlerin ithalinde uygulanan ek mali yükümlülükler ticaret politikası önlemi olarak değerlendirilebilir mi? Özellikle ABD menşeli bazı ürünlerin ithalinde uygulanmakta olan EMY’nin bir ticaret politikası önlemi olup olmadığı konusunda kafaların karışık olduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere ülkemizde uygulanan ticaret politikası önlemleri başta taraf olduğumuz Dünya Ticaret Örgütünü bünyesinde kabul edilen;
          - GATT 94 ün VI.ıncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma(Anti Damping Önlemleri Anlaşması),
          - Sübvansiyon ve Telafi Edici Tedbirler Anlaşması,
          - Korunma Tedbirleri Anlaşması
          - Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşması,
kapsamındaki ticaret politikası uygulamaları olup, İthalat Rejimi Kararı’nın 4.üncü maddesinde sayılmıştır.

Ticaret politikası önlemleri menşe esaslı tarife dışı önlemlerini kapsamaktadır. Oysa, ülkemizde son dönemlerde uygulanmakta olan ek mali yükümlülükler (DTÖ Korunma Önlemleri Anlaşması kapsamında uygulananlar hariç) menşe esaslı olarak uygulanan tarife önlemleridir.

2018/11973 sayılı Karar kapsamındaki uygulama, ABD nin Türk menşeli bazı ürünlere uyguladığı tarife önlemlerine karşı, ülkemizce bazı ABD menşeli ürünlere uyguladığımız tarife önlemidir. Bunun dışındaki yorumların yanlış olduğunu değerlendirmekteyim. Çünkü ticaret politikası önlemi olarak değerlendirilebilmesi için yukarıda zikredilen Anlaşmalar ya da bu Anlaşmaların kabulüne ilişkin Kanun veya Kararlara atıf yapılmış olması gerekirdi. Bu çerçevede değerlendirsek;

Yönetmelik değişikliği ile artık BİLGE sisteminde; AB den A.TR eşliğinde gelen ürünler için ticaret politikası önlemlerine tabi olanlar (dampig, subvansiyon önlemi, gözetim ve korumnma önlemleri vb.) hariç, EMY ve İGV ne tabi olanlar için menşe şahadetnamesi nin beyannamenin 44 nolu tablosunda çıkmaması beklenilmektedir.

4. AB den A.TR eşliğinde gelen ürünlerin diğer ülkeler menşeli olması halinde menşe ibrazı nasıl uygulanacaktır?

Gümrük Yönetmeliği’nin 205/4-ç) bendi hükmüne göre AB ülkelerinden A.TR eşliğinde gelen ürünler ticaret politikası önlemine tabi ise ve önlem uygulanan ülkeler dışında bir ülke menşe beyanı söz konusu ise, her durumda menşe şahadetnamesinin ithalatta ibrazı gerekecektir, aksi durumda önlemenin yaptırımları uygulanır. Ancak, söz konusu ürünler ticaret politikası önlemlerine tabi olmamakla birlikte, tarife önlemi olarak uygulanan EMY tabi ülkeler dışındaki ülkeler menşeli ise, revize Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle BİLGE Sisteminin sorgu ekranında menşe şahadetnamesini göstermeyeceği beklenilmekte olup, madde hükmüne göre menşe belgesi ibrazında zorunluluk olmayacaktır.

Bununla birlikte, Dünya Gümrük Örgütünün kuralları ve mevzuatımınız genel hükümleri gereği gümrük idarelerinin beyanın kontrolüne ilişkin yetkileri sınırlandırılamaz hükmünün ve Gümrük Kanunu’nun 65.inci maddesi hükmü gereği, idareler beyan edilen eşyanın menşei konusunda makul bir şüpheye düşmesi hallerinde her zaman fiziki muayene dahil eşyanın menşeini kanıtlama talebinde bulunabileceklerinin dikkate alınarak ithale konu eşyanın menşe statüsünün beyan sahiplerince önceden yeterli düzeyde irdelenmesi önerilmektedir.

Diğer bir önemli nokta, 205/4-ç) bendindeki değişilik yalnızca AB den A.TR eşliğinde gelen eşyalar için dikkate alınmasıdır. Diğer ülkelerden gelen ya da AB den A.TR dolaşım belgesi olmaksızın gelen eşya için Gümrük Yönetmeliğinin 38 ve 205 inci maddesi hükümleri aynen uygulanacağının gözden kaçırılmamasıdır.

5. AB ülkelerinden A.TR dolaşım belgesi eşliğinde ithali sırasında menşe belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle uygulanan ek tahakkuk ve ceza kararlarının hukuki durumu ne olacaktır?

Bu değişiklik aslında ithalatçılar ve gümrük müşavirleri açısından AB’den A.TR dolaşım belgesi eşliğinde gelen eşyanın ticaret politikası önlemine tabi olan durumlar hariç, diğer durumlarda uygulanmakta olan menşe esaslı tarife önlemlerine tabi ilave gümrük vergisi ve ek mali yükümlülükler için artık menşe şahadetnamesi ibrazı zorunluluğunu kaldıracağı gibi, bu kapsamda geçmişte menşe belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle uygulanan ek tahakkuk ve ceza kararlarının da kaldırılması gerektiğinin hukuki düzlemde tartışılması gerektiğini değerlendirmekteyim.

Özellikle denetim elemanlarınca veya Bakanlıkça risk analizleri kapsamında AB’den A.TR eşliğinde gelip te EMY açısından önlem uygulanan ülke menşeli olmamasına karşın beyannamenin 44 No.lu tablosunda menşe belgesi beyanı bulunmayan tüm beyannameler için ek tahakkuk düzenlenip Gümrük Kanunu’nun 234.üncü maddesi hükmüne göre ceza uygulanması nedeniyle idari itiraz, uzlaşma veya idari yargı nezdinde devam eden dosyalar için Ticaret Bakanlığınca Gümrük Yönetmeliği’nin 205/4-ç) bendi kapsamındaki dosyalar için de facto olarak harekete geçip hukuki olmayan uygulamaların sonlandırılması gerektiğini değerlendirmekteyim.

Gümrük idarelerince düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararları çoğunlukla, beyana konu eşyaların EMY uygulanan ülkeler menşeli olduklarına ilişkin Gümrük Kanunu’nun 65.inci maddesi kapsamında yaptıkları bir tespit veya eşyanın menşei konusundaki makul şüpheleri nedeniyle beyan sahibinden kanıtlayıcı bilgi ve belge talebine istinaden maddi bir delile dayalı olarak düzenlenmiş kararlar olmayıp, bu kararlar tek bir gerekçeye dayandırılarak verilmiştir. Söz konusu kararlarına esas aldıkları tek gerekçe, beyannamenin 44 No.lu tablosunda menşe şahadetnamesinin beyan edilmemesi ve ithalat sırasında bu belgenin gümrüğe sunulmamış olmasıdır.

AB ülkelerinden A.TR dolaşım belgesi eşliğinde ithali yapılan ve EMY tabi ülke menşeli olmadığı halde, menşe belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararlarının bu gerekçesini Gümrük Yönetmeliği’nin 205/4-ç) bendi hükmü artık geçersiz kılmaktadır. Bu nedenle gümrük idarelerinin Gümrük Kanunu’nun 65.inci maddesi hükmü kapsamındaki tespitleri hariç, diğer durumlarda sadece menşe belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle uyguladıkları ek tahakkuk ve ceza kararlarını kaldırmaları beklenilmektedir.

6. Konumuz bağlamında ceza karalarının hukukiliğinin değerlendirilmesi

Özellikle ceza uygulaması açısından konuya bakılırsa, konumuz bağlamında ceza karalarının tek gerekçesini oluşturan menşe belgesinin beyan edilmemesi ve ithalat sırasında ibraz edilmemiş olması oluşturmaktadır. Yani beyan konu eşyaların menşei konusunda bir makul şüphe nedeniyle yapılan bir bilgi ve belge talebinin incelenmesi sonucu ulaşılan bir bilgi ve belgeye dayalı olarak ya da eşyanın fiziki muayenesi dahil bir maddi delil temelinde ceza uygulaması görülmemektedir. İdareler bu uygulamalarını 25.05.2019 tarihinde yürürlüğe giren Gümrük Yönetmeliğinin 38 ve 205/4 üncü maddelerine dayandırmışlardır. İşin garip olan tarafı bu uygulamalarını Yönetmelik değişikliğinden önceki tarihlerdeki beyanlar için uygulama yoluna gidilmiş olmasıdır. Bu uygulamanın hukuki olmayan durumunu iki açıdan irdelersek;

Birincisi, Yönetmelik değişikliği öncesi 38.inci madde yalnızca ticaret politikası önlemlerini kapsamakta idi. Uygulanan ek mali yükümlülük için ilgili Karar’da menşe ibrazına ilişkin açık bir hüküm olmayan durumlarda (örneğin 2018/11973 sayılı Kararda böyle bir hüküm bulunmamakta idi) uygulanan önlem tarife önlemi olmasına rağmen ve idarenin elinde menşe beyanı hilafına hiçbir maddi delil bulunmamasına rağmen söz konuş Yönetmeliğin 38.inci maddesinde sonradan yapılan değişiklik hükmünü geriye doğru uygulamakta olması, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5.inci maddesi delaletiyle TCK’nın 7.inci maddesi hükmünün açık bir ihlali olarak değerlendirilmektedir.

İkinci durum ise yine taraf olduğumuz DTÖ Menşe Kuralları Anlaşmasının temel hükümlerine aykırı olarak Yönetmelik değişikliğinin geriye doğru uygulanmış olmasıdır. Gerek DTÖ Menşe Kuralları Anlaşması gerekse uymakla yükümlü olduğumuz Dünya Gümrük Örgütü bünyesinde kabul edilen Revize Kyoto Sözleşmesi ile kabul edilen standartlara uyulmadan işlem yapılmış olması hukuki olmayan bir uygulamaya sebebiyet verdiği değerlendirilmektedir.

Bilindiği üzere idari işlemler, kendilerinden önce var olan ve nesnel hukuk kurallarına dayanan bir sebepten kaynağını almak zorundadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ek tahakkuk ve ceza kararları, sebep öğesi bakımından sakattır ve iptaline karar verilmesi gerekmektedir

Sonuç itibariyle, Gümrük Yönetmeliği’nin 205/4ç) bendi değişikliği kapsamında yer alan beyannameler için geçmişe yönelik olarak hukuki gerekçe oluşturulmadan düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararlarının kaldırılması konusunda Ticaret Bakanlığının bir düzenleme yapması beklenilmektedir.

11.12.2020
Atilla ŞAHİN
Gümrük Müşaviri
ANKARA

Etiketler
Atilla Şahin
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları