23 Ocak 2019 tarihi itibariyle
Resmi Gazetemizde,
Varış Öncesi Gümrük İşlemleri Tebliği yayımlandı.
Aslında çok uzun zamandır beklenen bir mevzuattı...Tebliği incelediğimizde beş temel özelliği şöyle sıralayabiliriz:
1- “
Varış Öncesi İşleme” uygulaması
sadece; serbest dolaşıma giriş rejimi ve dahilde işleme rejimini kapsayacaktır.
2- Varış Öncesi İşleme uygulaması sadece kısıtlı sayıda eşyaya yöneliktir.
3- Bu
kısıtlı sayıdaki eşya;sadece üretim ve/veya imalatta kullanılmaya yönelik eşya olabilecektir.
4- Taşıma şekilleri bakımından
sadece denizyolu konteyner taşımacılığında uygulanacaktır.
5- Uygulamadan yararlanmak ve bu
“izni” almak isteyen firmalarımız bir başvuru süreci ve değerlendirme sürecinden geçirilecektir (Yetkilendirilmiş Yükümlüler muaf).
Varış Öncesi Gümrük İşlemleri Tebliği, yürürlük düzenlemesi olan 18 inci Maddesi uyarınca yayımını takip eden 90 ıncı gün, yani 23 Nisan 2019 tarihinde, yürürlüğe girecek.
Öncelikle ülkemize hayırlı olsun! Emeği geçen herkese teşekkürler…
Zira bilindiği üzere geleneksel olarak, dış ticarete konu eşyaya ilişkin gerekli belgelerin tamamlanması sonrasında gümrük idarelerine beyanname verilmekte ve eşyanın gümrük idaresine fiziki olarak sunulması akabinde de ihracat ve ithalat işlemleri başlamakta. Gümrük idareleri de bu aşamadan sonra, kendilerine fiziki olarak sunulan eşya ile bağlantılı risk analizlerini gerçekleştirmekte ve gerekli kontrol süreçlerini işletmekte.
Varış Öncesi İşleme uygulamasının temel amacına baktığımızda ise; dış ticaret eşyasının kamu kurumlarına önceden bildirilebilmesi ve ilgili kamu kurumlarının işlemlerini mümkünse önceden belge üzerinden tamamlayabilmeleri, mümkün değil ise de gerçekleştirecekleri fiziki kontrol vb. iş süreçlerini önceden planlayabilmelerinin hedeflendiğini söyleyebiliriz.
Keza, Varış Öncesi İşleme konusunu
uluslararası mevzuat kapsamında incelediğimizde:
1- Dünya Gümrük Örgütü Gümrük Prosedürlerinin Uyumlaştırılması ve Basitleştirilmesi Uluslararası Sözleşmesi ya da genel adıyla Revize Kyoto Sözleşmesi’nin 3.25 inci Standardı; dış ticaret eşyasına ait gümrük beyannamesinin ve beyanname eki belgelerin, eşyanın fiziki olarak gümrüklere getirilmesinden önce verilmesi ve gerekli kontrol süreçlerinin başlatılmasını varış öncesi işleme mekanizması olarak tanımlamaktadır.
2- Dünya Ticaret Örgütü Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması’nın 7/1 inci Maddesi; dış ticarete konu eşyanın serbest bırakılma sürecinin hızlandırılması amacıyla, eşyanın fiziki olarak gümrük idaresine sunulması ya da ülkeye getirilmesi öncesinde gümrük beyannamesinin ve eki tüm diğer belgelerin sunulabilmesine imkân veren mekanizmayı “varış öncesi işleme” olarak adlandırmaktadır. Anlaşmaya göre gümrük beyannamesi ve eki belgelerin gümrüklere sunulması için “varış öncesi işleme” elektronik alt yapısının da kurulması gerekmektedir.
3- Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Ticaretin Kolaylaştırılması Rehberi ise; ithalat eşyasının ülkeye getirilmesi ve ihracat eşyasının da gümrüklere sunulması öncesinde, ilgili kamu kurumlarına gerekli risk analizi ve kontrol süreçlerini planlamaları açısından gümrük beyannamesinin verilmesi uygulamasını, varış öncesi işleme olarak açıklamaktadır.
Uluslararası temel vizyon;“Varış Öncesi İşleme” iledış ticaret işlem süreçlerinin azaltılması, maliyetlerin düşürülmesi ve kamu kurumları açısından da daha planlı çalışma sayesinde insan kaynakları bakımından optimum fayda elde edilebilmesi.
Kısacası herkes için kazan-kazan!
Uluslararası alanda çok iyi uygulama örnekleri olan Varış Öncesi İşleme uygulaması örneğin Japonya’da 1991 yılından bu yana uygulanmakta.
Ülkemiz tarafından da istisnasız % 100 olarak uygulanması gereken DTÖ Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması çerçevesinde, en önemli uygulama örneği olarak da Japonya gösterilmekte!
Japonya uygulamasının beş temel özelliği ise şu şekilde;
1. Herhangi bir eşya ayrımı olmaksızın
tüm ithalat eşyası varış öncesi işleme mekanizmasından yararlanabilmekte,
2. Varış Öncesi İşleme,
tüm firmalara açık ve herhangi bir bürokratik akreditasyon süreci bulunmamakta (çünkü sistemi firmaların kullanması hem kamu için hem de özel sektör için bir kazanç),
3. Herhangi bir kısıtlama olmaması sayesinde;
Japonya’da deniz yolu ile ithalatta varış öncesi kullanım oranı % 54 (çok iyi bir rakam),
4. Varış öncesi işleme mekanizmasının
ayrı bir beyanname formu vb. ilave bürokratik prosedürübulunmamakta ve normal ithalat beyannamesi kullanılmakta,
5. Varış öncesi işleme kapsamında fiziki kontrol öngörülmediği sürece, ithalat izni verilmekte
ve eşya daha ülkeye gelmeden tüm süreç tamamlanmaktadır.
Japonya örneğinin en güzel yanı ise, varış öncesi işleme mekanizmasının hiçbir mali yükü olmaması.Japonya, DTÖ’ye yaptığı bildirimde bu konuda aynen şunları yazmış:
“Thesignificance of introducingthepre-arrivalexaminationregime is merelytochangethetiming of theimportdeclarationsubmission. Therefore, theimplementation of thepre-arrivalexaminationregimedoes not necessarilyrequire IT infrastructure …webelievethatthismeasure can be implementedbyusingtheexistingfacilitiesandresources of eachMemberwith minimum costsforlegislationandtraining of officials, andwerecognizethatthebenefit of introducingthismeasure far outweighsthecost of introduction”.(http://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/activities-and-programmes/tf-negociations/wto-docs/tntf/tntfw53.pdf?la=en.)
Kısacası, Japonya’da yapılan tek değişiklik; ithalat beyannamesinin verilme zamanının, eşyanın gelişi öncesinde yapılabilmesine imkân sağlanacak şekilde değiştirilmesi olmuş. Bilakis, kamu kurumlarının varış öncesi elde edilen bilgiler sayesinde yapabildikleri planlamalar ile kamu kurumlarına finansal pozitif katkı bile sağlanmış...
Açıkçası, 8 Mart 2018 tarihinde kabul edilen Ticaretin Kolaylaştırılması Türkiye Stratejisi ve Beş Yıllık Eylem Planı (2018-2022) ile de Japonya örneği hedeflenmişti ve “Ürün Güvenliği ve Denetimi” sistematiğini de tamamen reforme edecek şekilde süreç şöyle kaleme alınmıştı:
“Gümrük beyannamesinin ve beyannameye eklenmesi gereken belgelerin eşyanın ülkeye varışından önce gümrük idaresine teslim edilebilmesi için, gerekli mevzuat düzenlemeleri ve altyapı çalışmaları tamamlanacaktır.”
Bu vesileyle, beyannamelerin sadece ait oldukları eşyanın gümrüğe sunulmuş olması halinde tescil edilebileceğini düzenleyen başta 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 61 inci Madde hükmü olmak üzere gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve bir yandan da teknik altyapının iyileştirilerek Türkiye firmalarının bu alanda da gelişmiş ülkelerdeki rakipleriyle haksız rekabete maruz kalmaksızın iş yapabilmeleri yönünde büyük bir planlamaya gidilmişti…
SONUÇ:
Başka bir ülkede 1991 yılından bu yana kolaylıkla uygulanan bir örneğe karşın, ülkemizde 2019 yılı itibariyle gelinen aşamadaVarış Öncesi Gümrük İşlemleri Tebliği ile sürecin; sadece kısıtlı sayıdaki eşyayı kapsadığı, bir izne bağlandığı, sadece denizyolunu içerdiği, firmalarımıza performans kriteri dahi getirildiğini görüyoruz.
Varış Öncesi İşleme konusunda Türkiye’nin gerek gümrükleri ve gerekse de özel sektörü itibariyle gelişmiş ülkeler örneğini hayata geçirmek bakımından gerekli teknik donanıma sahip olduğuna inancımız gönülden tam…
Türkiye’nin de artık Hong Kong, Tayvan, Singapur gibi ihracat devleri örneklerini takip etmesi dönemi geldi gibi…Bu ülkeler nasıl ki çevre tüm komşu ülkeleri “fabrika”, kendilerini de bir “ihracat firması” olarak kullanıyorsa, Türkiye’de on yıllardır söylenen “Asya ile Avrupa arasında bir köprü” pozisyonunu bu ülkeler vizyonunda ihracatta da kullanabilir.
“Varış Önce İşleme” uygulamasını da bu vizyon ile hayata geçirerek, gerek uluslararası tüm taşımacılık yolları itibariyle lojistik sektörümüzde, gerekse de ihracatımızda bu şekilde ülke olarakbir nebze de olsun seviye atlatabiliriz…
Lakin 23 Nisan 2019 tarihinde yürürlüğe girecek olan Varış Öncesi Gümrük İşlemleri Tebliği bu haliyle sahiden hepimizin 23 Nisan Çocuk Bayramını mı kutluyor diye sormadan edemiyor insan…
Tebliğ hakkında detaylı bilgi için
tıklayınız.
Varış Öncesi İşleme hakkında detaylı okuma için
tıklayınız.
EMRAH ASLAN