Sözleşmelerin Türk Lirası'na Çevrilmesinde Damga Vergisi

Son Güncellenme Tarihi: 15.10.2018
Haki DEMİRTAŞ

Haki DEMİRTAŞ

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

DÖVİZE ENDEKSLİ SÖZLEŞMELERİN TÜRK LİRASINA ÇEVRİLMESİ İŞLEMİNDE DAMGA VERGİSİ MESELESİ

Bilindiği üzere, 13 Eylül 2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de “Türk Parası Kıymetini Korumu Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 85)” yayımlanmış; Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında düzenledikleri bazı sözleşmelerde, sözleşme bedelinin Türk Lirası olarak belirlenmesi zorunlu hele getirilmişti. Kararın Uygulamasına ilişkin tebliğ ise 06.10.2018 tarih ve 30557 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştı. Karara göre; Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini TL cinsinden belirlemeleri zorunlu hale getirilmiştir. Hatta söz konusu zorunluluğun iş ve hizmet sözleşmelerini de kapsaması, ticaret sathının hemen tamamının TL ile ticarete evrilmesini önceleyen milli bir devlet refleksi olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Hele hele soğuk savaş döneminin bittiği günümüzde, kur ve ekonomi üzerinden savaşların yapıldığı, operasyonların çekildiği gerçeği göz önünde bulundurulduğunda alınan önlemlerin ve devlet refleksinin ne kadar hayati olduğu çıkarımına bizi sevk edecektir. Sadece yurt çapında değil; başta Rusya ve Çin olmak üzere ülkemizin ticaret partnerleriyle, ulusal paralar üzerinden ticaret yapılması için girişimlerde bulunulması, ülkemizin kur yönünden algıladığı tehdidin boyutunu göstermesi bakımından da dikkate şayandır.

Diğer taraftan, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununun 1.Maddesinde hüküm altına alındığı üzere, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgelerin Damga vergisine tabi tutulacağına hükmedilmiştir. Damga vergisini, sözleşmeye taraf olan kişilerden, herhangi birisinin ödemesi yeterli oluyor. Ayrıca Damga Vergisi ve cezasında, imza edenlerin müteselsil sorumlu oldukları biliniyor.

Durum bu minval üzere kritik bir denge üzerine formüle edilmiş olmakla birlikte;konunun tüm yönleriyle değerlendirilmesinin hakkaniyet açısından ziyadesiyle önemli olduğu düşünülmektedir. Döviz sözleşmelerinin TL’ye dönüştürülmesiyle ilgili denklem kurulurken, Damga Vergisi boyutunun göz ardı edilmemesi gerekir. Sözleşmelerin, tarafların iradeleri dışında değiştiği veya değişeceği gerçeğinden hareketle; bu nokta-i nazariyeden taraflara ayrıca bir verginin yansımaması; hukuk devletinde, vergilendirmede adalet ilkesinin de ayrıca gereğidir.

Peki ilgili özel kanun bu meyanda ne söylüyor?

Damga Vergisi Kanununun 14'üncü maddesi, sözleşme bedelinde bir değişiklik yapılması durumunda, artan bedel üzerinden Damga Vergisi hesaplanması gerektiğine hükmediyor. Verginin kanunla konulup; kanunla kaldırılması söz konusu olduğundan, Türk lirasına çevrilecek sözleşmelerden damga vergisi alınmayacak olmasına dair kanun yayımlanmadıkça yeni sözleşmeler için (farka isabet eden tutarın Binde 9’u kadar) damga vergisi yansıyacağı izahtan varestedir. Dolayısıyla tarafların iradesi dışında zuhur eden değişiklikler için damga vergisinin yansıtılmaması hakkaniyet açısından muvafık olduğu mütalaa edilmektedir. Bu bakımdan 488 Sayılı Damga Vergisinin bizatihi kendisinde konuyla ilgili muafiyet değişikliği yapılmasının muhtemel mağduriyetlerin yaşanmasını önleyeceği gibi; vergilemede adalet ilkesi de örselenmemiş olacaktır…

Haki DEMİRTAŞ
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları