Gümrük Kanunu Taslağı Hakkında Değerlendirme

Son Güncellenme Tarihi: 14.02.2019
Atilla ŞAHİN

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

Gümrük Kanunu Taslağı İle Getirilen Yeni Düzenlemelere Kısa Bir Bakış Giriş

Bilindiği üzere mevcut işlem ve kuralları basitleştirerek günümüz koşullarına uyarlamak ve elektronik ortamda işlem yapılabilmesinin önünü açmak amacıyla 2005 yılında Avrupa Komisyonu tarafından mevcut Topluluk Gümrük Kodunu baştan aşağıya değiştiren “Modernize Gümrük Kodu” çalışmaları başlatılmış ve 2008 yılında anılan Kod kabul edilerek yayımlanmıştır.
Modernize Gümrük Kod’unun esas itibariyle üç amacı bulunmaktadır.

1. Teröre karşı emniyet güvenlik önlemleri,
2. Gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi,
3. Gümrük işlemlerinin bilgisayarlaştırılması

Bu kapsamda 2009 yılında 4458 sayılı Kanunda gerekli düzenlemeler yapılarak yürürlüğe konulmuştur. Ancak Lizbon Anlaşması hükümleri gereği 20 Şubat 2012 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından “Birlik Gümrük Kodu” (Union Customs Code-UCC) taslağı hazırlanarak, 9 Ekim 2013 tarihinde Avrupa Birliğince kabul edilmiş ve “952/2013 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Tüzüğü” olarak AB Resmi Gazetesinde yayımlanmıştır..

Birlik Gümrük Kodu ile elektronik gümrük sistemlerinin ve tekniklerinin uygulanması için en geç 31 Aralık 2020 tarihini belirlemiş olup söz konusu sistemlerin anılan tarihte AB düzeyinde hazır olması ve tüm AB üyesi ülkelerde uygulamaya başlaması gerekmektedir.
Birlik Gümrük Kodu, 2020 yılının sonuna kadar kademeli olarak kağıtsız bir gümrük ortamına geçilmesini öngörmekte olup, yapılan bu düzenlemelere paralel olarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun mevcut haliyle revize edilmesi yerine Birlik Gümrük Koduna uygun bir sistematiğe sahip yeni bir gümrük kanununa ihtiyaç olduğu gerçeğinden hareketle “Taslak Gümrük Kanunu”nun hazırlanıp Ticaret Bakanlığı’nca paydaşlarının görüşlerine sunulması ve yapılan önerilerin kısmi de olsa dikkate alınacak olması çok önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Gümrük Kanunu Taslağı’nın sistematiğinin kanun tekniği açısından 4458 sayılı Kanun’na göre oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Bunla birlikte 4458 sayılı Kanun’nun ruhunun bu Taslak Kanun’a da yansıdığı gözlenmektedir. Özellikle cezalarla ilgili bölüm ve maddelerde halen Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’dan bakiye kalan hükümlerin bulunması özellikle basit hatalarda ağır mali ve cezai yükümlülükler doğurmaktadır. Bu durum, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması anlayışı ile çelişkili bir durum yaratmaktadır.
Diğer yandan ithale konu ürünlerden insan sağlığı, bitki varlığının ve hayvan sağlığının korunması, çevrenin korunması gibi önem arz eden ürünler hariç, ithalinde ilgili teknik mevzuatı gereği uygunluk değerlendirmesine tabi ürünlerin gümrüklerde beklemesine yol açıp ticaretin maliyetlerini artırdığından, Piyasa Gözetim ve Denetim Mevzuatı hükümlerine göre piyasalarda denetimin sağlanmasına ilişkin Gümrük Kanun Taslağı’na bir hüküm konulmasının yararlı olacağı değerlendirilmektedir.



BAŞLICA YENİ YAPILAN DÜZENLEMELER

1. Gümrük Rejimleri;
a) Serbest dolaşıma giriş rejimini,
b) Özel rejimler,
 Transit rejimi
 -Gümrük antrepo ve serbest bölgeleri kapsayan depolama rejimi
 -Geçici ithalat ve nihai kullanımı kapsayan özel kullanım rejimi
 -Dahilde ve hariçte işlemeyi kapsayan işleme rejimi
c) İhracat rejimini,

olmak üzere üç ana rejim olarak belirlenmiştir.

• Gümrük antrepo ve serbest bölgeleri kapsayan “Depolama Rejimleri” getirilmiş olup, bu rejime tabi tutulan eşyaların bu rejimde kalma süresi sınırsız olarak belirlenmiştir.

• Meri Gümrük Kanunu’ndaki nihai kullanıma ilişkin hükümler nihai kullanım rejimi olarak belirlenmiş olup, geçici ithalat rejimi ile birlikte “Özel Kullanım Rejimi” olarak düzenlenmişti.



2. Geçici depolama beyanı getirilmiştir..

Özet beyan eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine girişinden önce verilir hükmü ile uyumlu olması açısından bu şekilde bir düzenleme yapılması Kanun’nun sistematiğine uygun olduğu değerlendirilmektedir

5. Bağlayıcı Tarife Bilgisi’nden yaralanma süresi üç yıl olarak belirlenmiştir.

4. Yetkilendirilmiş yükümlü ile ilgili yasal çerçeve oluşturulmuştur.
Yetkilendirilmiş yükümlü ile ilgi olarak meri Gümrük Kanunu’nun çeşitli maddelerinde Bakanlığa verilen yetkiler geniş bir şekilde yorumlanmak suretiyle Gümrük İşlemlerinin Koaylaştırılması Yönetmeliği kapsamındaki hükümler çerçevesinde yürütülmekte idi. Yönetmelikte yapılan düzenlemelerin yasal dayanakları Taslak Kanun ile oluşturulması olumlu olarak değerlendirilmektedir.

5. İtiraz başvurusunun karara bağlanmasından önce yükümlü tarafından başvurulması halinde itiraz geri alınarak uzlaşma talebinde bulunulabilmenin yolu açılmıştır.

“İtiraz başvurusu karara bağlanmadan, yükümlünün bir dilekçe ile ilgili gümrük idaresine itirazından vazgeçerek uzlaşmak istediğini bildirmesi halinde itiraz edilmemiş sayılır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yükümlü bu maddenin birinci fıkrasına göre itiraz edebilir veya dava açabilir.”

kanun yasa ile ilgili görsel sonucu

Ancak, “Uzlaşma talebi, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde yapılır”

hükmü Taslak Kanun’nun yukarıda belirtilen madde hükmü ile getirilen hakkın kullanımını sınırlayacağı değerlendirilmektedir. Çünkü itraz edilip te henüz bir aylık süre içinde karara bağlanmamış işlemlerde, ekseriyetle on beş günlük süre aşılacağından Taslak Kanun’un 35/(4) üncü maddenin kullanım hakkı 15 günlük süre ile sınırlanmış olacağından düzenlemenin amacına uygun olmayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu fıkra hükmünün yeniden düzenlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

6. Gümrük idarelerince alınan kararların askıya alınması sistemi getirilmiştir.

Bu hüküm, gümrük idarelerine, kararın gümrük mevzuatına aykırı olduğu hususunda esaslı bir neden olması ya da itiraz eden kişi açısından telafisi imkansız bir zararın ortaya çıkabileceği durumlarda, kararın uygulanmasını (ithalat vergisine tabi ise teminat alınmak suretiyle) tamamen veya kısmen askıya alabilme yetkisi tanımaktadır.

Bu düzenleme, 3577 sayılı İdari Yargılama Ususlü Hakkında Kanun’nda belirtilen yürütmeyi durdurma kararı alınmasının yasal gerekçelerinde olduğu gibi benzer şekilde idarece Kararın yürütülmesinin askıya alınması öngörülmüş olmakla idari yagıya intikal edecek olası yürütmeyi durdurma davalarının açılmasının azaltılması açısından olumlu bir düzenleme olduğu değerlendirilmektedir.


7. Teminat sistemi, Ortak Transit Sözleşmesi hükümleri ve yetkilendirilmiş yükümlü ile ilgili düzenlemeler dikkate alınmak suretiyle yeniden belirlenmiş ve kefil uygulaması getirilmiştir.

• Zorunlu teminat ve
• İhtiyari teminat sistemi getirilmiştir.
Ayrıca kabul edilebilecek teminatlar olarak;

- Kefil tahhütnemesi ve
- İthalat veya ihracat vergilerinin ödeneceğine dair eşdeğer güvence sağlayan ve yönetmelikle belirlenen başka bir teminatın teminat olarak kabul edilebileceği hükmü getirilmiştir.
- Kefil, yürürlükteki hükümlere uygun olarak faaliyette bulunan bir kredi kuruluşu, finans kurumu, sigorta şirketi veya Bakanlıkça kabul edilen başka bir kişidir.
- Kefil, güvence altına alınmış olan ithalat veya ihracat vergilerini ödemeyi yazılı olarak taahhüt eder.
Bu hüküm ile gümrük alacağı için, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulu Hakkındaki Kanun’un ihtiyati tahakkuk, ihtiyati haciz gibi kamu alacağını baştan teminat altına alan uygulamaya eşdeğer bir uygulama öngörülmüştür.

8. Elektronik tebliğat uygulaması öngörülmüş.
Yükümlülere, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir. Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Genel idari düzenleme ile getirilen elektronik tebliğat uygulamasına gümrük iadrelerince yapılacak tebliğatlar açısından yasal bir zemin oluşturulmuştur.

9. Süreler ile ilgili mücbir haller daha ayrınıtılı olarak kapsayıcı olarak belirlenmiştir.

10. Beyanın eşyanın gümrüğe sunulmasından önce de verilebileceği öngörülmüştür.

Ancak 30 gün içinde eşyanın gümrüğe sunulmadığı durumlarda beyanname verilmemiş sayılır.

11. Merkezi Gümrükleme sistemi öngörülmüş.
Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü tanınan kişilerin başvurusu üzerine gümrük beyannamesinin, eşyanın sunulduğu gümrük idaresi yerine bu kişinin yerleşik olduğu yerdeki gümrük idaresine verilmesine izin verebilir

Belki de en çok tartışılacak yada uygulaması kısıtlı maddenin bu düzenleme olacağı düşünülmektedir. Bu sisteme göre karşılıklı tanıma anlaşmalarına dayanılarak merkezi Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olan yetkilendirilmiş ekonomik operatörler, Türkiye’de gümrüğe sundukları eşyanın beyanını bulundukları ülkedeki gümrük idaresine verebilecekler. Bu uygulama kısa vadede ulusal düzeyde pilot uygulamalar ile iç gümrükler açısından uygulanması mümkün görünüyor. Uzun vadede AB Konsey Yönetmeliğindeki merkezi gümrükleme projesinin yaygınlaşması halinde ve Türkiyede ulusal vergi mevzuatında gerekli değişikliklerin yapılması halinde söz konu olabilecektir.

Bilindiği üzere gümrük vergilerinin uygulanmasında destinasyon(varış ülkesi) prensibi hükümleri uygulanmata olup, ihracatta vergiledirme yapılmamaktadır. Merkezi gümrükleme metodu ise destinasyon prensibine istisna olarak ithal ülkesinde tahsili öngörülen ithalat vergilerinin ihraç/sevk ülkesinde beyan ve ödenmesine imkan veren bir sistem olması nedeniyle bu uygulamanın ülkemiz açısından mevcut ulusal vergi kanunlarımız(VUK, KDV, ÖTV Kanunu) açısından bu kanunlarda köklü değişiklikler yapılmadan uygulanması olanaklı görükmüyor. Bu nedele ancak ülke sınırları içinde ithaltın yapılacağı gümrük idaresi yerine beyanın yapılacağı diğer bir gümrük idaresinden bu uygulamanın yapılabilmesi olanaklı görülmektedir.

12. Öz değerlendirme sistemi öngörülmüş.
Gümrük idaresince yapılması gereken belirli gümrük işlemlerini yerine getirmek, ödenecek gümrük vergilerini belirlemek ve gümrük gözetiminde belirli kontrolleri gerçekleştirmek üzere yetkilendirilmiş yükümlü statüsü tanınan kişilere izin verebilir.

13. Gümrük Müşavirliği tüzel kişiliği ve ortaklığı konusunda yetki ve sorumluluklar konusunda önemli değişiklikler öngörülmüştür.

14. Gümrük Müşavirleri hakkında hangi fiilerin disiplin cezalarına konu oluştuğu konusunda tanımlar yapılmıştır.
4458 sayılı Kanunda gümrük müşavirlerine verilecek disiplin cezaları sayılmış ve genel bir tanımlama yapılmıştı. Ancak disiplin cezalarına konu fiillerin neler olduğu sayılmamıştı. Bu dıurum hukuki bir boşluk yaratıyordu. Bu düzenleme ile belirtilen hukuki boşluğun doldurulmuş olduğu değerlendirilmektedir.

15. Vergi farklılıklarına uygulanacak cezalar, meri Kanun’un 234’üncü maddesine paralel düzenlenmiş ancak tarife ve kıymet unsuraları tanımları kaldırılarak doğrudan;
“Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici kabul rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak yapılan muayene, denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda, alınması gereken ithalat vergilerinin beyana göre hesaplanan gümrük vergilerinden fazla olması halinde fark ithalat vergilerinin yanı sıra vergi farkının üç katı para cezası alınır. Ancak farklılığın laboratuvar tahlili sonrasında ortaya çıkması durumunda ceza, vergi farkının bir katı kadar uygulanır.”

kanun yasa ile ilgili görsel sonucu
Şeklinde düzenleme yapılmış olup, düzenlemede, son cümlenin,

“Ancak. farklılığın laboratuvar tahlili sonrasında ortaya çıkması; beyana mesnet teşkil eden bilgi ve belgeler doğru olmasına karşın, kurun yanlış beyan edilmesi, rakam hatası gibi maddi hatalar nedeniyle oluşan fark vergilerin yanı sıra vergi farkının yası oranında ceza uygulanır.” şeklinde düzenlenmesinin yeniden değerlendirilmesinin taraf olduğumuz 2006/10160 sayılı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin(Revize Koyoto Sözleşmesi) 3.342üncü stnadardında belirtilen hile ve kasıt içermeyen basit hatalar için ağır cezalar uygulanmaması kuralına uyum açısından değerlendirmeye alınmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

16. Beyanın kontrolü sonucunda tespit edilen aykırılıklara uygulanacak cezalar.
6455 sayılı Kanun kapsamında yer alan kabahat sayılan ve meri Gümrük Kanunu’nun 235 inci maddesi kapsamına alınan idari yaptırım kararları aynen korunmuştur.

Bu madde hükmü 5607 sayılı Kanun’nun yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin 10 uncu fıkarasında tanımlanan kabahat sayılan kaçakçılık fiili olarak tanımlanmış ve bu fıkra hükmü 6455 sayılı Kanun kapsamında yapılan düzenleme ile meri Gümrük Kanunu’nun 235 inci maddesi kapsamına alınarak idari yaptırım kararı gerektiren fiil olarak tanımlanmıştır. Madde metninde tanımlanan fiilin kaçakçılık fiili olarak tanımlanması halinde, ceza kanunu hükümlerine göre suçun unsurları yönünden değerledirilerek kaçakçılık fiilleri için cezanın yüksek tayin edilmesi hukuki bir yaklaşım iken, bu fiilin idari yaptırım kararı kapsamında değerlendirilmesinde uygulanacak ceza miktarının hukuken farklı olması gerekir. Çünkü, Gümrük Kanunu’na göre uygulanacak idari yaptırım konusu fiiller, taksirle işlenen ve teşebbüsünde cezalandırıldığı kabahat sayılan ve kasta bağlı olmayan fiiler olması nedenleriyle uygulanacak cezanın kaçakçılık fiili için öngörülen cezadan belirgin bir şekilde farklı olması hem hukuki hemde hakkaniyet kurallarına uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Ayrıca Revize Koyoto Sözleşmesi hükümlerine göre hile ve kasıt içermeyen fiiler için kaçakçılık fiileri için öngörülen cezaların uygulanması Sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturur.

2006/10160 sayılı Milletlerarası Sözleşmesinide(Revize Koyoto Sözleşmesi); “hatalar” başlıklı 3.39 uncu standardında;
“ 3.39. Standart : Gümrük, hataların kasıtlı olmadığına ve hile niyeti ya da ağır ihmal bulunmadığına kanaat getirdiği takdirde hatalar için büyük cezalar yüklemez. Söz konusu hataların tekrar edilmesini önlemek için gerekli olduğunu düşünürse ancak amacı aşmayacak şekilde bir ceza yükleyebilir.”

Hükmü gereği kasıtlı olmayan ve hile niyeti taşımayan hatalardan kaynaklı beyanlar için makul idari ceza uygulanması öngörülmüştür. Bu kapsamda değerlendirildiğinde kasıt ve hile içermeyen basit hatalardan oluşan beyan farklılıklarında uygulanack idari cezaların makul ve uygulanabilir olması önem arz etmektedir.

Diğer yandan Taslak Kanun’nun 219/(1)-c) fıkrası kapsamında idari yaptırım gerektiren beyanlara konu ürünlerin piyasa gözetimi ve denetimine ilişkin mevzuatlarında, bu ürünlerin piyasa denetimi sırasında ilgili teknik mevzuatına uygun olmadığının tespiti halinde uygulanacak ceza oranı asıl mevzuatında CİF bedelinin %60’ ı olarak belirlenmiş iken Taslak Kanun’da çok ağır ceza oranlarının belirlenmiş olması hakkaniyet kuralları ile uyuşmadığı değerlendirilmektedir.

17. Dahilde işleme ve özel kullanım rejimlerinde beyana aykırılıklarda meri Kanun’nun 238’inci maddesindeki hükümler korunmuştur.


Dahilde işleme ve özel rejimlerde, rejim hak sahiplerince bu rejimlerin kullanımı sırasında ekonomik koşullar veya önceden tespiti mümkün olmayan riskler nedeniyle rejim hükümlerine uygun işleme faaliyetleri zaman zaman izin süreleri içinde yerine getirilmemektedir.

Bu nedenle bu rejimlerde süre ihlalinin rejim ihlali olarak değil usul hükümlerinin ihlali olarak değerlendirilip ona göre kademeli olarak usulsüzlük cezası şeklinde düzenlenme yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Diğer yandan Taslak Kanun’un 222/(2) inci maddesinde öngörülen “Birinci fıkranın (c) ve (d) bentlerinde belirtilen eşyanın ceza ödeme süresi içinde gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması halinde, ayrıca gümrük vergileri tutarında idari para cezası verilir.” Hükmü, aynı fiil için ayrı bir ceza tayin edilmesinin ceza hukukunun "non bis in idem" kuralını yani, ceza konusu bir fiil için iki ayrı soruşturma/ceza uygulanamayacağı kuralını ihlal edip etmediğinin hukukçular tarafından yeniden değerlendirilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

Atilla ŞAHİN
Gümrük Müşaviri







Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları