“Fikri Mülkiyet İhlaline Konu Eşya”

Son Güncellenme Tarihi: 26.12.2019
TİCARET BAKANLIĞI ÜTOPYASI II- BİR SOSYAL SORUMLULUK ÇAĞRISI:

Fikri Mülkiyet İhlaline Konu Eşyada “TAKAT” Projesi Önerisi

Emrah ASLAN


“Allah (c.c.) israf edenleri sevmez” (A’râf/31).



“Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet”. Bu açıklama, Türk Dil Kurumu’nun “takat” kelimesi için verdiği tanım…

Bu makalenin konusunu da, Türkiye olarak “takat”imizin olduğuna inanılan ve olması her halükarda yararlı olan bir konu oluşturuyor.

Zira gümrüklerde sadece 2018 yılında, 379 milyon 650 bin 480 TL değerinde ürünün imhası gerçekleştirilmiş. Rakamlar gerçekten çok yüksek. Bunların içerisinde fikri mülkiyet ihlali nedeniyle el konulan pek çok tekstil ve giyim eşyası da var… Dileyenler, Bakanlığın resmi internet sitesinde yer alan ve halkın erişimine açık olan 2018 Yılı Faaliyet Raporu’ndan konuya ilişkin detaylara kolaylıkla ulaşabilir.

A. MEVZUAT BAKIMINDAN MEVCUT DURUM:

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 57 nci maddesi uyarınca; fikri ve sınaî hakların ihlal edildiği gerekçesi ile Gümrük İdaresince gümrük işlemleri durdurulan veya alıkonulan eşya, yetkili mahkemece alınan karar doğrultusunda imha veya asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye ediliyor.

Kanunun 57 nci maddesi kapsamında ayrıca, kolaylaştırılmış imha denilen bir prosedür daha bulunmakta. Gümrük idaresince gümrük işlemleri durdurulan veya alıkonulan eşyanın mahkemece fikri ve sınaî hakları ihlal ettiğinin tespitine gerek olmaksızın kolaylaştırılmış imha kapsamında, gümrük kontrolü altında imhasına gümrük idaresi tarafından izin verilebiliyor. Detayları Gümrük Yönetmeliğinin 105 inci maddesinde yer alan kolaylaştırılmış imha prosedüründe; gümrük işlemleri sırasında fikri ve sınai bir hakkı ihlal ettiğinden şüphe edilen eşya için mahkemede dava açılmaksızın veya mahkeme kararı beklenmeksizin beyan sahibi veya eşya sahibince gümrük idaresine ibraz edilen bir muvafakatname üzerine eşyanın imhası (bir nevi israf ve doğa kirliliği) gerçekleştiriliyor.

B. FİKRİ MÜLKİYET İHLALİNE KONU EŞYADA ÜÇÜNCÜ ÜLKE UYGULAMALARI:

Elbise ve ayakkabı, fikri mülkiyet ihlaline konu eşyanın büyük bir çoğunluğunu oluşturmakta.

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Muhafaza Danışma Komitesinin, “Fikri Mülkiyet İhlaline Konu Eşyanın Çevresel Tehlikesiz Tasfiye ve İmhası” başlıklı 30 Ağustos 2017 tarihli raporu, aynen şöyle bir tavsiye içermekte:

“Potansiyel bir alternatif olarak; çevresel etki ve maliyetler, sahte giysi ve ayakkabıların insani kullanım için bağış yoluyla tasfiye edilmesiyle azaltılabilir.”( )

1- Fikri Mülkiyet İhlaline Konu Eşyada İngiltere Örneği:



İngiltere’de bulunan Kilise Vakfı, 2010 yılından bu yana fikri mülkiyet
ihlaline konu el konulan eşyanın tasfiyesini bir hayır kuruluşu olarak gerçekleştiriyor.

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü raporlarında da övgüyle bahsedilen bu tasfiye yönteminde Kilise Vakfı; İngiliz Ticaret Standartları Kurumu, İngiliz Gümrük İdaresi ve Telif Hakkı Hırsızlığına Karşı İngiltere Federasyonu ile ortak çalışıyor.

Vakıf, el konulan ürünlerin çevreye tamamen zarar veren ve bir maliyeti olan imhası yerine, bu ürünlerin markalarını ve etiketlerini sökmekte ve daha sonra tasarımsal değişikliğe giderek “HIS” etiketi altında insani yardım olarak bağışını yapmakta.



Kilise Vakfı’nın bu alandaki örnek başarısını BBC haberlerinde de görebiliyoruz. Bugün bu vakıf, Afrika kıtasına kadar hayır işlerine ulaşabilmiş durumda. Dileyenler haberin detaylarına https://www.bbc.com/news/uk-16058275 linkinden ulaşabilir. Kilise Vakfı adı altında bir kuruluş böylelikle, gümrükler ve diğer kamu kurumları tarafından el koyulan fikri mülkiyet ihlaline konu ürünleri yardıma muhtaçlara ulaştırabiliyor… Haberi okuyanların da görebileceği üzere, bu vakıf günümüzde Avrupa ve Amerika kıtasındaki farklı ülke gümrüklerine de destek vermekte.

Fikri mülkiyet ihlaline konu ürünlerin İngiltere’de insani yardım kuruluşlarına bağışlanmasının yanı sıra, ayrıca insani yardıma konu olamayacak sahte ürünler de yine doğaya zarar vermeden tasfiye edilebilmekte. Örneğin sahte lüks çanta, cüzdan gibi ürünler Polis Teşkilatına bağışlanmakta ve dedektör köpeklerin eğitiminde kullanılmakta, sahte batarya ve şarj ürünleri çevre dostu geri dönüşüme tabi tutulmakta…

2- ABD Uygulaması Örneği:

Fikri mülkiyet ihlaline konu ürünler; güvenli ise ve sağlığa zararı yoksa ABD’de el konulan bu ürünlerin tasfiyesi bağış yoluyla yapılabilmekte.

Yine 2005 yılında yaşanan Katrina Kasırgası sonrası ABD Gümrük İdaresi tarafından toplamda 20 milyon doları aşan kıymete sahip giysi, ayakkabı, şapka, yatak, hatta oyuncak ve köpek maması da dahil fikri mülkiyet ihlali sebebiyle el konulan pek çok ürünün afet sonrası yerel halka dağıtıldığı da bilinen bir gerçek .

3- Kore ve Filipinler Örneği:

Konu hakkında insanın içini ısıtacak bir diğer örnek ise Kore ve Filipinlerden…

Kore’de gümrük makamları, fikri mülkiyet ihlaline konu sahte spor ayakkabılarını çizimleriyle süsleyerek değiştirmek için gönüllüleri davet ediyor ve yeniden tasarlanan ayakkabılar yetimhanelere bağışlanıyor.

Yine Kore’de, öğrencilerde farkındalık oluşturmak amacıyla bağış yoluyla tasfiye kapsamında el konulan binlerce ayakkabıya öğrencilerin tasarım ve çizim yapmasına izin verilmiş, akabinde bu ayakkabılar insani yardım kurumlarına bağışlanmış.

Filipinlerde ise, 2013 yılında yaşanan Haiyan Tayfunundan zarar gören afet bölgesi halka, fikri mülkiyet ihlaline konu el konulan elbise ve ayakkabılarla yardım ulaştırılmış …

4- Çin Uygulaması:

Çin’de de; fikri mülkiyet ihlaline konu el konulan eşya; markasızlaştırma işlemi sonrası yardım kuruluşlarına bağışlanmakta. Çin devletinin, Çin Kızıl Haç Örgütü ile mutabakatı kapsamında insani yardım yoluyla bu ürünlerin tasfiyesi yapılıyor.

DEĞERLENDİRME VE TAVSİYELER:



İşin özeti; sağlığa zararlı olmayan her tür sahte eşyanın barışçıl tasfiyesine gidilebiliyor…

Muhtemel eleştirilerin önünü kesebilmek için bu yöntemlerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına da uygun olduğunun altını baştan çizelim. Keza DTÖ Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması kısa adıyla TRIPS Anlaşması ile gümrüklere verilen temel görev, fikri mülkiyet ihlaline konu olan ürünlerin ticaret kanalları dışında tasfiyesi. Zaten ABD, İngiltere, Kore gibi örnekler de bunun kanıtı…

Bizde de mahkemelerce verilen imha kararı yerine, eşyanın asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye kararı yoluna gidilmesi için hakimler nezdinde bir farkındalık çalışmasının Adalet Bakanlığımızca başlatılabileceği, buna mukabil insani yardım kuruluşlarımız ve bakanlıklar ile ortak bir protokole imza atılabileceği, bu marifetle doğaya dost tasfiye metotlarının hayata geçirilebileceği, milyonlarca liralık imha maliyetlerinin önüne geçilebileceği, bu paraların daha iyi alanlara kaydırılabileceği, fikri mülkiyet ihlaline konu bu ürünlerin asli niteliklerinin değiştirilmesinde insani yardım kuruluşları gönüllülerinin desteğinin alınabileceği güzel günlere geçmek mümkün…

Yine bu amaçla, “basitleştirilmiş imha” düzenlemesinin, bu ürünlerin bağış yoluyla tasfiye edilebilmesi amacıyla “basitleştirilmiş tasfiye” olarak düzenlenmesi ve sağlığa zararlı olmayan ürünlerin gereksiz yere imha edilmesi yerine bağış yoluyla tasfiye edilebilmesinin önü açılmalı.

Böylelikle bu ürünlerin yine tasfiyesi yapılmış olunacak ve çevre dostu bir yaklaşımla imha ve atık sahası kirliliğine sebebiyet verilmeyecek; hem bir maliyet doğmayacak, hem de bu alanlarda görev yapan kamu personelindeki muhtemel “zengin para babası markaların bekçiliğini yapıyoruz” zihniyeti yerine “hayır işlenmesine vesile oluyoruz” motivasyonu hâkim olabilecek… Marka sahibi firmalar da; markalarının devlet nezdinde daha iyi korunmasını elde edebilecek. Kısacası hem devlet, hem yoksullar, hem marka sahipleri hem de doğa kazanacak…

Biz de konunun geçmişini ve şu anki uygulamayı araştırdığımızda, daha çok yeni olan ve 5 Haziran 2018 tarihinde AFAD ile mülga Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız arasında yapılan “Acil ve İnsani Yardım Malzemelerinin Bedelsiz Temini Hakkında İşbirliği Protokolü” aslında iyi bir başlangıç. Bu protokol ile güzel bir yol açılmış. Ancak uygulamada, iyileştirmeye ve etkinleştirmeye ihtiyaç var gibi. Bu Protokolün başlangıcından günümüze ve ilerleyen dönemde de, yıllık bazda protokolün uygulama verimlilik analizinin yapılması yararlı olacaktır. Yine maalesef fikri mülkiyet haklarını ihlal nedeniyle imha edilen ürünler konusunda, bu protokol ile konunun bittiğini söylemek çok zor…

Kısacası, fikri mülkiyet haklarının en iyi korunduğu söylenen AB ülkeleri, ABD ve Kore gibi gelişmiş ekonomilerde, fikri mülkiyet ihlaline konu eşyanın bağış yoluyla tasfiyesi yapılabiliyor. Doğru ve insani olan da bu açıkçası. Son olarak, İtalya tarafından uluslararası örgütlere sunulan bir raporda, bu ürünlerin bağış yoluyla tasfiyesine AB mevzuatının imkan verdiği de açıkça ortaya konulmuş durumda. Dileyenler bu raporun aslına da internetten rahatlıkla ulaşabilir .



Örnekler bu şekilde…

Dünyanın farklı noktalarından, bu konuya gerekli insani bakışta bulunulmuş!

Biz de ise; gümrükte “basitleştirilmiş imha”, el konulan eşya için mahkeme kararları uyarınca “imha”…

Ciddi bir bilinç, iyileştirme ve farkındalık ihtiyacı söz konusu…

Konunun bir başka bakımdan daha faydalı olduğunun altını bir kez daha çizmek gerekli. Çoğu insan duymuştur, yakın dönemde çok güzel bir proje başladı Türkiye’de: “Sıfır Atık Projesi”. Emeği geçen herkesin bizzat tebrik edilmesi gereken bir proje.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Sn. Emine Erdoğan inisiyatifiyle başlatılan Sıfır Atık Projesi kapsamında; israfın önlenmesi, atığın azaltılması ve atıkların dönüştürülmesini kapsayan atık yönetim felsefesi olarak önemli bir paradigma değişikliğine gidildi.

Makalemizin konusunu oluşturan fikri mülkiyet ihlaline konu el konulan ürünlerde söylenebilecek söz de, tüm bu örnekler ve felsefe ışığında, bir sosyal sorumluluk çağrısı olarak; Ticaret Bakanlığı-Adalet Bakanlığı-Kızılay-Ahbap Platformu-Türkiye Diyanet Vakfı (TAKAT) Protokolü yapılabileceği.

Böyle bir protokol ile Adalet Bakanlığı tarafından hâkimlerin imha kararı yerine asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye kararı almaları için bir farkındalık çalışması yapılabilir. Ticaret Bakanlığı da bu işin ve ürünlerin toplanma merkezi olarak süreci koordine edebilir, gerekli mevzuat değişikliklerini hayata geçirebilir, kamu personeline gerekli eğitim ve farkındalık çalışması yapabilir, sağlıklı ürünlerin geri dönüşümü ve bağış yoluyla tasfiyesi için anılan sivil toplum kuruluşları ile uyum içerisinde çalışabilir. Ahbap Platformu gönüllüleri de; - Kore’de öğrencilerin ve İngiltere’de Kilise Vakfı’nın yaptığı gibi- elbise, ayakkabı vb. bağış olabilecek bu ürünlerin üzerinde tasarımsal değişiklikler yapabilir, akabinde de Diyanet Vakfı ve Kızılay tarafından bu ürünler yardıma muhtaç insanlara ulaştırılabilir.

Zira örneklerden de anlaşılacağı üzere; hem depolama masrafı, hem hamaliye giderleri, hem imha masrafı, hem doğaya zarar, hem imha sonrası atık yönetimi… vb. birçok maddi kayıp ve doğa katliamlarından kurtulmak için çözüm var. Hem de insani bir vazife, bir sosyal sorumluluk konusu…

Durum bağış olunca, bu alanlarda çalışan kamu personelinde vuku bulacak manevi motivasyonu, bu vesileyle fikri mülkiyet haklarının da daha etkin korunacağını ve yine konuya dair farkındalığın artacağını da unutmamak lazım!

Gerekli adımların atılması, mevzuat iyileştirmelerinin-düzeltmelerin yapılması ve geçip gideceğimiz bu dünyada insani borcumuzu daha iyi ödeyebilmek için “BAĞIŞ YOLUYLA TASFİYE” günleri dileğiyle…

Emrah ASLAN
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları