KDV Kanununun 48. Maddesi Ve Gümrük Uygulamalarına Yansımaları

Son Güncellenme Tarihi: 19.01.2018
Haki DEMİRTAŞ

Haki DEMİRTAŞ

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

KDV KANUNUNUN 48. MADDESİ VE GÜMRÜK UYGULAMALARINA YANSIMALARI

I.ÖZET

Katma Değer Vergisi, genel olarak harcamalar üzerinden alınan işlem vergisidir. KDV’nin temel kurallarından biri de indirim hususudur. Katma değer vergisinde indirim mekanizması olduğu için mükerrer vergilendirmenin önü alınmaktadır. İthalat perspektifinden indirim meselesine bakılacak olursa, KDV Kanununun 29/1. maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, ithal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin 3.fıkrasında “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir (1)” denilmekle birlikte takip eden fıkrada vergi indirimi uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi mükerrerliğine ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, bu Kanunun ana ilkelerine uygun olarak gidermeye ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlemeye maliye bakanlığının yetkili kılındığı hüküm altına alınmıştır. Bu nokta-i nazariyeden hareketle vergi mükerrerliğinin önlenmesi bakımından Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun - 5228 (31.07.2004 t. 25539 s. R.G.) (2) ile KDV Kanunun 48.maddesine aşağıdaki fıkranın ilave edildiği ve vergilendirmede adalet açısından ziyadesiyle önemli bir eksikliğin tamamlandığı mütalaa edilmektedir:


Aynı zamanda, kanunun 34/1. Maddesi, ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV’nin gümrük makbuzu üzerinde gösterilmek ve kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hükmüne amirdir. Dolayısıyla Gümrük işlemlerine konu edilen KDV ile vergi dairesine konu edilen KDV’nin irtibatlı olduğu sonucu çıkmaktadır. Vergi veya ceza uygulamalarında bu irtibatın koparılması; göz ardı edilmesi kanunun ruhuyla çelişen mükerrer vergilendirmeyi doğuracağı gibi, vergi aslına bağlı sanal cezaları da gündeme getirecektir. Matematiğin genel kurallarından biri olan eşitliğin her iki tarafının aynı sayı ile toplanması veya her iki taraftan aynı sayının çıkarılması eşitliği bozmaz ilkesinden hareketle, gümrükte hiç ödenmeyen veya eksik ödenen KDV ile Vergi Dairesinde indirim konusu yapılan KDV’yi söz konusu eşitliğin iki tarafı olarak düşünülebiliriz. Şöyle ki: Gümrükte ne kadar fazla KDV öderseniz; vergi dairesinde o kadar fazla tutarı indirim konusu yapma hakkına sahipsiniz; gümrükte hiç ödenmeyen veya eksik ödenen KDV’den mütevellit Vergi Dairesinde ya hiç indirim hakkınız olmaz veya da eksik ödenen oranda indirim hakkına sahip olursunuz. Örnek vermek gerekirse Gümrükte 8-TL Ödenmesi gereken KDV için sehven 1-TL ödenmişseniz; bu defa Vergi dairesinde 8-TL indirmeniz gereken hakkınız 1-TL olacaktır. Dolayısıyla KDV’nin işleyiş mantığı açısından genel yekûn değişmeyecektir. Genel yekûn değişmeyeceği için de bu nevi usulsüzlüklerde Gümrük Kanunun 234. maddesi hükmü mucibince cezai yaptırım uygulanmaması gerektiği açıktır. İlla bir ceza takdir edilmesi gerekirse adından da anlaşılacağı üzere usulsüzlük münasebetiyle (Gümrükte Ödenmesi gereken Verginin; Vergi Dairesinde ödenmesi gibi) Gümrük Kanunun 241. maddesinde belirtilen usulsüzlük cezalarının uygulanması gerektiği mütalaa edilmektedir. Zira Gümrük Kanunun 234.maddesinde belirtilen cezaların uygulanabilmesi için her şeyden önce ortada bir vergi kaybının söz konusu olması gerekir; elzemdir ve olmazsa olmaz şarttır. İlgili Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında da vergi kaybına neden olmayan işlemlerin bu maddenin konusu olamayacağı açık ve net bir şekilde görülecektir. “Madde 234- Bu madde ile başlayan bölüm, vergi kaybına neden olan işlemlere uygulanacak cezalara ilişkin hükümleri içermektedir (3)”
KDV Kanunun işleyiş mekanizması ile Gümrük Kanununun ceza takdiri hususlarına yapılan atıflar makalemizin girizgah bölümünü oluşturmakla birlikte bu çalışmanın asıl amacının 2004 yılında KDV Kanunun 48.maddesinin 5228 sayılı kanunla şekillenmesi ve bu değişikliğin gümrük uygulamalarına yansımaları olduğunu ifade etmek isteriz.

II. ANAHTAR KELİMELER: KDV Kanunu, Gümrük Kanunu, İndirim Hakkı, Mahsuplaşma, Vergi Kaybına Neden Olan cezalar, Sorumlu Sıfatıyla verilen beyan, Mükellef, Vergi Dairesi, YMM Raporu, 1 nolu KDV Beyannamesi, 2 Nolu KDV Beyannamesi, Özel beyanname, İkincil Düzenlemeler, Özelge, Matrah farkı…
III. GİRİŞ
16.07.2004 Yılından Önce KDV Kanunun 48.Madddesi Şöyleydi:


5228 sayılı Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 31.07.2004 tarihli ve 25539 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Söz konusu kanunun 18.maddesinde yapılan düzenlemeyle 3065 Sayılı KDV Kanununun 48.maddesinde yer alan ve vergi adaletsizliğini bertaraf eden ziyadesiyle önemli bir eksiklik tamamlanmış oldu. Eklemenin yapıldığı kanun ve eklenen fıkra aşağıdadır:
KDV Kanununun ilgili maddesinin meri hali ise şu şekildedir:


Bu düzenleme, KDV’si ödenmeden veya eksik ödenerek ithal edilen eşyalara ait KDV eksikliğinin, Vergi dairesine verilecek beyannamelerle (1 -2 nolu KDV Beyannameleriyle veya özel beyannamelerle)(2 Nolu beyannamenin aktif bir şekilde benzer özellikler taşıyan Royalti ve Lisans Ödemelerinde kullanıldığı malumdur) işlem tesis etmek suretiyle telafini mümkün hale getirmiştir. Hatta bu yöndeki değişime Gümrükler Genel Müdürlüğü anında reaksiyon göstermek suretiyle işlemin gümrük tarafında nasıl olması gerektiğine dair yol haritası mesabesinde genelgeler ve tasarruflu yazılar yayımlamıştır (5)-(6). Buna göre gümrük idarelerince eşyanın ithalinde eksik alınan KDV'ye ilişkin çıkartılan ek tahakkuklardan 3065 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında dahilde ödenen KDV'nin düşülmesi işleminin, vergi dairesiyle yapılacak yazışmanın sonucuna göre belirlenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Aynı konunun Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2011/48 sayılı Genelgelerinde de yer bulduğu gözlemlenmektedir (6). Genelgenin 6.fıkrasında Gümrükte ödenmeyen KDV’nin 2 nolu KDV beyannamesi ile ödendiği tereddütsüz bir şekilde anlaşılabiliyorsa bu belgelere göre; belgelerden bir kanıya ulaşılamıyorsa, zikredilen konuların açıklandığı yeminli mali müşavir raporuna göre işlem yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Genelge her ne kadar royalti ve lisans ücretleri özelinde kaleme alınmış olsa da benzer durumlar için de aynı formülün uygulanabileceği mütalaa edilmektedir.
Durum bu minval üzere açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmış olmakla birlikte, söz konusu KDV yaklaşımının Gümrük uygulamalarında tam anlamıyla kabullenilmediği müşahede edilmektedir. Teoriğin pratiğe dönüştürülememesi münasebetiyle birçok mükellef ya mükerrer vergi ödemekle karşı karşıya kalmakta veya da yargı yollarını aşındırmak suretiyle iş gücünü ve enerjisini heba etmeye mecbur bırakılmaktadır.

KDV kanununda durum bu denli açıksa, neden hala gümrük tarafında sorun devam ediyor? şeklinde sorular akıllara gelebilir. Bu sorulara verilen cevapları anlayabilmek için her şeyden önce konuya sadece gümrük tekniği ile çözüm üretme gayretinden kaynaklandığını söylemek gerekir. KDV aslen Gümrük kanununun değil; KDV Kanununun konusu olup, gümrük idaresi tahsil dairesi mesabesindedir. Bu bakımdan KDV konusunda hüküm verirken KDV Kanununu ve mali mevzuatımızı da göz önünde bulundurmak gerekir. Sadece Gümrük tekniği yaklaşımını benimseyenlerin görüşlerinden hareket edecek olursak; eksiklik gümrükte vuku bulduğundan, eksikliğin tamamlanması gereken yer de gümrüktür. Gümrük tekniğine göre eksiklik ya muayene aşamasında ya eşyanın tesliminden sonra yapılan teftişte veya da mükellefin kendi hatasını fark ederek gümrüğe yaptığı beyan üzerine anlaşılmaktadır. Bu üç durumun varlığı da gümrük kanununun 234.maddesinde mütalaa edildiğinden vergi kaybına neden olan işlemler olarak değerlendirilmektedir. Oysa bu düşüncenin geniş perspektifte gümrük kanununun cezalandırma mantığıyla çeliştiği gibi; KDV Kanunun 48.maddesinde yapılan düzenlemenin ruhuna da aykırı olduğu izahtan varestedir. Zira yukarıda da anlatıldığı üzere KDV kanunun 48.maddesinde yapılan değişiklikle Gümrükte hiç ödenmeyen veya eksik ödenen KDV’nin vergi dairesine ödenmesi ve / veya vergi dairesinde indirim konusu yapılması suretiyle telafisi mümkün hale geldiğinden hazine zararı oluşmayacağı gibi vergi kaybı da söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla 4458 sayılı Gümrük Kanunun 234. maddesinde belirtilen, Vergi kaybına Neden olan cezalar bağlamından ayıklanarak işlem tesis edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

IV. VERGİ ASLININ OLMADIĞI DURUMLARDA; VERGİ ASLINA BAĞLI CEZALARDAN SÖZ EDİLEBİLİR Mİ?
Bilindiği üzere Para cezaları, Vergi Aslına Bağlı olan ve Vergi Aslına Bağlı Olmayan (Maktu ve nispi) Cezalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Para cezasına dayanak bir vergi alacağı söz konusu ise, bu para cezası gümrük vergileri alacağına bağlı idari para cezasıdır. Vergi tutarının sadece idari para cezasının hesaplanmasında dikkate alındığı, ortada bir vergi alacağının söz konusu olmadığı para cezaları ise gümrük vergileri alacağına bağlı olmayan idari para cezalarıdır. Makalemizin konusunu teşkil eden KDV Kanunun 48.maddesinin uygulanmasıyla ilgili gümrük idaresinin yapması gereken hususların maddeler halinde sayılıp, döküldüğü Gümrükler Genel Müdürlüğü nün 10.02.2006 tarihli 03175 sayılı tasarruflu yazısında (5) vergi Aslının mahsuplaşmaya konu edileceği, buna mukabil vergi dairesine verilen beyannamelerle ithalde hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi nedeniyle tahsili gereken KDV'ye ilişkin farkların giderildiği hesaplaşmanın verginin aslıyla ilgili olduğu, vergi dolayısıyla ödenmesi gereken ceza, gecikme zammı ve faizleri kapsamadığı hüküm altına alınmıştır. Oysa bize göre vergi aslının olmadığı; daha sarih bir ifadeyle günün sonundaki hesap değişmediği durumlarda vergi kaybına neden olan bir olaydan söz edilemeyeceği için, vergi aslına bağlı cezaların da yok hükmünde addedilmesinin hakkaniyet açısından muvafık olacağı değerlendirilmektedir. Kaldı ki, 21.01.2014 tarih ve 28889 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Tahsilat İşlemleri) (Seri No: 2)’nin 44. Maddesinde açık ve net bir şekilde: “MADDE 44 – (1) Tahsil edilen asli amme alacağının geri verilmesine karar verilirken buna bağlı olarak tahsil edilmiş olan fer’ilerinin de geri verilmesi gerekmektedir (7)”. Denilmek suretiyle Vergi aslının geri verilmesine hükmedildiğinde vergi aslıyla ilgili tüm bağlantılı hususların da iade edilmesi gerektiği açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Özetle asıl verginin olmadığı sonucuna ulaşıldığında; bu vergiyle ilgili fer’ilerin de (Vergi aslına bağlı gündeme gelen cezaların da) kendiliğinden ortadan kalkması gerektiği mütalaa edilmektedir.

V. KDV MATRAH FARKLARINDA CEZA OLDUĞU; KDV MATRAHI DOĞRU OLMAKLA BİRLİKTE ORANIN YANLIŞ BEYAN EDİLMESİ HUSUSU HK.
11.04.2013 tarih ve 28615 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (8) ile KDV’nin ithalat vergileri tanımının içine alınmasından sonra, özellikle cezai yaptırım uygulamalarında ciddi sıkıntılar baş göstermeye başlamıştır. Bunlardan biri de KDV oranının yanlış beyan edilmesiyle ortaya çıkan durumdur. Her ne kadar KDV Kanununun matrah Farklarına Uygulanacak İşlemler başlıklı 51. maddesinde açık ve net bir şekilde “Mükelleflerin ithalde beyan ettikleri matrahla tahakkuk veya inceleme yapanların veyahut teftişe yetkili kılınanların buldukları matrahlar üzerinden hesaplanan vergi farkları hakkında Gümrük Kanunu uyarınca Gümrük Vergisindeki esaslar dairesinde ceza uygulanır (1)” Hükmüne göre matrahları aynı olmakla birlikte KDV oranının sehven yanlış beyan edilmesi halinde ortaya çıkan durum muvacehesinde Gümrük kanunun 234.maddesine (Vergi farkı ve üç kat ceza) göre değil; Gümrük kanunun 241. Maddesine göre (Usulsüzlük cezası) işlem tesis ediliyorken, zikredilen kanun değişikliğinden sonra Maliye Bakanlığının görüşüne atfen KDV oranının yanlış beyan edilmesi durumunda da Kanunun 234.maddesi uygulanmaya başlanmıştır. 6455 sayılı Kanun ile Gümrük Kanunu’nda yapılan değişikliklerin uygulanmasını konu alan 2013/39 sayılı genelgeyle yürürlüğü kaldırılan 11/8/2008 tarihli 2008/21 sayılı genelgenin 2 nci maddesi şöyleydi: “2. Katma Değer Vergisi oranının yanlış beyan edilmesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi farkları ithalatta matrahı değiştirmediğinden, Gümrük Kanunu'nun 234 üncü maddesi kapsamına girmemektedir. Ancak yükümlünün KDV oranını yanlış beyan etmesi nedeniyle Gümrük Kanunu'nun 241/1 maddesine göre işlem yapılacaktır (9)” KDV Kanununda her hangi bir değişiklik olmadan, KDV’nin İthalat vergileri münderecatına alınması ve Maliye Bakanlığının görüşleri mesnet gösterilerek bu nevi köklü uygulama değişikliklerinin her zaman ciddi sorunları da beraberinde getireceğini söylemek yanlış olmaz. Bu Bakımdan konunun ilgililerince yeniden değerlendirilmesi ziyadesiyle önemli olduğu; ayrıca bu meyanda Maliye Bakanlığının sadece Gümrük ve Ticaret bakanlığını değil; tüm kamuoyunu aydınlatmasının elzem olduğu düşünülmektedir.

VI. GÜMRÜKTE EKSİK ÖDENEN KDV’NİN TAMAMLANMASI VE TAMAMLANAN SÖZ KONUSU EKSİKLİĞİN İNDİRİM KONUSU YAPILIP YAPILMAYACAĞI HUSUSU:
KDV Kanununun 29/3.maddesi “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir (1).” hükmüne amirdir. Bu maddeden vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği takvim yılı aşıldığında indirim hakkının kaybedileceği sonucu rahatlıkla çıkartılabilir. Eksik verginin tamamlanma tarihini, verginin doğduğu tarih olarak esas alıp, indirim konusu yapılabileceğini öne süren görüşler olsa da vergiyi doğuran olay KDV Kanununun 10. Maddesinde açıklandığı üzere “İthalatta, Gümrük Kanununa göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili...(1) ” anında meydana geldiği; dolayısıyla Gümrük kanunundaki esaslara göre ödeme mükellefiyetinin başladığı tarih veya beyannamenin tescil tarihini içeren takvim yılı aşılmışsa indirime konu edilemeyeceğini düşünmekle birlikte (Aralık işlemleri hariç); maliyet unsuru olarak dikkate alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte, 5228 sayılı Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 31.07.2004 tarihli ve 25539 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mezkur kanunun 18.maddesinde yapılan düzenlemeyle 3065 Sayılı KDV Kanununun 48.maddesine eklenen “…ancak, indirim hakkı tanınan işlemlere konu eşyanın serbest dolaşıma girdiği tarihin içinde bulunduğu veya sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak vergi dairesine verilen beyannamelere göre ödenen katma değer vergisi (sorumlu sıfatıyla ödenenler hariç), ithalde hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi nedeniyle tahsili gereken katma değer vergisinden düşülür (2).” hükmü vergiyi doğuran olayın, gümrük kanunundaki esaslara göre ödeme mükellefiyetinin başladığı tarih veya beyannamenin tescil tarihini içeren takvim yılından sonraki dönemlerde de vergi dairesine verilecek beyannamelere konu edilebileceğini düşündürmektedir. Kanun maddesinden çıkarılan sonuç ile uygulama vuku bulan keskin görüş farklılıkların törpülenmesi tarafları rahatlatacaktır. Gümrükte eksik ödenen veya hiç ödenmeyen KDV’nin tamamlanmasına cevaz verilmişse; sonradan yapılan bu nevi tamamlama veya mahsuplaşma işlemlerinin sırf takvim yılı aşıldığı için indirime konu edilememesi, her şeyden önce KDV Kanununun 48.maddesinde yapılan değişikliğin ruhuna aykırı sonuçlar doğuracağı göz ardı edilmemelidir.

VII. VERGİNİN MÜKERRER OLMASI
Bir Muhasebe terimi olan “Verginin Mükerrer Olması”, aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınması anlamına gelmektedir. Danıştay Dördüncü Dairesinin 1994/2318 Karar ve 1993/706 Esas numaralı kararında “Aynı matrah üzerinden, bir defada birden fazla vergi istenmesi ve alınması, VUK'un (Vergi Usul Kanununun) 117/3. maddesine istinaden “Vergilendirme Hatası” 'nı teşkil etmektedir. Bu durumda hatalı işlemin düzeltilmesi gerekir (10)”. Hükmünden de anlaşılacağı üzere aynı vergilendirme döneminde, aynı vergi türüne ilişkin birden fazla vergi istenilmesinin vergi adaletini bozacağı izahtan varestedir. Bu nedenle KDV uygulamalarında mükerrer vergilendirmenin gündeme gelmemesi için Gümrük İdareleri ile Vergi Dairelerinin daha sıkı işbirliği yapmasının elzem olması münasebetiyle bakanlıklar arasında farklı uygulamalara sebebiyet verecek neviden mevzuat farklarının, uyumlaştırılmasında fayda mülahaza edilmektedir.

VIII. SONUÇ
Önceki bölümlerde anlatılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, her şeyden önce kurumlarımız arasında olması gereken uyumun henüz hedeflenen oranda tesis edilemediği açıkça göze çarpacaktır. Hatta bırakın kurumlar arasındaki uyumsuzluğu, aynı kurumun farklı birimlerinde bile zaman zaman uygulama farklılıklarının olduğuna şahit olunmaktadır. Her ne kadar ilgili bakanlıklarımız, uygulamada birliğin sağlanması için ziyadesiyle önemli çalışmalar yapsa da, henüz hedeflenen noktaya vasıl olunamadığı müşahede edilmektedir. Ayrıca kurumlar arasındaki mevzuatı yorumlama ve teknik değerlendirmelerin farklı olması, olayın esasına girilemeden usulden peşin reddine sebebiyet vermektedir. Konumuz olan KDV uygulaması tam da ifade ettiğimiz hususlara örnek olması bakımından dikkate şayandır. Şöyle ki: KDV Kanunun 48.maddesinde yapılan yukarıdaki bölümlerde mütemadiyen zikredilen düzenleme, her şeyden önce verginin mükerrer ödenmesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle verginin mükerrer tahsili hak kaybını beraberinde getireceğinden bu ilkenin karşısına çıkarılan tüm gerekçeler veya işlemler tali pozisyonda değerlendirilmesi gerekir. Lafı eğip, bükmenin; arkadan dolanmanın, “-zaten haklısınız yargı yollarına başvurun kazanırsınız, biz gümrük veya vergi tekniği bakımından bir şey yapamıyoruz” gibi söylemlerin laf-ı güzaf olduğu vakıadır. Şu hâlde düzenlemenin ruhuna uygun olarak, KDV Kanunun bizatihi kendi içinde yapılan değişikliğin (Herhangi bir şekilde Gümrükte ödenmeyen verginin, Vergi Dairesine ödenmesi veya Vergi Dairesince mahsuplaşma yapılması hususu) gümrük kanununa da teşmil edilmesi kanunilik ilkesi açısından da elzem olduğu düşünülmektedir.

İthalat sırasında Gümrükte hiç ödenmeyen veya eksik ödenen Katma Değer Vergisi, aynı kanunun 48.maddesinde yapılan düzenlemeyle Vergi Dairesinde indirime konu edildiği açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmış olmasına karşın, böyle bir uygulama yokmuş gibi hareket edilip, aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınması olarak adlandırılan verginin mükerrer tahsil edilmesi sonucunu doğurduğu izahtan varestedir. Bu şekilde mükerrer vergi alınması vergi adaletini ve eşitliğini bozduğu için otoriteler mükerrer vergi alınmasının önüne geçmek için bırakın tek bir ülke içinde faaliyet gösteren vergi mükelleflerini; çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları yapmak suretiyle aynı mükellefin aynı matrah üzerinden farklı ülkelerde yapmış olduğu ticari faaliyetleri üzerinden alınan vergilerin yalnızca birinde vergilendirilmesi veya vergilendirme hakkının her iki ülke arasında bölüşülmesi konularında düzenlemeler yapmakta ve bu suretle mükerrer vergilendirme engellenmeye çalışılmaktadır.
Durum bu denli hassas olmakla birlikte, ek tahakkuk ve ceza ön yargısından sıyrılarak mükellefin mükerrer vergi ödemesinin önlenmesi bakımından öncelikle bu nevi durumlarda ilgili vergi dairesiyle Gümrük İdaresinin istişare yapması; hazine haklarına her hangi bir halel gelmeyecekse (Vergi Kaybı söz konusu değilse), dosyanın usulsüzlük cezasıyla (Ödemenin Gümrükte yapılması gerekirken; vergi dairesine yapılmasından dolayı) kifayet edilmek suretiyle kapatılmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir. Firma enerjisinin, bu nevi teferruatlara kurban edilmeyerek; üretime, istihdama, ihracata, yönlendirilmesinin ziyadesiyle önemli olduğu düşünülmektedir. Yanlış hesap bağdat’tan döner derler ama; her şeyden önce kişi ve kurumların Bağdat’a gidecek mecallerinin kalması gerekir…

Ülke olarak imza koyduğumuz, 5426 Sayılı Gümrük Rejimlerinin Basitleştirilmesi ve Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (Kyoto)’nin “Hatalar” başlıklı 3.39.Standart numarası aynen: “Gümrük, hataların kasıtlı olmadığına ve hile niyeti ya da ağır ihmal bulunmadığına kanaat getirdiği takdirde hatalar için büyük cezalar yüklemez. Söz konusu hataların tekrar edilmesini önlemek için gerekli olduğunu düşünürse ancak amacı aşmayacak şekilde bir ceza yükleyebilir (11).” Hükmü de dikkate alındığında “Yarım hoca dinden; yarım doktor candan eder” ata sözünden mülhem, mevzuatın bir bütün olarak değerlendirmeden, gerekçeleri içselleştirilmeden verilen kararların mükelleflerin başına dert açmakla kalmayıp, katma değer, istihdam, üretim, cari açık, vb. gibi ekonomik göstergelere olumlu katkısı bulunan bir çok işletmenin kapılarına kilit vurulmasına sebebiyet verilebilir. Şeyh Edebali’nin dillere pelesenk olmuş “İnsanı yaşat ki; devlet yaşasın” veciz sözünden ilham alarak son söz sadedinde, ekonomimizi yaşatmak için; kurumlarımızı yaşatmamız gerektiğini hatırlatarak yazımıza nokta kolayım.

Haki Demirtaş


Kaynakça:

1. Katma Değer Vergisi Kanunu - 3065 (18563 s. 02/11/1984 t. R.G.)
2. Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun - 5228 (31.07.2004 t. 25539 s. R.G.)
3. 4458 Sayılı Gümrük Kanunun GEREKÇESİ
4. Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (26.04.2014 t. 28983 s. R.G.)
5. Gümrükler Genel Müdürlüğü nün K.D.V ile ilgili 10.02.2006 tarihli 03175 sayılı tasarruflu yazısı
6. Gümrükler Genel Müdürlüğü nün 2011/48 sayılı Genelgeleri.
7. Gümrük Genel Tebliği (Tahsilat İşlemleri) (Seri No: 2) (21.01.2014 t. 28889 s. R.G.)
8. Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun- 6455 (11.04.2013 t. 28615 s. R.G.)
9. Gümrükler Genel Müdürlüğü nün 2008/21 sayılı Genelgeleri (2. maddesinin yürürlükten kalkmadan önceki hali).
10. http://www.vergi.tc/yargi-karar/1994-2318-1993-706/cba94d15-beef-438e-b95f-0e8231abc7ab
11. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/03/20060331-2.htm
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları