Gümrük Kanunu 235. Madde Kapsamında Salınan Cezaların Hukuki Niteliği Hakkında

Son Güncellenme Tarihi: 26.04.2022
Mıraz SARI

Mıraz SARI

Gümrük Kanunu’nun 235. Maddesi kapsamında düzenlenen para cezaları ve mülkiyeti kamuya geçirme cezalarının sıklıkla salındığı akabinde ithalatın çok yüksek olduğu ülkemizde çoğu şirketlerin bu cezalara maruz kalacağı ve/veya kaldığı izahtan varestedir. Ancak düzenlenen işbu ceza kararlarının AİHS, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk Ceza kanunu ve özelde Gümrük Kanunu çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir.

Öncelikle suç nazariyesi, olarak da ifade edilen suç teorisi, suç olanı, suç olmayandan ayırt etmeye yarayacak hususları araştırmaktadır. Bir fiilin suç olarak nitelendirilebilmesi için bazı unsurların mevcudiyetine ihtiyaç bulunduğu bilinmektedir. Ayrım yapılmaksızın tüm suçlar bakımından aranması gereken bu kurucu unsurlar, ceza hukuku doktrininde genel olarak, maddi unsurlar, hukuka aykırılık unsuru ile manevi unsurlar olarak sınıflandırılmaktadır. Bu unsurlardan herhangi birinin yokluğu halinde suçun işlenmiş sayılmayacağı gerek doktrinde gerekse mevzu hukukta genel kabul görmüş bir ilkedir.

Hukuka aykırılık unsuru, tipiklik unsuru ile de ilişkilidir. Şöyle ki; tipiklik, fiilin soyut kavramlarla tanımlanmasıdır. Somut fiil, daha önce yapılmış olan soyut tanıma uygun ise bu fiil gerçekleştiğinde, suç teşkil eden tipik haksızlık da gerçekleşir. Bu durumda, fiilin kanuni tanıma uyması, o fiilin hukuka aykırılığı açısından bir karine oluşturur. Durum bu olmakla birlikte, hukuka uygunluk nedenleri, tipiklik gerçekleşmiş olsa dahi fiilin hukuka aykırı olmasını engellemektedir. Yani tipe uygun bir fiilde hukuka uygunluk sebebi var ise bu fiil tipikliğini değil; ancak HUKUKA AYKIRILIĞINI ORTADAN KALDIRIR.
Bu sebeple kanunda belirlenen suç tanımına uygun düşen fiilin hukuka uygunluk nedeninin var olup olmadığı araştırılması gerekir ki böyle bir davranışın var olması halinde fiilin hukuka aykırı olduğundan bahsedilemeyecektir. Diğer bir deyişle, bir hukuk kuralının infazını emrettiği veya buna için verdiği fiilin başka bir hükümle cezalandırılması kati surette mümkün değildir.

Bu açıklamalar ile ele alacak olursak; genelgeler ile (2019/1 genelge ve sair.) mükelleflere seçimlik haklar sunarak ‘yurt dışı gider’ beyanı ile mükelleflere seçimlik haklar verildiği nettir. Bu seçimlik haklardan olan yurt dışı gider olarak fiktif kıymet artırım yöntemi ile gözetim belgesi zorunluluğunu bertaraf etmektedir ki bu suç teorisi bakımından HUKUKA UYGUNLUK NEDENİDİR. Bu yönüyle gözetim belgesi ibraz edilmemesi halinde 235/1-c ve 235/4-c kapsamında ceza kararı düzenlenmesi hukuka açıkça aykırıdır.

Bir diğer yönüyle de, Türk Ceza Kanununun 2. Maddesi, Anayasanın 38/1 maddesi ile AİHS’nin 7. maddelerinde paralel düzenlemeler içeren ‘’suçta ve cezada kanunilik ilkesi’’ açısından da ilgili madde kapsamında ceza kararı düzenlenmesi kanuna ve hukuka açıkça aykırılık teşkil edecektir. Çünkü Gümrük Kanununun 235. Maddesinde gözetim belgesi ile kayıt belgesi açıkça sayılmamıştır ve bu yönüyle de ceza kararı düzenlenmesi kanuna açıkça aykırılık teşkil edecektir.

Gözetim belgesinin ibraz edilmediğinden bahisle düzenlenen ceza kararının, cezanın kesilmesine neden olan fiilin anılan madde kapsamına girmediği sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile iptal eden yerel mahkeme kararını;

Danıştay 7. D. 2015/6801 E. 2018/2897 K. Sayılı kararı ile yine ‘’.cezanın kesilmesine neden olan fiilin, anılan madde kapsamına girmediği anlaşıldığından.’’ gerekçesi ile yerel mahkeme kararı onanarak ‘’suçta ve cezada kanunilik ilkesi’’ gerekçesi ile iptal edilmiştir. İşbu hukuka aykırılık durumu gözetim belgesi, ithalat kayıt belgesi ile tareks cezaları için emsal şekilde uygulanmaktadır.

Ceza yargısı çerçevesinde yorumlamaya çalıştığımız bu yazımıza zaman ayıran tüm ilgililere teşekkür ederim.

Saygı ile

Av.Mıraz SARI
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları