Lojistik Ajansı Neden Gerekli?

Son Güncellenme Tarihi: 17.05.2022
Barış BİÇİMSEVEN

Barış BİÇİMSEVEN

Lojistik, müşterilerin gereksinimlerini karşılamak için malların, hizmetlerin ve ilgili bilgilerin kaynak noktasından tüketim noktasına kadar verimli akışını ve depolanmasını planlayan, uygulayan ve kontrol eden tedarik zinciri sürecinin bir parçasıdır. Ana lojistik süreçleri kabaca nakliye ve depolama faaliyetleri ile buna ilişkin organizasyonu kapsamaktadır.

Türkiye’de lojistik sektörü ülke ekonomisinde önemli rol oynamaktadır. Türkiye'de toplam lojistik pazarı çeşitli tahminlere göre 40-60 milyar Euro aralığında bir büyüklüğü ifade etmektedir. Geçtiğimiz on yılda ortalama olarak ülkemiz ekonomik büyümesinin %15'ini ve sabit sermaye yatırımlarının %25’ini lojistik sektörü oluşturmuştur. Türkiye jeopolitik konumuyla Avrupa, Avrasya ve Afrika’nın merkezinde bulunması sebebiyle lojistik konusunda eşsiz bir konuma sahiptir.

Ancak, ülkemiz lojistik potansiyelini gerçek anlamıyla kullanamayan ülkeler arasındadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri sektörün atak bir şekilde büyümesi ve uluslararası sermayeyi cezbedebilmesi için gerekli yapısal ve işlevsel gelişimi gösterememesidir. Bunun temel nedenleri arasında; sektörün, klasik taşımacılık yapısından lojistik mantığına dönüşmesi için gerekli politika ve stratejilerin oluşturulamamış olması sayılabilir.

Lojistik ve tedarik zinciri kavramları dünyada, kabaca son otuz yılda öne çıkan kavramlar olması nedeniyle, dünyada ve ülkemizde politika belirleyicilerin yeni yeni dikkatini çeken alanlardır. Lojistik doğası gereği, altyapı, planlama, işletme, bilişim sistemleri gibi birçok alanı bir araya getiren çok disiplinli bir alan olması nedeniyle, özellikle politika belirleyiciler tarafından yönetim ve düzenlenmesi açısından en karışık ve yeni yönetsel yaklaşımlar gerektiren bir alandır.

Ülkemiz uygulamasına bakıldığında; lojistik geleneksel ve eksik bir yaklaşımla herhangi bir eşyanın bir noktadan diğerine taşınması anlamında bir nakliye faaliyeti olarak görülmüştür. Ancak lojistik, sadece nakliye değil, depolama, elleçleme ve bunlara ilişkin planlama ve IT gibi yapıların da içinde bulunduğu bir organizasyon olarak karşımıza çıkmaktadır.

Buna karşılık olarak, ülkemizin makroekonomik düzeyde büyüme, istihdam yaratma ve mikroekonomik düzeyde lojistik sektöründe hizmet veren firmaların karlılık ve etkinliğinin artırılmasına yönelik olarak kamu otoritesinin politika, strateji ve planlama alanlarında önemli roller üstlenmesi gerekmektedir.

Lojistik bir hizmet sektörü olması nedeniyle, 80’li yıllarda turizm sektörümüzün oynadığı rolü yerine getirebilecek bir potansiyele sahip bulunmaktadır. Lojistik sektörü gerek coğrafi konumumuzdan kaynaklı olarak yabancı sermaye çekme ve gerekse yerel düzeyde istihdam imkanları yaratma anlamında önemli fırsatlar ortaya koymaktadır.

Ülkemizde lojistik alanında Bakanlıklar arasında yetki karmaşası yıllardır devam eden bir olgudur. Cumhurbaşkanlığıının farklı ofisleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi kamu otoritelerine lojistik alanında farklı görevler verilmiş bulunmaktadır. Diğer bir deyişle lojistiğin çok disiplinli hüviyeti kamu otoritelerine verilen görev ve yetkilere de yansımaktadır. Ancak, bu durum sektör konusunda alınması gereken politika ve strateji kararlarında yetki karmaşası ve çatışmalara neden olmaktadır. Lojistik, tuhaf bir şekilde hem herkesin hem de hiç kimsenin işi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Yukarıdaki karmaşa, sektörün makro ve mikro düzeyde ülke ekonomisine yapabileceği potansiyel katkıyı olumsuz bir yönde etkilemektedir. Bu durum, kamu otoritesinin, ülkemiz açısından stratejik öneme sahip lojistik sektörü konusunda etkin karar alma ve uygulama kabiliyetlerini sınırlamaktadır.
Bu duruma bir çözüm olmak üzere, ülkemizde lojistik konusundaki yetki karmaşasını önlemek, kamusal politika ve stratejilerin koordineli bir şekilde yürütülmesini temin etmek ve dünya çapında ülkemizin de lojistik etkinliğinin değerlendirildiği LPI (Logisitc Performance Index) sıralamasındaki yerimize dünyanın ilk on ülkesi arasına yükseltmek için merkezi bir kamusal otoritenin kurulması gerekmektedir.

Lojistik Ajansı; bünyesinde ilgili Bakanlıklar, sivil toplum ve meslek örgütleri ile üniversite temsilcileri gibi tüm sektör paydaşlarının temsil edildiği ve yönetişim mantığı çerçevesinde kararların alınıp hayata geçirildiği özerk bir kamu otoritesi olarak örgütlendirilmelidir. Ajans, ülkemizin lojistik politika, strateji ve eylem planlarını belirleyen ve uygulanmasını sağlayan bir otorite olmalıdır. Lojistik alanındaki tüm politika, strateji ve eylem planlarını belirleyerek, özellikle lojistik merkez, üs ve köylerin yapılanmasına ilişkin plan, proje ve fizibilite çalışmaları yaparak ve mevcut olanları değerlendirerek bu tür lojistik faaliyet alanlarının ülkemiz politikaları paralelinde oluşturulmasında başlıca yetkili kuruluş olmalıdır.

Ajansın temel işlevi, halihazırda ülkemizde lojistik alanında var olan dağınıklık ve yetki karmaşasını gidererek, ülkemizin stratejik sektörlerinden olan lojistik sektörü konusunda tüm düzenleme, denetim ve geliştirme çalışmalarını tek elden yürütmek olmalıdır.

Barış BİÇİMSEVEN
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları