STAJ SINAV ve DAVA

Son Güncellenme Tarihi: 28.01.2020
Mithat Uğur Yetişkin

Mithat Uğur Yetişkin

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

Öncelikle belirtmem gerekiyor ki ben bir hukukçu değilim. Yazı içeriğinde bulunan hukuksal süreçlere ilişkin tespitlerim açısından değerli hukukçularımızın affına sığınıyorum.

Dönem dönem yanlış bilgilerin paylaşılmasından ve zamanla gerçekmiş gibi algılanmasından dolayı bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Yazı içeriğinde, Gümrük Müşavirliği ve Gümrük Müşavir Yardımcılığı sınavlarının yargı sürecine ilişkin bilgiler, yıllar içerisinde yapılan sınavlardaki farklılıklar, geçmiş dönemdeki sınavlarda yargı yoluyla iptal edilen soru sayıları ve sınavın taraflarına yönelik kişisel kanaatlerimi bulacaksınız. Tüm paydaşlara ve meslektaşlarıma faydalı olması dileğiyle…

Yazımın başlığını Staj, Sınav ve Dava olarak seçmek istedim. Çünkü bu üçleme son yıllarda deyim haline geldi ve Gümrük Müşavirliği mesleğinde kariyer planlaması yapanlar, süreci bu üç sac ayağı üzerine inşa eder oldu. Herhangi bir İdari kararın ihtilaf oluşturması halinde başvurulabilecek adli süreç, sınavlar açısından bütünün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Yıllar içerisinde her dönem üç-beş aday yargı yoluna başvuruluyordu ancak son beş yıl toplu bir şekilde yargı yoluna gidilmesinin ayrıca ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu artışı kısmen teknolojik gelişmelere bağlamak mümkün ama ben gerçek sebebin çok daha farklı olduğunu düşünenlerdenim.

Öncelikle sorunun kaynağına inmemiz gerekiyor. Bilindiği üzere, Gümrük Yönetmeliğinin 567 inci maddesi yazılı sınavların konularını belirlemektedir. Ancak buradaki genel ve sınırı belirli olmayan ifadeler, sınavı yapan kurumlar tarafından farklı yorumlanarak sınav kapsamı dışına çıkmasına sebep olmaktadır.

2015 yılı Gümrük Müşavirliği yazılı sınavına ilişkin üç kişiden oluşan bilirkişi raporundan bir örnek vermek gerekirse; “… 567/c maddesinde belirtilen Dış Ticaret ve Kambiyo Mevzuatı çok geniş bir ifade olup, sınav konusu olarak bu ifadenin kullanılması uygun değildir”
Yine 2015 yılı sınavından bir örnek verilmesi gerekirse; Yönetmeliğin 567/ç maddesi “Gümrüğe ilişkin iktisadi, ticari ve mali konular…” hükmüne amir olup sınava giren adaylar 80 sorunun 8 ‘inde iktisat sorusuyla muhatap edilmiştir. Dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yazılı olarak Ankara Üniversitesine soruların sınav kapsamı dışında olduğu ve iptal edilmesi gerektiğini bildirse de sınavı yapan kurum “itibarım zedelenir” gerekçesiyle soruları iptal etmemiştir. Daha vahimi ise bilirkişi incelemesinde de soruların kapsam dahilinde olduğu belirtilmiştir. (Bu konuyla ve süreçle ilgili yazılabilecek onlarca sayfa var. Yazının bütününü 2015’e indirgemek istemediğimden burada sonlandırıyorum.) Görüleceği üzere sınav konularında geçen geniş ifadeler Ticaret Bakanlığımız dışında hangi kurum tarafından yapılırsa yapılsın sorunlara gebe olmaya devam edecektir. Yeni Gümrük Kanunu’na da aynı ifadelerin derç edilmiş olduğunu belirtmem gerekiyor. Sorunu çözmek istiyorsak kaynağından başlamamız gerekiyor…

İkinci sorun, her yıl farklı kurum ve farklı soru-şık metodolojisiyle sınavların hazırlanması olarak karşımıza çıkıyor.
- 2006 yılında MEB tarafından 100 soru 4 şıklı,
- 2011 yılında Anadolu Üniversitesi tarafından 100 soru 4 şıklı,
- 2012, 2013 yıllarında MEB tarafından 100 soru 4 şıklı,
- 2014, 2015 yıllarında Ankara Üniversitesi tarafından 80 soru 4 şıklı,
- 2016, 2017 yıllarında MEB tarafından 80 soru 4 şıklı,
- 2018 yılında 100 soru 5 şıklı,
- 2019 yılında Ankara Üniversitesi tarafından 100 soru 5 şıklı,

Bu farklılıklar soruların konu dağılımı yönünden de sürekli değişiklik göstermektedir. Sınavlar arasındaki kalite ve zorluk-kolaylık farklılıklarının adaylar arasında Anayasanın 10 uncu maddesindeki “Eşitlik İlkesinin Maddi Hukuki Eşitlik yönüyle” Aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranılmasına” da aykırı olduğunu düşünüyorum.
  
Gümrük Müşavirliği yazılı sınavlarında başarı oranının 2015 yılında %14, 2016 yılında %22, 2017 yılında %22, 2018 yılında %55, 2019 yılında %5 seviyesinde gerçekleşmesinin sınava giren meslektaşlarımızın bilgi düzeyindeki dalgalanmayla açıklanmaya çalışılamayacağı ortadadır. Bu sorunun çözülmesi adına sınava taraf olan tüm paydaşların çalışmalar yapması kaçınılmazdır. Tabi ortada bir sorun olduğu düşünülüyorsa… Düşünülmüyorsa yazının geri kalanının okunmasına da gerek kalmıyor…

Her yıl farklı kurumun sınavları yapmasından dolayı oluşturduğu sorunlara bir halka daha eklememiz gerekirse, sınavı dışarıdan hangi kurum yaparsa yapsın, sektöre ve mevzuata uzak olmaları, sınavların önemine nüfus edememeleri her sene sınav kapsamı dışında ve hatalı sorular sorulmasına neden olan üçüncü sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Hatalı ve sınav kapsamı dışındaki soruların bu kadar fazla olması, sınava giren Gümrük Müşaviri ve Müşavir Yardımcısı adayları için telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere yaşamasına sebebiyet vermektedir.

Gümrük Müşavirliği yazılı sınavlarında son dört yıl için iptal edilen sorulara örnek verilmesi gerekirse;
- 2015 yılı sınavında 80 sorunun 14’ü (6 tanesi idari kararla, 8 tanesi mahkeme kararıyla) (11 tane daha sorunun iptali gerektiği tüm taraflar tarafından bilinmekle birlikte iptal edilmemişti)
- 2016 yılı sınavında 80 sorunun 4’ü (1 tanesi idari kararla, 3 tanesi mahkeme kararıyla),
- 2017 yılı sınavında 80 sorunun 1’i (mahkeme kararıyla),
- 2018 yılı sınavında 100 sorunun 10’u (1 tanesi idari kararla, 9 tanesi mahkeme kararıyla),
Yukarıdaki istatistiklerde de görüldüğü üzere son dört yılda 21 i yargı kararıyla olmak üzere toplamda 29 soru iptali gerçekleşmiştir. 2019 yılı GM ve GMY sınavlarında da idare 5’er soru iptalini gerçekleştirmiş, öngörüme göre yargı yoluyla 7 soru daha iptal edilecektir.

Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi hatalı ve kapsam dışı soru sorma konusunda ismini altın harflerle yazdırmayı başarmıştır. Kibir konusunda da gönüllerdeki birinciliği kimseye kaptırmayan bu kurum, yaptığı hataları kabullenmeme konusunda ısrarını her daim korumaktadır. Soruları hazırlayan komisyonda bulunanların, akademik unvanı ne olursa olsun gözümdeki değerleri lise talebesi seviyesindedir. Soru kökenlerinin olmaması ve mevzuattan uzak bir dille soruların hazırlanması, yapılmaya çalışılan sınavın layıkıyla yapılmasından ziyade, ticarethane gibi kazanacağı paraya odaklanmış bir yönetim zihniyeti gibi izlenim vermektedir.

2015 yılında 80 sorunun 26’sını, 2019 yılında 100 sorunun 13’ünü hatalı hazırlayarak sınava giren adayların vaktini, emeğini, geleceğini çalan bu kurum ile ileride tekrar protokol imzalanır mı bilmiyorum… Ama şu kadarını söyleyebilirim ki ASYM camiada her daim olumsuz olarak anılacaktır…

Bir başka konu, Meslek örgütlerinin sürekli olarak kendilerini konudan uzakta konumlandırmaları (başka bir yazı konusudur), uzaklaştığı nispette kendilerine sorumluluk yüklemektedir. Sadece sınava girecek adaylara başarılar dilemek, sınav sonuçlarının açıklandığını internet sayfalarından duyurmak, sorumluluklarını yerine getirdikleri anlamına gelmez!.. Meslek örgütlerinden görevi, üyeleri arasında ayrım yapmadan, hakkaniyetle ve hassasiyetle tüm sorunlara reaksiyon vermesidir. Mesleki birlik ve aidiyet duygusunun azalmasındaki en büyük etken üyeler arasında aksinin hissedilmesidir… Her sınavdan sonra açılan 60-70 bazen 100 dava, vekalet ücretleri, yargılama giderleri, bilirkişi ücretleri, karşı vekalet ücretleri üst üste konulduğunda bir milyona yakın kaynak israfı gerçekleşmektedir. Üyelerinin haksızlığa uğradığı ve yıprandığı bu süreçte meslek örgütleri elini taşın altına koymayacakta ne zaman koyacak. Üyelerin meslek örgütlerinden beklentisi, konu ne olursa olsun sorun ortaya çıktıktan sonra değil (konumuz açısından hiçbir aşamada dahil olunmuyor), öngörü kültürünün arttırılıp sorun ortaya çıkmadan önce bertaraf edilmesidir…
   
Son olarak hakkını yargı yoluyla arayan meslek mensupları için antipati oluşmasını da yanlış buluyorum. İdare, objektif bir değerlendirmeyle bu iptalleri gerçekleştirebilir. Soru iptallerinin değerlendirilmesinin sınavı yapan kuruma bırakılması, çözümden çok çözümsüzlüğe sebep olmaktadır. İdarenin, verdiği karneye sahip çıkması gerektiğini düşündüğüm gibi (başka bir yazı konusudur) diğer kurumlara yaptırdığı sınavlara da sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Adaylar açısından, adli mercilere başvurmaktan başka bir şey kalmıyor maalesef! Günün sonunda geri kazanılmış bir hak ama maddi-manevi yıpranmış ve antipati oluşmuş bir aday portresi çıkıyor ortaya…

3 hak sınırlaması, 4 yanlışın 1 doğruyu götürmesi, yeni kanunda her sene sınav yapılacağı hükmünün yer almaması yazılacak çok şey var değeri meslektaşlarım farkındayım. Okuma konforunu düşürmemek adına bazı alanları yüzeysel geçmek zorunda kaldım.
Yazımın sonuna dava sürecine ilişkin doğru bilinen yanlışları ekleme gereksinimi duydum. Çünkü, “Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder” misali ortalıkta bilen bilmeyen herkes yargı süreciyle ilgili bilgi paylaşıyor.

Davayı ne zaman açabilirim?
Dava, Sınav Sonucuna itiraz ettikten ve idare tarafından reddedildikten sonra 60 gün içerisinde açılmalıdır. (60 güne kadar cevap tebliğ edilmemesi durumunda zımnen reddedilmiş sayılır)

Dava 5-6 ayda sonuçlanır mı?
Sınavı ASYM yaptığından dolayı, İdari Yargılama Usül Kanunu 20/B maddesine göre İvedi yargılama usulü işlemeyeceğinden yargılama 1,5-2 yıla yakın sürecektir. Temyiz süreçleriyle birlikte bu süre 3 yılı bulacaktır. (1. derece mahkemeden davacı lehine karar çıkması durumunda, temyiz süreci arka taraftan devam ederken, aday sözlü sınava davet edilecektir)

Dernekler üyeleri yerine dava açabilir mi?
Bireysel bir hak ihlali olduğundan, bireysel dava açılması gerekmektedir. (Meslek örgütleri toplu olarak dava açılamaz ancak bireysel açılan davalara müdahil olabilir)

İptal edilen sorunun yerine tam puan mı veriliyor?
Hayır, Ösym’nin başvurusu üzerine, 2012 yılında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun vermiş olduğu karara istinaden, iptal edilen soru değerlendirme dışı bırakılarak kalan soru sayısı üzerinden hesaplanması (oranlanarak hesaplama) yoluyla yapılmaktadır.

Her soruya dava açabilir miyim?
Evet her soruya dava açılabilir ancak dava açılan sorulardan az sayıda iptal olması karşı vekalet ücreti doğuracaktır. Ayrıca hatalı olmadığı aşikar soruları yargı konusu etmek etik olarak uygun değildir. Başka adayların hak ihlaline sebebiyet vermektedir.

Hangi avukata vekaletname vermeliyim?
Benim bir avukat yönlendirmesi yapmam uygun olmaz. Ancak idari yargılamada uzmanlaşmış Avukatlarla görüşülmesini tavsiye edebilirim.

Davalar farklı dairelerde mi görülecek?
Dava konusu aynı olduğundan davalar farklı dairelerde açılsa dahi birleştirilecektir. Bu süreçte birden fazla avukatın olması halinde veya yanlış dava dilekçeleri yazılması halinde davalar birbirini bekleyeceğinden süreci uzatacaktır.

Dava süreci ne kadar sürer?
3 Şubata kadar itirazların yapılacağı ve idarenin cevabının 1-1,5 ayda geleceği düşünülürse 60 günlük dava açma süreci 15 Mart-15 Mayıs tarihleri arasına tekabül edecektir. Dava dosyalarının birleştirilme sürecinin 3 ay olacağını öngörüyorum. 2021 Ocak ayı gibi bilirkişi raporu düzenlenmiş olacaktır. İyi bir ihtimalle 2021 Haziran ayı gibi karar çıkabilir.

Davayı kazanırsam ve idare temyize giderse mülakata girebilir miyim?
Temyiz süreci arka tarafta işlemeye devam edecektir. Bakanlık çıkan karara göre bağlı olduğunuz Bölge müdürlükleri kanalıyla sizi ilk mülakata davet edecektir (temyiz kararı saklı kalmak kaydıyla). Ayrıca İYUK 46 ıncı maddesine istinaden 30 günlük süre içerisinde İstinaf mahkemesi kararı da Danıştay’da temyiz edilebilir.
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları