Buz Gibi Soğuk Sudan İçeeeen!

Son Güncellenme Tarihi: 27.05.2022
Erdem İLBEYİ

Erdem İLBEYİ

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

Çocukluk dönemlerimi hatırlıyorum. Gerçekten süperdi! Sabahtan akşama kadar top peşinde koştur, bisiklete bin, misket oyna, teli araba ile yarış yap!! Telli arabayı boncuklarla süslemek en havalı arabayı kim yapacak diye birbirimizle yarışmak ne acayipti!! Harika zamanlardı gerçekten. Dut ağacına çıkıp karnımız ağırana kadar dut yemek Mehmet Abi gelince ağaçtan atlayıp kaçmak en heyecanlı en organize işimizdi. Öğlen yemeklerimiz Safiye teyzedendi. Ekmek arası domates peynir! Harika insanlarla, süper zamanlar geçirdik. Dünyadan da pek bir haberimiz yoktu ya değme keyfimize.

Adam olacak çocuklar o zamanlardan belliydi. Top oynadıktan sonra terleyince bizim Ali eve koşar bir şişe su getirirdi. Bir bardak su iki misket! Sonra iki arka sokakta kurulan pazarın başına gider ‘var mı buz gibi soğuk sudan içeeen’ diye bağırırdı. Günde en az 10 şişe su satardı. Sonra eve para ile dönünce annesinden limonata isterdi. O zaman tezgahta iki ürün olurdu. Su ve limonata. Bizde Ali’nin personeli! Ali şimdi nerededir ne yapıyordur bilmeyi çok isterdim.

Her mahallede mutlaka bulunan ve top oynamamıza arıza çıkartan huysuz komşumuzu saymazsak pek bir derdimiz yoktu hatırladığım.

Birde Aslan Abi vardı. Ali ve diğer arkadaşlarımı kaybetmemin nedeni Aslan Abi. Kocaman bir tırı vardı. On günde bir gelir tırı tam top oynadığımız arsanın ortasına çekerdi. İki gün kalırdı tır orada. O geldiğinde kazara orada bir başka araç varsa hemen arıza çıkarırdı. Kavga dövüş gırla. Bu durum uzun yıllar sürdü. Mahalleli bu kavgalardan bıkmıştı…

Epeyce bir zaman sonra Aslan Abi mahalleye bir ofis açtı her gün orada durmaya başladı. Artık tırı yoktu. Ama bir sürü küçük kamyonet gelip gitmeye başladı mahalleye ve bir sürü adam. Artık bizim futbol sahamız kamyonetlerin park yeri olmuştu. Kazara akşam oraya aracını park eden komşularımızdan biri bir gün işe geç gitse, sabah yine kavga çıkardı.

Bir gün bir komşumuz işi ciddiye bindirdi ve belediyeye gidip arsanın sahibine ulaştı. Adam Almanya’daymış. Arsayı satın almak istedi komşumuz. Bu hır gür bitsin diye. Adam satmadı. Aslan abide muhtarı araya sokmuş arsayı satmayan adam Aslan Abi’ye izin vermiş arsayı kullansın diye. Aslan Abi bundan sonra (muhtar ve arsa sahibini arkasına alınca) ne arsası tüm mahalleyi parselledi. Her tarafta kamyonet! Bir sürü insan girip çıkmaya başladı mahalleye. Sonra başkaları geldi. Onlarda ofis açtılar. Onlarında araçları…. Adamları…. Kahyaları… Bağırış çağırışları… Bu dönemde muhtarı kafalayan öne geçti. Daha çok aracı daha çok adamı girdi çıktı mahalleye. Bir iki para harcayıp muhtarın isteklerini yerine getiren artık tutulamaz oldu. Esnafta onlardan para kazandı. Kalabalıklardı çünkü. Çaycısı çorbacısı derken mahalle maalesef elden gitti. Bu yüzden okul dışında mahalleden edindiğim çocukluk arkadaşlarım çoğunu kaybettim. Herkes taşındı mahalleden.

Bizim mahalle 80-90’ların önemli mahallerinden biriydi. Jeopolitik konumu nedeniyle, hal, otoban, gümrük bir sürü yere yakındı. Bu yüzden nakliye işiyle uğraşan çok komşumuz vardı mahallede. Fakat bunların içinde bir Aslan Abi farklı noktaya taşıdı işleri. Taşıdı ama bizimde gençliğimize maal oldu. O muhteşem çocukluktan gençliğe geçişimizin böyle bir evreye denk gelmesi çok kötü oldu bizim jenerasyon açısından.

Kısacası ben ‘taşımacılık sektörüyle’ çok önceden tanıştım. Futbol sahamıza çökmüştü Aslan Abi ve sonra gelen diğer abiler. Tarih tekerrürden ibarettir derler!! Şimdide sanırım ‘bazı’ Aslan Abiler mesleğime çökmeye çalışıyor!!

Son 1-2 yıldır olan bitene bakınca. Bugün bu düşüncemin yersiz olduğunu kim söyleyebilir?

Bir an önce aracı boşaltalım! Yeni yükler alalım! Hızlı gidelim, çok koşalım! En çok parayı biz kazanalım. Ordinodan şu kadar alalım, limandaki konteynerden bu kadar. Sınırdan geçerken durmayalım, araçta ne var baktırmayalım!

Neden?

Çünkü biz bu ülke için çalışıyoruz! Bu ülkenin malını taşıyoruz! Bu bizim malımız değil dış ticaret erbabının malı! Biz gidemezsek döviz gelmez! Tamamen katılıyorum! Sektörün büyümesini ülkeye döviz girmesini kim istemez hele de bu dönemde! Peki bu araçların gitmesini kim engelliyor? Tüm sektör hep bir ağızdan Gümrük diyor!

Gelin hep birlikte kim engelliyor işi gücü sorgulayalım!

İhracat sürecine bakalım önce. İhracatta bir iç gümrükte gümrük işlemi ne kadar sürüyor? Son yıllarda beyaz denen hatta saniyeler, sarı hatta 1-2 saat (ki sarı hat ihracatta yok artık), kırmızı hatta 3-4 saat! Birde AEO var hiç gümrüğe girmiyor araçlar! Geriye ne kaldı sınır kapısı. Her zaman haberlerde başlık sınırda ki kuyruklar! Ne kuyruğu bu? Sınır kapısında ki tesislere giriş kuyruğu! Gümrük kontrolü sınırda ne kadar sürüyor? Neredeyse dakikalar! Peki kuyruk neden var? İşlemi biten araç bile iki günde çıkabiliyor kapıdan! Gümrük işlemi bitmiş araç neden orada hala? Bunun cevabının gümrük olması söz konusu mu? Bilemiyorum! Taşımacılar bunun cevabını biliyor, ben bilmiyorum!

Gelelim ithalat işlemine. Sınırdan geçerken neden bekler ithalat yükünü taşıyan araç? Bu yükün ne olduğuna bağlı. Tarım Bakanlığını ilgilendiren bir yükse kim yapıyor kontrolü? Gümrük mü? Hayır. Yükün yurda giriş kontrollerini yapan kurum kimse aracı o bekletiyor. Tarım memurlarının sınırda olanlarının nasıl çalıştığını yine taşımacı arkadaşlar çok daha iyi biliyor. Bunun gümrükle ne ilgisi var! Diyelim geçti geldi araç. Nereye boşalacak? Ya geçici depolama yerine ya da antrepoya. Geçici depolamada zaten boşaltma sorunu yok. Eşya geçici depolama statüsünde boşaltılıyor. Antrepoya boşalmasında ne sorun var? Süre! Antrepo Rejimi kapsamında tutanak yapılmasında önceden işi hızlandıran 48’lik süre kaldırıldığı için canı isteyen antrepo beyannamesini veriyor, istemeyen vermiyor. Yada şöyle diyelim isteyen istediği zaman veriyor antrepo beyannamesini. Peki bunun gümrükle ne ilgilisi var? Bir ilgilisi yok elbette. Ancak yine de burada Gümrüklü Antrepo sektörünün beklentisi olan 48 saatlik sürenin geri getirilmesi konusunun pozitif etki yaratacağını tüm sektör olarak hepimiz biliyoruz. Ucu açık bir süre olduğunda ve bu durum teknik sıkıntılarla birleştiğinde büyük sorunlar oluşabiliyor.

Görüldüğü üzere bir sürü süreç işliyor ve sadece 48 saatlik sürenin geri getirilmesini yaşanan probleme bir çözüm olarak tanımlayabiliyoruz teknik açıdan.

Peki son 1-2 yıldır, lojistik sektörünün sürekli gümrüğü hedef göstermesinde ki ana neden nedir?

Gümrük kontrolleri kaldırılsın. Araçlarımız gümrüğe girmesin. Avrupa’da böyle mi efendim! Amerika böyle mi? Ben Avrupa’da ki yada Amerika’da ki taşımacıların benim sektörümün gelişmesinin önünde ki engel gümrüktür diyebildiğini sanmıyorum. İngiltere’nin de AB’den çıkmasından sonra gümrük işlemleri konusunda neler yaşandığını hep birlikte gördük. Amerika örneğinde ise sen ABD gümrüğünün istediği bir evrakı getirme bakalım tek bir kelime anlatabiliyor musun? ABD gümrük idaresinin yetkilerinin ne kadar geniş olduğunu da Forwarder arkadaşlar çok iyi bilirler.

Özetle dışişlerinin sorunlarını, sınır kapılarında ki bekleme sorunlarını, ulaştırmanın ve Tarım Bakanlığı’nın çözmesi gereken sorunları getirip gümrüğe bağlamak şaşılacak bir şey.

Gümrükleri özelleştirsinler diyen lojistikçi de tanıyorum! Gümrük memuruna, gümrük müşavirine ne ihtiyaç var diyeni de! Daha hızlı gideceğim geleceğim! Daha çok sefer yapacağım! Daha çok para kazanacağım! Ben bu ülke için çalışıyorum! Vergi veriyorum! Pardon da bir tek sen mi bu ülke için çalışıyorsun? Bir tek sen mi vergi veriyorsun? Ben de bu ülke için çalışıyorum! Ben de bu ülke için vergilerin doğru tahsil edilmesine çalışıyorum! Ayrıca aslan gibide vergi mi veriyorum. Sen de ben de senin malını taşıyorum dediğin ihracatçının işini yapıyoruz. Bir bütünüz aslında. Nalıncı keseri gibi hep bana hep bana olmaz arkadaş!

Yani sen benim yetkin olduğum alanda serbest dolaşıma girişi rejimi beyanında bulununca mı bu ülke ayağa kalkacak? Yada sen satıcı veya göndericisi ile yurtdışındaki alıcısı belli olan eşyaya antrepo rejimi beyanında bulununca mı işler düzelecek? Ben neciyim?! Hiç kimse düşünmüş müdür acaba bu yetkileri taşımacılara vermek yerine bu görevi kanundan gelen yetki ile yapanlarla taşımacıları sistemsel olarak entegre edelim diye?

Eğitimin önünde okullar engeldir denebilir mi? Denmemeli! Denemeyeceğini pandemi de hep birlikte gördük!

Hep söylüyorum. Bizim mesleği Türkiye’ye benzetiyorum diye. Türkiye en değerli müttefikimiz! Türkiye eşsiz bir coğrafya ya sahip! Türk insanı çok candan vs vs vs… Gümrük Müşavirleri çok önemli işler yapıyorlar! Gümrük Müşavirleri dış ticaretimiz açısından çok değerli! Gümrük Müşaviri öyle Gümrük Müşaviri böyle….! Ee sonra! Sonrası yok!

Yani herkes kızı beğeniyor da evlenmeye gelince yan çiziyor!!

Bir şey soracağım siz hiç fiyatını alıcısının belirlediği bir hizmet yada ürün gördünüz mü?

Örneğin bir avukata ihtiyaç duyduğunuzda avukatın ücretini siz belirlediniz mi hiç? Ya da bir lojistik firmasının sizin istediğiniz navlun fiyatına göre iş yaptığını gördünüz mü?

Peki neden Gümrük Müşavirliği asgari ücretinin belirlenmesi komisyonunda müşterilerimiz var? Ücreti belirle, işini elinden al, üstüne bir de bin bir türlü riski bana yükle ondan sonra bilmem ne endeksinde gümrük yüzünden şu sıradayız.

LPI Endeksi ve Doing Business Raporuna ilişkin anketlere kimler cevap veriyor? Kaç kişi? Siz Dünya Bankasından hakemlerin gelip yerinde inceleme yaptığını duydunuz mu? Ben bir kez duydum. Onları da Gümrük Müşavirleri davet etti. 2017 raporunda 655 dolar olarak belirlenen ithalat gümrükleme maliyetinin 2018 yılında hakemler gelip yerinde inceleme yaptıktan sonra 46 dolara düştüğünü ve raporun revize edildiğini gördüm. Şimdi bana kim anlatabilir LPI Endeksinin güvenilirliğini?

İki mesajım var. Biri sayın Gümrükler Genel Müdürümüze diğeri meslektaşlarıma.

Sayın Genel Müdürüm, memleketinizde yaşadığınız ve gerilime neden olan konuda olduğu gibi (gerilme neden olduğunu ben söylemiyorum basın organlarında bu şekilde yer verildi) siz gecenizi gündüzünüze katsanız da bir çok çalışma yaparak hiçbir probleme kulak tıkamayıp çözüm üretseniz de maalesef bu sızlanmaları hep duyacaksınız. Çünkü istediğini aldıkça hedef büyüten bazı insanlarla karşı karşıyasınız. Hafta sonu olanlar umarım bizlerin ne hissettiğinin anlaşılabilmesi açısından bir merhale daha yol alınmış olmasına yarar.

Değerli meslektaşlarım, ‘var mı buz gibi soğuk sudan içeeen!?’ Bence bu soğuk su teklifini kaçırmayın! Zira daha sonra yağmurlu havada bunu da bulamayacaksınız. Ben önden pazarın soğuk su boşluğunu doldurayım! Bildiğiniz gibi bizim sektörümüzde bana sürekli 'önemli bir boşluğu doldurduğumu' söylerler. 

Kalın sağlıcakla…

Erdem İLBEYİ
Yorumlar
Elinize sağlık, çok güzel bir anlatım olmuş.
eline sağlık, güzel yazı olmuş.. anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları