KKTC İle Yapılacak Kargo Taşımacılığına İlişkin 2017/10999 Sayılı Karar Hükümleri Yasa Dışı Ticarete Kapı Açabilir Mi ?

Son Güncellenme Tarihi: 25.01.2018
Atilla ŞAHİN

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

11.01.2018 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 2017/10999 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki eşyaların, Türkiye ile KKTC arasında yapılacak ithalat ve ihracat işlemlerinde, taşıyıcı firmalara Gümrük Kanunu’nun beyana ilişkin temel hükümlerine ve argümanlarına aykırı olarak gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutma yetkisi verildiği görülmektedir.

Her ne kadar bu Karar’ın temel öngörüsü KKTC ile Türkiye arasındaki eşya ticaretinde gümrük formaliteleri azaltılmak suretiyle iki ülke arsındaki ticaretin geliştirilmesi ya da KKTC nin ticaretinin desteklenmesi gibi haklı bir tarafı bulunmakla birlikte, düzenlemenin bu haliyle yapılması, bu Karar kapsamında yapılacak gümrük işlemlerinde, ileride ciddi hukuki itilaflar yaratacağı gibi, yasa dışı ticaret yapan ya da yapma eğiliminde olanlara bu Karar ile getirilen kolaylıkları fırsata dönüştürerek KKTC üzerinden yasadışı ticaret yapılmasına bir zemin hazırlanması riskinide beraberinde getirmiş bulunmaktadır.

Bilindiği üzere Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan eşyaların, gümrüğe sunulması, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması, beyanların kimler tarafından ve ne şekilde yapılacağı, beyanların doğrudan ve dolaylı temsil yoluyla kimler tarafında yapılacağı 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun ilgili maddelerinde açık olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

Gümrük beyanlarının yapılmasında Gümrük Kanunu’nda oldukça belirleyici hukuki hükümler konulmuştur. Bunun nedeni, gümrüğe tabi olan eşyaların gerek Gümrük Kanunu, gerek diğer kanunlarla gerek se uluslar arası anlaşmalar ile getirilen;
- Vergilendirmeyle ilgili kurallara(tarife önlemleri) ve
- Dış ticaret önlemlerine (tarife dışı önlemler) ilişkin kurallara uyulmasını sağlamak,
- Ülkenin hükümranlık haklarının korunmasını sağlamaktır.
Günümüzde dış ticarete konu eşyalar için vergilendirme önemli olmakla birlikte, gerek ulusal gereklilikler nedeniyle uygulanan muafiyet ve istisnalar; gerek se ekonomik alan yaratan ikili ve çok taraflı tercihli ticaret anlaşmaları nedeniyle gümrük vergilerinde oransal olarak azalma yaşanmakla birlikte, dış ticaret önlemeleri çeşitli nedenlerle daha önem arz etmeye başlamıştır.

Dış ticaret önlemleri ise gerek ulusal mevzuatımız gerek se uluslar arası sözleşmelerle;
- Kamu düzeni ve güvenliği,
- İnsan ve hayvan sağlığının korunması,
- Bitki varlığının korunması,
- Tarihi, kültürel ve tabiat varlıklarının korunması,
- Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması,
- Ulusal hazinenin korunması

Gibi nedenlerle yasal düzenlemeler yapılmak suretiyle bu kurallara aykırı ürünlerin yasaklanması, kıstlanması veya güvenli olarak ithal ve ihraçlarını sağlamak amacıyla bir takım standartlar belirleyip risk analizleri tekniklerinden yaralanılmak suretiyle denetim ve kontrolole tabi tutulmaları sonucu uygun ve güvenli olduğu tespit edilen ürünlerin ithaline/ihracına izin verilmektedir.

İthalat veya ihracata konu eşyaların yukarıda zikredilen gerek vergilendirmeye gerek se dış ticaret önlemlerine tabi tutulması amacıyla gümrük beyanlarının yapılabilmesi için, eşyaların gümrük tarifesinin, kıymet unsurlarının, menşe kurallarının, beyana ilişkin kuralların, beyana aykırılık halinde oluşacak vergisel ve cezai risklerin, dış ticaret önlemlerinin ve diğer mevzuat hükümlerine uygunluğunun bilinmesi husundaki karmaşık ve teknik mevzuatın bilinmesinin zorluluğu nedeniyle ithalatçılar/ihracatçılar, gümrük beyanlarının doğru ve sağlıklı yapılmasını teminen Gümrük Kanunu ile belirlenen kriterlere sahip olup, yapılan sınavlarla yeterliliğini ispatlamış gümrük müşavirlerini temsilci sıfatıyla yetkilendirmek suretiyle beyanlarını yapmaktadırlar.

Oysa, yapılan bu düzenleme ile gümrük ve dış ticaret mevzuatı konularında yeterliliği bulunmayan nakliyeci firmalara yetki verildiği gibi, eşya sahibi firmalar ile taşıyıcı firmalar arasında temsil yetkisi verilmesine ilişkin Gümrük Kanunu’da temsil yetkisini düzenleyen hükümlere aykırı olarak, temsil yetkisine haiz olmayan nakliyeci firma çalışanının gümrükten iş takibi yapmasına imkan tanıyan bir düzenleme olması, Gümrük Kanunu’nun gümrük beyanı ile hedeflenen amaçlarıyla ciddi çelişki oluşturduğu gibi; tarife ve menşe sapması yapılarak dış ticaret önlemlerinin delinmesi dahil Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerinin ihlaline yol açacak bir kapı aralanmaktadır.

Bu düzenleme ile iyi niyetli firmalar dahil bu konuda yetki verilen nakliyeci firmalar kendilerini ciddi risk altına soktukları gibi, hazine haklarının ihlali dahil, yasa dışı ticarete konu olabilme potansiyeli taşıdığından, yasa dışı ticaret yapan illegal kişilerin bu sistemi kullanarak kaçakçılık faaliyetlerine yeni bir kanal açma gayreti içerisinde olacaklardır.
Nakliyeci firmalar gümrük mevzuatının tarife, menşe, kıymet gibi temel teknik mevzuatını bilmedikleri için dış ticaret önlemlerinin doğru uygulanması konusuda da yetersiz kalacakları açıktır. Her ne kadar bu Karar’ın 3 üncü maddesinin a), c) ve ç) fıkralarında sayılan eşyaların ithali 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 112 inci maddesi gereği herhangi bir yasaklama ve kıstlamaya tabi değilse de, diğer fıkralarda sayılan eşyalar için böyle bir istisna bulunmamaktadır.

2017/10999 sayılı Kararın Yasal Dayanaktan Yoksun Oluşu
2017/10999 sayılı Kararın “Dayanak” başlıklı 2 inci maddesinde sayılan Gümrük Kanunu’nun 71, 80, 131 ve 225 inci maddeleri ile bu Karar hükümleri arasında hukuki manada bir illiyet bağının bulunmadığı gözlenmektedir. Gümrük Kanunu’nun sayılan bu maddeleri tek tek lafzı ve içeriği itibariyle incelendiğinde anılan Karar’la getirilen düzenlemede yer alan bir çok madde hükmüne temel hukuki gerekçe oluşturmayacağı değerlendirilmektedir.

Bu Karar’ın 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre Türkiye’den KKTC ne gönderildiği tespit edilen eşyaların dahilde işlem izni alınmaksızın ve teminat verilmeksizin geçici ithali yapılıp tamirata konu edilip ihracı öngörülmektedir. Bu fıkra hükmünde KKTC ye ihracat rejimi hükümlerine göre gönderilmesi ile ilgili bir hüküm bulunmadığından, antrepo veya serbest bölgelerde bulunan eşyaların KKTC ye gönderilmesi ve tamir amaçlı gelmesi haline ne olacak? Bu fıkra hükmü ciddi manada tamir amaçlı dahilde işleme rejimini riske eder mahiyette hükümler içerdiği değerlendirilmektedir.

Nakliyecilerin Riskleri
- Bu Karar’ın 3 üncü maddesinin a), c) ve ç) fıkraları hükümleri kapsamında taşınan ve gümrük beyanı yapılan eşyaların, 2009/15481 sayılı Karar hükümlerine uygun olup olmadığının tespitini sağlayacak bilgiye sahip dış ticaret ve gümrük mevzuatı konularında yeterli bilgi ve deneyime sahip personele sahip olması ya da bu konuda bir gümrük müşavirinden hizmet akdine dayalı danışmanlık hizmeti alması;
- Karar’ın 3 üncü maddesinin diğer fıkralarında yazılı eşyaların beyanı, tarife, kıymet ve menşe kuralları başta olmak üzere, gümrük ve dış ticaret mevzuıatı konularında nakliyecilerin uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle mutlaka bir gümrük müşavirinden hizmet akdine dayalı danışmanlık hizmeti alması,
Gerekmekte olup, aksi durumda, yapılacak bir yanlış beyada yasaklılık veya dış ticaret önlemine tabi eşyayı farklı beyandan dolayı ciddi idari para cezasına tabi olacağı gibi duruma göre kaçakçılık mevzuatın göre haklarında ceza davaları açılması dahi söz konusu olabilecektir.

İthalatçı/İhracatçı Firmaların Sorumluluğu
Karar’ın “Sorumluluk” başlıklı 7 inci maddesi hükmü, Karar’ın 3 üncü maddesi kapsamında nakliyecilerin yapacağı yanlış beyanlardan kaynaklı kamu alacağından, ithalatçı firmalarında müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır. Yanlış beyanın cezai bir yaptırım gerektirmesi halinde ise bu maddede ithalatçı/ihracatçı firmalar açısından özel bir hüküm derc edilmemiş olmakla birlikte, Karar’ın 11 inci maddesi hükmü gereği firmalarında Gümrük Kanunu ya da duruma göre Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre cezai yaptırımlara konu olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Gümrük Müşavirinin Kamu ve Firmalar Açısından Önemi
Bilindiği üzere, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile eşya sahiplerini dolaylı temsil yoluyla temsil etmek suretiyle gümrük idarelerinde iş takibini sağlamak amacıyla yeterli bilgi ve beceri düzeyine sahip ve gerekli koşulları taşıyanlar arasında gümrük müşavirliği ünvanı altında bir meslek grubu ihdas edilmek suretiyle etkin bir gümrük denetiminin sağlanması amaçlanmıştır. Yasal bir düzenleme ile gümrük müşavirlerine eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin her türlü gümrük işlemlerini, gümrük idareleri ve diğer kurumlar nezdinde dolaylı temsil yoluyla takip edip sonuçlandırma yetkisi verilmiş ve aynı zamanda , imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından sorumlu kılınmıştır.

Diğer yandan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6.ıncı maddesinde, Gümrük Müşavirleri’nin, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle fiillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

Görüleceği üzere, yasal bir düzenleme ile oluşturulan bir meslek grubu olan gümrük müşavirleri, sürekli gelişim isteyen, birçok mesleğin konularını içerdiği için geniş bilgi birikimi gerektiren, yetiştirilen eleman sayısı dikkate alındığında bir okul hüviyetinde olan farklı bir meslek dalıdır. Yetki, görev ve sorumlulukları dikkate alındığında gümrük müşavirinin misyon ve vizyon sahibi olması hedeflenmiştir.

Sonuç itibariyle kamusal bir görev ifa etmek üzere kanunla kurulmuş gümrük müşavirliği mesleğini ifa eden gümrük müşavirleri, haiz oldukları yetki ve sorumlulukları çerçevesine, hazine haklarını ve dış ticaret önlemlerinin doğru uygulanması konusunda kamu için bir güvence olma vasfı yanında, temsilcisi bulunduğu firmaların doğru beyan yapmalarını sağlaması nedeniyle de vergisel ve cezai risklerini, beyan sahibi sıfatıyla müştereken ve müteselsilen üstlenerek minimize etmek suretiyle sigorta görevi yapmaktadırlar.
Sonuç itibariyle her ne kadar bu Karar kapsamında KKTC ile yapılan ticarette gümrük işlemlerinde basitleştirme/kolaylaştırma yapılması hedeflenerek KKTC ticaretinin arttırılması hedeflenmiş ise de, gümrük beyanı konusunda yetkisiz ve yetersiz kişilere bu yetkinin bu şekilde kullandırılmasının yasa dışı ticarete kapı aralanmasına vesile olabileceği riskini ve kaygısını göz önünde bulundurarak, Karar hükümlerinin uygulanması konusunda yetkili olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın konuya ilişkin ciddi önlemler almasının faydalı olacağı, aksi durumda KKTC üzerinden oluşacak kaçakçılık faaliyetlerinin ülkemiz açısından ciddi riskler oluşturacağı değerlendirilmektedir.
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları