Bir Varmış Bir Yokmuş

Son Güncellenme Tarihi: 12.09.2020
Ne güzel bir başlangıç cümlesidir değil mi? ‘Bir varmış bir yokmuş.’ İnsan kaç yaşında olursa olsun, bu cümleyi duyduğunda o güzelim çocukluk yıllarına gidiyor. Kimimiz annesini anımsıyor, kimimiz babasını. Kimimiz babaannesi, anneannesini, kimimiz dedesini, ninesini. Ekonomik durumu ne olursa olsun insan aile büyükleri ile geçirdiği çocukluk zamanlarının tadını hiçbir zaman yakalayamıyor. Ne acı ki şimdilerde aile büyüklerimizle doya doya vakit geçiremiyoruz.

Son zamanlarda ne kadar tedirgin yaşadığımı anlatmakta zorluk çekeceğimi sanmıyorum. Eminim hepimiz aynı tedirginlikle yaşıyoruz.

Her geçen gün biraz daha yakınımıza gelen, görünmeyen bir DÜŞMAN. COVID-19. Önceleri haberlerde duyuyorduk. Şu kadar test yapıldı, bu kadar vaka, bu kadar yoğun bakım, vefat eden kişi sayısı bu kadar!! Bize uzaktaydı! Bana gelmez. Ben hasta olmam diye düşünüyordu herkes belki. Bütün zor durumlar, bütün kazalar ve bütün şanssızlıklar gibi bu durumda bizim dışımızdaydı, diğerlerini ilgilendiriyordu sanki!

Fakat bugün durum, ‘acaba ben ne zaman Covid olacağım’, ‘bunu herkes geçirecek’ şeklinde. Covid çemberimiz her geçen gün hızla darılıyor. Önceden işyerinden bir arkadaşımızın tanıdığının tanıdığı Covid olurken bu gün arkadaşımızın kendisi Covid. Yarın maalesef kendimiz de Covid olduğumuzu öğrenebiliriz.

Fakat buna rağmen düğün dernek, kalabalık toplu taşıma ve yeni normale uyduramadığımız normal sosyal hayatımız yüzünden tanıdığımız tanımadığımız tüm çevremizi riske atmaktan çekinmiyoruz!

Sormak istiyorum! Kendini suçlu hisseden var mı?

Hoş ülkemizde suçluluk duymak, hata yaptığını kabul etmek, özür dilemek, istifa etmek gibi sorumluluk duygusuyla ilintili konularda, belirli yasaklar var ama ben yine de sormak istiyorum!

Aşırılar, hedefi başka olanlar ve hayatta ne olursa olsun ille de kendi kişisel hesapları doğrultusunda yaşayanların dışında hemen hepimiz güzel ülkemizin, insanlarımızın refahı için çalışıyoruz. Çalışmalıyız. Bu bir toprağa ait olmanın gereği. Hani bir meşhur bir söz vardır, ‘her şeyi devletten beklememek lazım’ diye. Bu gün tamda oradayız. Kamu yöneticilerinden ‘sokağa çıkma yasağı’ beklemek yerine kendi yasaklarımızı hayata geçirmeliyiz.

Karar almaya yetkili bir devlet yöneticisi olmamıza gerek yok. Kendi masamızı, sandalyemizi, odamızı, departmanımızı, apartmanımızı vs vs vs. Her neyi yönetiyorsak sorumlu olduğumuz alanı ve o alanda bulunan çalışan yada ziyaretçi herkesi ama herkesi korumak için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.

Yani akşam haberlerini izlerken Covid-19 ‘Varmış Gibi’, sabah uyandığımızda ‘Yokmuş Gibi’ davranamayız.
  
Bu öyle bir süreç ki, tüm çabamıza rağmen istenmeyen sonuçlarla karşılaşabiliriz. Unutmamamız gereken tek şey, Covid-19 virüsüne yakalanmış olmak yada sorumlu olduğumuz alan içerisinde birilerinin Covid-19 testinin pozitif çıkmış olması bir suç, bir ayıp, bir kusur değil! Bugün herkes biliyor ki dünya ekonomisine yön veren Devletlerin Başkanları bile onca tedbire rağmen Covid-19 virüsü ile tanışmak durumunda kaldılar.

Bence Covid-19 ile mücadele, her hastalıkta olduğu gibi, fark etmek ve kabul etmekle başlıyor. Covid-19 virüsünden kaçamıyor olmamızın nedeni, onu göremiyor olmamız. Görebiliyor olsaydık korunmamız daha kolay olurdu. Onu gördüğümüz yere asla gitmez, bulunduğu nesnelere dokunmaz, Covid-19 taşıdığını bildiğimiz kişilerden tehlike geçene kadar uzak dururduk.

Covid-19 virüsünü görünür hale getirmek aslında mümkün! Bunu en iyi meslektaşlarım anlar diye düşünüyorum. Neden mi? Nasıl mı?

Soruyorum size bizim mesleğimizde en önemli kavram nedir?

Elbette BEYAN!

Önce sorumlu iş insanlarından başlamak üzere, hemen herkesi sorumlu olduğu alanlardaki Covid-19 tablosuna ilişkin kamuoyunu bilgilendirmeye davet ediyorum. Aynı Sağlık Bakanlığı’nın her gün yaptığı gibi. Kamuoyu yani bizler bilelim ki, Covid-19 olduğunu bildiğimiz yere gitmeyelim, kimde ise onunla görüşmeyelim, hangi nesnede varsa ona dokunmayalım…

Bu dönemde birbirimize sahip çıkmak en büyük görevimiz! Beyan etmeliyiz. Saklamak, korkmak, çekinmek, ne derler diye düşünmek bu gün doğru değil! Bu gün konumuz bu değil!

Bu tür de bir BEYAN temeli şeffaflığa dayalı bir iletişim başarısıdır. Şirketinizin, markanızın ve kurumunuzun, insan hayatına ve kendisini var eden topluma gösterdiği saygıyı anlatır.

Korkmayın markanız zarar görmez! Şirketiniz küçülmez! Bir dahaki seçimde yine seçilirsiniz…

Erdem İLBEYİ
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları