Transit Rejiminde Uygulama Birliği: NCTS

Son Güncellenme Tarihi: 25.12.2017 |

Transit Rejiminde Uygulama Birliği: NCTS

Transit Rejiminde Uygulama Birliği: NCTS
Giriş

Transit işlemlerinin gerçek anlamda bir gümrük rejimi niteliği kazanmasında Ortak Transit Sözleşmesi’nin önemli bir adım olduğu yadsınamaz. Sistemin dinamikliği, rejimi kullanan gümrük ve lojistik sektörünün profesyonellerini olduğu kadar idareyi de alışkanlıkların dışında davranmaya zorlamaktadır.

Öte yandan Ortak Transit Sözleşmesine taraf olduğumuz 1 Aralık 2012 tarihinden itibaren, Ortak Transit Sözleşmesi, Gümrük Yönetmeliği, Genelgeler ve tasarruflu yazıların öngördüğü hükümler doğrultusunda, Transit El Kitabı, Cep El Kitabı ve versiyon açıklamalarının kılavuzluğunda yaklaşık beş yılda alınan mesafeye boyut kazandırılacağı, transit rejimindeki farklı uygulamalara son verilerek sistemin tek adresinin NCTS olarak gösterileceği anlaşılmaktadır.

Mevzuat Değişiklikleri

1 Ağustos 2017 sabahı Resmi Gazete’nin 30141 sayılı nüshasını bilgisayarlarının ekranlarında inceleyen ilgililer gümrük yönetmeliğinin antrepo mevzuatına ilişkin hükümlerindeki radikal değişikliklerle birlikte aynı yönetmeliğin transit rejiminde yapılan değişiklikler ve Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejimi) (Seri No: 4) ile karşılaştılar.

Gümrük Yönetmeliğinin Transit Rejimini düzenleyen 68 adet maddesinin 33 maddeye düşürülmesi bir tarafa bırakılırsa;

“Serbest dolaşımda olmayan eşyada beyana aykırılık” başlıklı 249. maddesinin 2. fıkrasının “Varış idaresince yapılan muayene neticesinde eşyanın 8’li gümrük tarife istatistik pozisyonuna kadar farklı çıkması halinde, kaçakçılıkla mücadele mevzuatına göre işlem yapılır. Beyana konu eşyanın gümrük vergilerinin tahsili için hareket idaresine bildirimde bulunulur.” hükmüne Yönetmeliğin yeni maddeleri arasında yer verilmemiş olması, hatalı uygulamadan muazzam bir dönüştür.

Yönetmeliğin değişiklikle oluşan 241.maddenin 3.fıkrasında ise Ulusal ve Ortak Transit ayrımı gözetmeksizin “tarife alt pozisyonuna” atıfta bulunularak “Varış gümrük idaresinde yapılan kontrol neticesinde, taşıta tatbik edilen mühürlerin sağlam olduğu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ihlal edildiğine yönelik bir tespitte bulunulmadığı ve 239 ve 240 ıncı maddeler çerçevesinde bir eksiklik ya da fazlalık bulunmadığı; ancak, eşyanın tarife alt pozisyonunun beyan edilenden farklı olduğunun tespit edildiği hallerde Kanunun 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılır.” denilmiştir.

Asıl sorumluların sorumlukları katmanlı bir hale getirilmiş ve mülga 266/2. maddesinde yer alan; “Transit/güvenlik refakat belgesi düzenleyen kişi belgede yer alan bilgilerin doğruluk ve geçerliliğinden sorumludur.” hükmü,221/2. maddesi ile “Rejim hak sahibi ile rejim hak sahibi hesabına transit beyanında bulunanlar, bu Yönetmeliğin 113 üncü maddesi kapsamında beyannamede yer alan bilgiler ile beyanname eki belgelerin doğruluğu ve gerçekliğinden sorumludur.” şeklinde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin “Beyanın bağlayıcılığı” başlıklı 113. maddesinin metin içerisinde yer alması ise; Ortak Transit Rejimini kullanarak beyanda bulunanlara, sadece teminat veren kuruluşlar olmadıklarını, yaptıkları beyanın sorumluluklarının farkında olmalarını hatırlatmaktadır.

Suçüstü Hali:

Yönetmeliğin değişiklikten sonra da durumunu koruyan “Telef veya kayıp olan eşya” başlıklı 228. maddesinin, uygulama birliği sağlanması gereken hususlar içermesi gerektiğini düşünüyorum. Maddenin; ”(1) Transit rejimine tabi eşyanın mücbir sebep veya beklenmeyen haller nedeniyle telef veya kaybının kanıtlanması halinde, gümrük vergileri aranmaz. Ancak;

a) Suçüstü şeklindeki hırsızlıklar, hazırlık tahkikatı üzerine Cumhuriyet Savcılığınca verilen belge ile,
….kanıtlanır.” şeklindeki halinde yalnızca “suçüstü” şeklindeki hırsızlık olayına yer verilmesi; suçüstü olmayan hırsızlık vakalarından sonra yükümlünün başvurusu üzerine düzenlenen polis tutanağı ya da Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık bürosu tarafından “soruşturma yürütüldüğü” ne dair yazıların dikkate alınmayarak, asıl sorumludan, hırsızlık soruşturmasına konu eksik eşyanın ithalat vergilerinin talep ve tahsil edilmesiyle sonuçlanmaktadır.

‘Telef veya kayıp olan eşya’ kavramının bu yönüyle de düzenlenmesi yararlı olacaktır.

Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejimi) (Seri No: 4):

Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejimi) (Seri No: 4) ile yapılan düzenlemeler ise basitleştirme hükümlerine açıklık getirmesi yanında ikincil mevzuat düzenlemelerini bir araya getirip, NCTS sisteminin teknik yönlerine yasal dayanak olması bakımından önemli hususlar içermektedir.

Basitleştirme olanaklarından yararlanma hakkı elde eden yükümlülerin bunları korumak için gümrük işlemlerinde daha özenli davrandıkları ve disipline olduğunun gözlemlendiğini belirtmek yanlış olmaz sanırım.

Bu bağlamda Ortak Transit Rejiminin önemli paydaşı “Rejim hak sahibi” asıl sorumlulara “Kapsamlı teminatta indirim” basitleştirmesi öngören 11. maddesi bu işlevi görebilecek bir düzenlemedir. Basitleştirmeden yararlanabilmek için belirlenen; “nihai statüye getirilmemiş beyanname sayısı”, “sağlam mali kaynak”, “235/.5. madde para cezası sayısı” vb. kriterler de yerindedir. Ancak “referans tutar ile kapsamlı teminat tutarı arasındaki farkı karşılayacak kadar öz kaynağının bulunduğunun gösterilmesi” koşulunun ticari hayatın doğal akışına uygun olmadığını belirtmemiz gerekiyor.

Bu koşula göre örneğin; elli milyon lira tutarında kapsamlı teminat kullanıcısı bir rejim hak sahibinin, %50 indirimli teminat kolaylığından yararlanarak sisteme tanımlanacak referans tutarını yüz milyon liraya çıkarabilmesi için, elli milyon lira öz kaynağa sahip olması gerekmektedir. Söz konusu koşulun uygulanabilir şekilde düzenlenmesi, NCTS sisteminin yükümlü tarafında sorumluluk ve farkındalık oluşturacaktır.

Tebliğin “Kefil” başlıklı 14/3. maddesi; ”Kefilin yükümlülüğü, taahhüdünün teminat gümrük idaresince kabul edilmesine dayanır ve hareket gümrük idaresinin eşyayı bu teminat kapsamında serbest bıraktığı tarihte başlar. Kefilin yükümlülüğü, teminat mektubunda belirtilen maksimum tutarla sınırlıdır ve para cezalarını kapsamaz.” hükmünü içermektedir. Bu hükümden, kefilin transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın teminata bağlanan ithalat vergilerinden sorumlu olduğu, cezalardan sorumlu olmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Ancak kefilin cezalardan sorumlu olmaması, rejim hak sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta; gümrük işlemlerinden kaynaklanan para cezalarının kefil tarafından verilen teminat mektuplarından tahsil edilemeyeceğini belirtmektedir. Kesinleşen para cezalarının asıl sorumludan tahsil edilmesi gerekir. Bu husus, ithalat vergileri ödendiği halde ceza davası veya fikri sınai mülkiyet ihtilafı vb. devam ettiği için yıllarca ibra edilmeyen beyannameler açısından önemlidir.

Hareket idaresinde kabul edilerek Ortak veya Ulusal Transit Rejimine tabi tutulan beyannamenin serbest bırakılmasından (REL_TRA), nihai statüye (WRT_NOT) gelinceye kadarki süreç tebliğde ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Herhangi bir nedenle gümrük idaresi tarafından serbest bırakılmayarak “iptal” edilen beyannamelerin de nihai statüde olduğu kabul edildiğinden, asıl sorumludan beyannamenin ibra edilmesini talep eden yazışmalar yapmanın iş yoğunluğunu artırmaktan başka yararı olmayacaktır.

Tebliğin “Açık Beyannamelerin Takibi” başlıklı 57. maddesinde; ”Ortak ve ulusal transit rejimleri kapsamında bağlantı hareket ya da varış gümrük idarelerince işlemleri tamamlanmayan transit beyanları, aylık dönemler itibarıyla ilgili bölge müdürlüğünce takip edilerek, işlemlerin mevzuatta belirtilen süreler içerisinde tamamlanması için gerekli tedbirler alınır.” denilmekte ise de, gümrük idaresine sunmuş oldukları transit beyannamelerinin takibini yapıp sonuçlandırmak asıl sorumlu ve asıl sorumlunun müşterisi konumunda bulunanların da önceliği olmalıdır.

Ancak, ortak transit rejimi kapsamında beyannamelerin %99’u varış gümrük idaresince varış bildiriminin yapılmasını müteakip nihai statüye gelmekte iken; ulusal transit rejimine tabi beyannamelerin varış bildirimi yapılmış olsa dahi nihai statüye gelmesinin uzun süreler alabildiği görülmektedir. Bunun önemli nedenlerinden birinin, özellikle denetimleri altında çok sayıda antrepo olan gümrük idarelerinde, eşyanın antrepo beyannamesi verildikten sonra gümrükçe onaylanmış bir işleme tabi tutulması için transit beyannamesinin kontrol sonuçlarının NCTS sistemine girilme zorunluluğunun bulunmaması olduğu düşünülmektedir. 

Kaynak: GTUD
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Güncel Haberler