Tasfiyelik Hale Getirilen Bir Meslek Olarak “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM)”

Son Güncellenme Tarihi: 15.04.2017 |

Tasfiyelik Hale Getirilen Bir Meslek Olarak “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM)”

Tasfiyelik Hale Getirilen Bir Meslek Olarak “Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM)”
 Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri (YGM), 4458 Sayılı Gümrük Kanunun 10. ve 226.
Maddeleri ile Gümrük Yönetmeliğinin 574. maddesine istinaden hazırlanarak, 05.05.2011
tarih ve 27925 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2 Seri nolu Gümrük Genel Tebliği
kapsamındaki tespit işlemlerini yapan ve sonucunda tespit raporu düzenleyen, Bakanlıkça
adına yetki belgesi düzenlenen gümrük müşaviri olarak tanımlanmaktadır.
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerinin yapacağı iş ve işlemler yukarıda zikredilen
Tebliğin 11.maddesinde sayılmıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 02/12/2014 tarih
ve 29193 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük Genel Tebliği ile
31.12.2014 tarihinden sonra Özel ve Genel Antrepolara eşya Giriş&Çıkış İşlemleri (AN6-
AN8), Dönemsel Sayımlar (AN7) ve Elleçleme işlemleri (AN9) Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirlerinden alınarak, bunların yerine eskiden olduğu gibi memur görevlendirileceği
hüküm altına alınmıştır.

Hal böyleyken çok geniş kitleleri ilgilendiren ve camiada travma etkisi yapan tebliğin
alel acele ve beklenmedik bir anda hayatımızı alt üst etmesi, yayımlandığı tarihte yürürlüğe
girmesi, mesleği ortadan kaldırıp, çalışanlarını ve ailelerini mağdur etmesi kolay
anlaşılabilecek bir olgu olmasa gerekir. Mersinde kırmızı et ile gündem yapılan, zehirli
ayakkabı ile ayyuka çıkartılan, manda etiyle köpürtülen ve algı operasyonu ile bütün şeref,
haysiyet ve onuru ayaklar altına alınan bir mesleğin ortadan kaldırılması her şeyden önce
sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmadığı izahtan varestedir. Olay etraflıca araştırılıp, tüm
yönleriyle açığa çıkartılmadan ve yargılama yapılıp, savunma hakkı tanınmadan “Gümrük
Müşaviri” başlığı altında basına malzeme yapılması, meslektaşlarımıza kaçakçı ve hırsız
damgası vurulması her şeyden önce hür vicdanların asla kabul edemeyeceği bir durumdur.
Tatlı bir uykunun, sabahını kâbusla karşılamak olsa gerek. İki Aralık 2014 sabahı
özelde YGM ve YGM Çalışanları; genelde ise tüm dış ticaret camiası böyle bir kâbusa
uyandı. Bir gecede, bir mesleğin köküne kibrit suyu dökmek “Eski Türkiye” reflekslerini
çağrıştırmadı mı size de? Ne olmuştu hukuk devletine bir gecede?.. Suçun ve cezanın
şahsiliği ilkesi, ceza hukukunun en önemli ilkesi değil miydi? Suçu işleyenden başkasını
suçlamak, aynı şekilde başkalarını da potansiyel suçlu mesabesinde cezalandırmak hangi
hukuk devletinin; hangi hukuk ilkesiyle bağdaştırıldı da bu zillet YGM’lere reva görüldü?
Sistemin aksayan yönleri varsa, kamu otoritesi her türlü önlemi alabilir; bunda şaşılacak bir
durum da yoktur. Zaten gerek bakanlığın denetim görevlileri, gerekse idare antrepoları 7/24
denetleme yetkisine sahiptir. Antrepolar 7/24 kamera sistemiyle de ayrıca izlenebilmektedir.
Denetim ve gerekiyorsa ek tedbir argümanı yerine; olumsuz örneklerden hareketle bir mesleği
ortadan kaldırmak, çalışanlarını “Diplomalı İşsizler ordusuna” katmak, en hafif tabirle
zulümdür. “Küfr ile abad olunur; zulm ile abad olunmaz” der eskiler. Yine şairin dediği gibi:
“Zalimin ser-rişte-i ikbalini bir âh keser.
Rızka mâni olanın rızkını Allah keser”
Bakanlık Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM) sistemini uygulamaya
koymakla, memur eliyle yürütmeye çalıştığı söz konusu işlemlerin, daha nitelikli ve
profesyonel bir anlayışla yapılmasını sağlamıştır. Uzun zamandır sağlıklı yapılamayan veya
eksik yapılan mezkûr işlemler, YGM sistemi sayesinde daha profesyonelce yapılabilir hale
gelmiştir. Gümrük antrepolarının artması, mesafe, iş gücü ve personel tasarrufu, ehil personel
sıkıntısı, ekonomik avantajlar, Avrupa Birliği mevzuatına uyum süreci gibi unsurlar, YGM
sistemine geçilmesinin belli başlı nedenleri arasında sayılabilir. 2008 yılından bu yana
uygulanmakta olan sistem sayesinde, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerine tevdi edilen
işlemlerin, eskisiyle kıyaslanamayacak derecede olumlu bir şekilde icra edildiği realitedir. Bu
gerçeği daha düne kadar bakanlık yetkilileri de katıldıkları her platformda övünerek
dillendirirken ne olmuştu da, bu meslek bir gecede “tu kaka” haline getirilmişti.
Aksayan sistemi düzeltmek yerine, bu sistem içerisinde görev yapmaya çalışanları
cezalandırmak, aksaklığın müsebbibi göstermek, hatta insan onuruna yakışmayacak şekilde mesleği
ortadan kaldırmak, bakanlığın bu sistemin faydalarını bilerek veya bilmeyerek görmezden geldiği
şeklinde yorumlanmaktadır. Diğer yönden her şeyin bir onuru olduğu gibi; iş ve iş akdinin
sonlandırılmasının da bir onuru olmalıdır. Hiçbir ön hazırlık yapılmadan, bu alanda
çalışanların hayatlarını nasıl idame ettirecekleri planlanmadan, devlette süreklilik ilkesine
güvenerek, personel, iş yeri, araç, ve benzeri gibi uzun dönem palanlar kapsamında yatırım
yapan, YMG’lerin bir anda ve gerekçe gösterilmeden, işlerinden el etek çektirilmesi hangi
gerekçelerle izah edilebilir? Eğer Gerekçesi “kaçakçılık” ise bunun tedbirini almak kamu
otoritesinin görevi değil midir? Ayrıca mevzuatımızda suçun karşısında suçluya verilecek
ceza, açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur. Suç işleyen cezasını elbette çekmelidir. Bu
doğaldır; doğal olmayan; istisnai durumların genele teşmil edilmek suretiyle bir mesleğin
itibarsızlaştırılarak yok edilmesidir. Olan maalesef budur. Gümrük Müşavirlerine reva görülen
bu zillet, er yada geç adaletin mihenk taşında izzet olarak tecelli edecektir.
Diğer taraftan tebliği çıkaran bakanlık yetkilileri, mesleği tasfiye etmediklerini 22 adet
olan tespit kodlarından sadece 4 tanesi için yetkinin YGMlerden alındığını; diğer 18-tespit
kodunun hali hazırda YGM’lerin uhdesinde devam ettiğinden bahisle; özellikle kamuoyuna
karşı şark kurnazlığı tavrı sergilemiştir. Oysa Antrepoların YGM’lerden alınması, YGM
sisteminin içini boşaltmakla eşdeğerdir. Ayrıca, diğer tespit hizmetleriyle YGM ofislerinin
ayakta kalamayacaklarını, bu tavrı sergileyeceklerin bizatihi kendileri çok iyi bilmektedir.
Antrepo gözetimi dışındaki iş ve işlemlerin personel istihdam etmeden de icra edilebileceği,
diğer 22 tespit koduyla ilgili hizmet gelirlerinin, kaldırılan tespit kodlarına oranının % 5’ine
bile tekabül etmediği, bu tablo karşısında personel istihdamı da yapılamayacağından asıl
mağduriyetlerin bu alanda yaşanacağı kuşkusuzdur.
Yıllar önce kaleme aldığım bir şiiri, mesleğimizin tasfiyesi ile ilişkilendireceğim hiç aklıma
gelmezdi doğrusu.
Ambarlar nezaret, antrepo sürgün
Bekleme Sürenden Düşülür her gün
Tasfiyelik hale gelirsin bir gün
Gümrüğe terk olmuş mala dönersin.
Olur olmaz servislerde kızılır
Mevzuatla kuyuların kazılır
Aleyhinde müzekkere yazılır
Cürümü işlemiş hala dönersin
Bütün bu olanlara, yayımlanan tebliğlere rağmen, bir akıl tutulmasının yaşandığı, akl-ı selimin
mutlaka galip gelerek, yapılan hatadan dönüleceğine olan inancımız tamdır. Umulur ki akl-ı selim,
kimse işsiz kalmadan ve mağdur edilmeden vuku bulur. Aksi halde dahli olanlar, hukuk önünde,
vicdanlarda ve ahiri mahkeme-i kübrada mutlaka karşılığını göreceklerdir. Mesleği yaşat ki, insan
yaşasın “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…”

Haki DEMİRTAŞ
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri.
Etiketler
Haki Demirtaş
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları