Ortak Gümrük Tarifesinin Tasfiyesi İlave Gümrük Vergisinin İkamesi

Son Güncellenme Tarihi: 14.05.2020
Atilla ŞAHİN

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

Bilindiği üzere Türkiye’nin tercihli ticaret politikaları, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (Avrupa Birliği) üyelik başvurusuna ilişkin 1963 Ankara Anlaşması ile başlayan ve 05.03.1995 tarihli Ortaklık Konseyi toplantısında kararlaştırılan 1/95 sayılı Kararla, Türkiye ile AB arasında 01.01.1996 tarihi itibariyle geçerli olmak üzere tesis edilen Gümrük Birliği çerçevesinde oluşmuştur.

1/95 sayılı Karar ile birlikte Türkiye ile AB’de serbest dolaşım statüsünde bulunan sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinin karşılıklı ticaretinde gümrük vergisi ile eş etkili mali yükler Karar’ın yürürlüğe giriş tarihi itibariyle kaldırılmıştır. Bu kapsamda sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinin Türkiye ile AB arasındaki ticaretinde, eşyanın serbest dolaşım statüsünde olduğunu kanıtlayan A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde ticarete konu olması halinde gümrük vergisi karşılıklı olarak sıfırlanmakta olup, üçüncü ülkelerle ticarette ise AB ile aynı gümrük vergisi oranlarını içeren Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) uygulanmaktadır. AB’nin üçüncü ülkelere uyguladığı gümrük vergileri oranları Kombine Nomanklatür Kodu ile gösterildiğinden, Türk Gümrük Tarife Cetveli ve gümrük vergi oranlarını gösteren İthalat Rejimi Kararı eki listeler, Kombine Nomanklatür Kodu esas alınmak suretiyle belirlenmektedir.

Diğer yandan Türkiye’nin, Avrupa Birliği (AB) ile arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi uyarınca, AB’nin Ortak Ticaret Politikasını üstlenme yükümlülüğü bulunmakta olup, üçüncü ülkelere yönelik olarak AB’nin tercihli ticaret sistemi üstlenilmiştir. Bu kapsamda, Türkiye, gerek uluslararası ticaretteki Serbest Ticaret Anlaşmaları ağları oluşturmakta, gerekse Gümrük Birliği çerçevesinde AB’nin Serbest Ticaret Anlaşmaları akdettiği ülkelerle karşılıklı yarar esasına dayalı benzer anlaşmalar akdetmektedir. Bu anlaşmalar kapsamında menşeili olarak ithal edilen ürünler tercihli tarifeden yararlandırılmaktadır.

Türkiye’nin 01.01.1996 tarihi itibariyle üçüncü ülkelerden ithali yapılan sanayi ürünleri listesinde yer alan makine, teçhizat, mamül mallar, yarı mamül mallar ile bunların üretiminde kullanılan sanayi girdileri için AB nin üçüncü ülkelere uyguladığı ortak gümrük tarifesi(OGT) nin oranlarının Gümrük Birliği tesis edilmeden önce bu ürünler için uyguladığımız gümrük vergisi oranlarının oldukça altında kalması süreç içerisinde gümrük vergisi gelirleri açısından ciddi mali kayıpların olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekmektedir. Ayrıca, Gümrük Birliği süreciyle AB nin ortak ticaret politikası kapsamında uygulanan tercihli ticaret uygulanmasına ilişkin serbest ticaret anlaşmaları yapılan ülkelerden anlaşma kapsamındaki menşeli ürünlerin ithalinde de gümrük vergileri karşılıklı yarar ilkesi çerçevesinde uygulanıyor olması nedeniyle, ithalat cephesinden bakılınca gümrük vergilerinde bir azalma yaratacağı tabidir. Tabi ki Anlaşma yapılan ülkelerden yapılan menşeli ürünler ithalindeki kayıplar, bu ülkelere Türk menşeli ürünlerin ihracında aynı şekilde taviz uygulanması nedeniyle telafi edildiği gerçeğini gözden kaçırmamak gerekiyor.

İlave gümrük vergisi uygulaması ne zaman başladı? Yasal dayanağı nedir?


İlk defa ilave gümrük vergisi uygulaması 2011 yılında 2011/2203 sayılı Karar ile bazı tekstil ve konfeksiyon ürünleri için; 2014/6692 sayılı Karar ile ayakkabılar; 2014/7252 sayılı Karar ile halılar ve yer kaplamalarına getirilen ve gümrük vergisi oranlarının oldukça üzerinde oranlarda ilave gümrük vergisi uygulamasına başlanılmış ve süreç içerisinde İthalat Rejimi Kararı’nın II sayılı Listesinde yer alan diğer ürün ve ürün grupları için de yüksek oranlarda ilave gümrük vergisi uygulanmaya başlanılmıştır.

İlave gümrük vergisi uygulanmasına ilişkin Kararların;
- 474 sayılı Kanunun 2.inci maddesine istinaden 95/7606 sayılı İthalat Rejimi Kararı’na Ek Kararlar olarak düzenlenmiş olması;
- 474 sayılı Kanunu’nun 2.inci maddesinde yer alan “Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri saklıdır.” Hükmünün dikkate alınması,
- Tercihli tarife uygulanmasına ilişkin 4458 sayılı Kanun’un 16 ve 22.inci maddeleri hükümlerine atıf yapılmış olması,
- Uygulanacak İGV oranlarının serbest ticaret anlaşmaları kapsamında ikili veya çapraz kümülasyon uygulanan ülke ve ülke grupları dikkate alınarak belirlenmiş olması,

Birlikte dikkate alındığında yasal dayanaklar açısından bir sorun görülmediği söylenebilir.

Dikkat edileceği üzere 474 sayılı Kanun ile “gümrük vergisi” oranlarını bu Kanunla belirlenmiş kanuni vergi haddini %50 aşmayacak ve %0’a kadar indirme konusunda Bakanlar Kuruluna (Cumhurbaşkanına) yetki verilmiştir. Bu tanımdan hareketle İGV uygulanmasına ilişkin Kararlarda hep 474 sayılı Kanunun bu maddesine atıfta bulunularak ilave gümrük vergisi adı altında uygulamaya konulan vergi atışının gümrük vergisinden yapılan bir artış olarak düşünülmesi gayet doğal olarak karşılanması yadırganmayabilir.

Peki neden İGV ne ilişkin Kararlarda “gümrük vergisi” ifadesi kullanılmayıp “ilave gümrük vergisi” ifadesi kullanılıp, gümrük beyannamesinde gümrük vergisinden ayrı bir vergi kodu ile tahsil edilmektedir?

Bu farklılığın en önemli nedeni, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliğini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünleri için AB nin üçüncü ülkelere uyguladığı ortak gümrük tarifesini (OGT) uygulama yükümlülüğümüzdür. Bu yükümlülük nedeniyle İthalat Rejimi Kararında özellikle II sayılı listenin “Diğer Ülkeler” sütununda OGT’ne uygun olarak belirlenmiş gümrük vergisi oranları aynen korunmaktadır.

Bir yandan OGT ne uyum yükümlülüğü, diğer yandan OGT uygulaması nedeniyle bu ürünlerin düşük vergi oranında ithalatının cazibesi ülkemiz açısından bazı olumsuzluklar yaratmaktadır. Bu olumsuzlukların başında, düşük gümrük vergisi uygulaması nedeniyle ithalatta tahsil edilen gümrük vergilerinin toplam ithalat vergileri içindeki payının azalmasına yol açmaktadır. Diğer bir olumsuzluk yaratan faktör ise, düşük gümrük vergisi uygulaması nedeniyle aynı veya benzeri malları üreten yerli üreticiler üzerinde haksız rekabet yaratabilme veya zarar tehdidi oluşturabilmesi. Üçüncü bir neden olarak ta düşük vergi oranları ile ithalat eğilimin artması sonucu cari işlemler dengesinin ülkemiz aleyhine açık verme potansiyeline sahip olmasıdır.

Düşük vergi gelirlerini arttırmanın yolu özellikle sanayi ürünleri listesinde yer alan ürün ve ürün grupları için gümrük vergi oranlarının arttırılması ihtiyacı doğmaktadır. Bunun yolu doğrudan 474 sayılı Kanunun 2.inci maddesin verdiği yetki ile bu oranların arttırılması yoluna gidilebilir ancak, yukarıda ifade edildiği üzere AB’nin OGT’ni uygulama yükümlülüğü nedeniyle bu artışı doğrudan gümrük vergisi oranlarında bir artış yapmak yerine, dolayı yoldan “ilave gümrük vergisi “ adı altında vergi oranlarında artış sağlanmıştır. Özellikle son dönemlerde İthalat Rejimi Kararının II sayılı Listesinde neredeyse ilave gümrük vergisi uygulanmayan bir tarife pozisyonu kalmamıştır.

AB ye uyum yükümlülüğü kapsamında OGT’nin uygulanması nedeniyle, ucuz ithalatın yerli üreticiler üzerindeki baskısını bertaraf etmenin yöntemi olarak, ticaret politikası araçlarının etkin bir şekilde kullanılması uzun zamandır uygulanmakta olup, 2020 yılında ülkemiz dahil bütün ülkeleri saran Covid-19 salgını nedeniyle ihracatımızdaki daralma ve dış ticaret açığımızın giderek yükselme trendine girmesi nedeniyle ithalatın kısılmasının en kolay araçlarından birisi olan tarife önlemlerinin arttırılması gündeme gelmiş ve aniden daha önceleri İGV uygulanmasına ilişkin Kararlardaki İGV oranları 30 Eylül 2020 tarihine kadar ciddi oranlarda arttırılmıştır. İthal eşyasına herhangi bir tarife pozisyonunda uygulanan İGV oranı ile diğer ülkeler sütunundaki gümrük vergisi oranlarını birleştirdiğimizde, 474 sayılı Kanunda o eşya için öngörülen “kanuni vergi haddine” oldukça yaklaşım sağlanmıştır. Görüleceği üzere, her ne kadar yapılan düzenlemeler ile ilave gümrük vergisi adı altında üçüncü ülke menşeli ürünlerin ithalinde tarife önlemi uygulanıyor ise de, aslında dolaylı yoldan AB nin uyguladığı ve uygulamakla yükümlü olduğumuz OGT ni tasfiye edip, yerine Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki kanuni vergi haddine yakın bir tarife önlemi uygulandığı gözlenmektedir.

İlave gümrük vergisini uygulamak yukarıda ifade etmeye çalıştığımız haklı gerekçelere dayanmakla birlikte, bu düzenlemelerin yasal dayanaklarının hukuki olup olmadığının sorgulanması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu sorgulamanın en önemli nedeni, şayet iGV ne ilişkin uygulamaların kanuni ve anayasal dayanağı yoksa, öncelikle ithalatçılarımız ve beyan sahiplerimiz açısından ciddi hak kayıpları olacağı gibi, ithale konu eşyanın üçüncü ülke menşeli olmamasına karşın, sadece menşe belgesi ibrazının yapılamaması nedeniyle yüksek oranlarda vergilendirmeye tabi tutulması, hatta belge ibrazının mümkün olmaması hallerinde ciddi cezai yaptırımlarla karşılaşılmasının yolu açılabilmektedir.

Bilindiği üzere Anayasamızın 73.üncü maddesi hükmü gereği, “Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

iGV uygulanmasına ilişkin Kararların yasal dayanakları kısmında zikredilen Kanun maddelerinin hiçbirinde “ilave gümrük vergisi” tanımı bulunmamaktadır. İGV ne ilişkin Kararların yasal dayanakları olarak sayılan, 1567 sayılı Kanunun 2.inci maddesi kambiyo kısıtlamaları konusunda; 474 sayılı Kanunun 2.inci maddesi “gümrük vergisi” oranlarında değişiklik yapma; 3283 sayılı Kanun’un 2.inci maddesinde birinci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara gümrük vergisi ve ithalde alınan diğer vergi, resim ve harçlardan muafiyet yetkisi; 2976 sayılı Kanun ise ithalat veya ihracat işlemlerinde ek mali yükümlük konulması ve bütçeye irat kaydedilmesi hususunda Cumhurbaşkanına yetki vermektedir. Yine 4458 sayılı Kanun’un 16.ıncı maddesi, mahiyeti ve nihai kullanım özelliği nedeniyle bazı eşyalara tercihli tarife uygulanması konusunda; 22.inci maddesinde ise Türkiye’nin yaptığı anlaşmalar kapsamında yer alan eşyalara tercihli tarife uygulanması(anlaşmalar yalnızca gümrük vergisi için tercihli tarife öngörmektedir) ve tek taraflı olarak bazı ülkelere uygulanacak tercihli tarife uygulanması konusunda; 55.inci maddesinde ise ülkemize karşı yasaklama ve kısıtlama koyan yabancı ülke eşyası ve taşıtları için farklı önlemler veya tarifeler uygulanması konusunda Cumhurbaşkanına verilen yetkiler belirlenmiştir.

İGV uygulanmasına ilişkin Kararların yasal dayanakları kısmında sayılan kanun maddeleri maalesef ilave gümrük vergisi uygulanmasının yasal dayanağını göstermediği kaanati oluşmaktadır.

Son yirmi beş yıl dikkate alındığında, son yıllarda ithalatta uygulanan tarife önlemlerinin yüksekliği ülkenin gelir ihtiyacı, ithalatın kısılması ve cari açığın baskısı nedenleriyle bir ticaret politikası aracı gibi kullanılabileceği ve gerekçelerinde haklı olduğu herkes tarafından genel kabul görebilir. Ancak, bu kadar önemli ölçekte uygulanan tarife önlemlerinin uygulanmasında yasal ve anayasal açıdan hukuki dayanaklarının oluşturulmadan uygulanabilir olması bir hukuk devletine yakışmayacağından, bu konuda başta hukukçularımız olmak üzere hükümetimizin derhal yasal bir düzenleme yoluna gitmesinin yararlı olacağı ve beyan sahiplerinin hak ve hukuklarının da korunmasının devletimizin temel görevi olduğu gerçeğinin unutulmaması gerektiği değerlendirilmektedir.
Etiketler
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları