UND İcra Kurulu Başkanı Fatih ŞENER ile Röportaj

Son Güncellenme Tarihi: 15.12.2017 |

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih ŞENER ile Röportaj

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih ŞENER ile Röportaj
UND İcra Kurulu Başkanı sayın Fatih ŞENER ile, lojistik sektörünü, ticaretin kolaylaştırılması kurulunu, ordinoyu ve gümrük müşavirlerini konuştuk.
Şener ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı keyifle seyredebilirsiniz.
 
28 Kasım’da TİM bünyesinde gerçekleşen Lojistik Konseyi toplantısında sınır kapılarındaki beklemelerin, gümrük bürokrasisinin toplam sevkiyat süresini uzattığı ve bu yüzden yatırımların ülke dışına kaymaya başladığı belirtildi. Bu nedenle ihracat eşyalarının son noktada transit rejimine bağlanmasını öneriyorsunuz. Burada tam olarak neden bahsediyorsunuz?

Türkiye'nin batıya yaptığı ihracat toplam ihracatının yaklaşık yüzde 50'si. Batı pazarındaki gücümüz hızımızla çok ilişkili. Otomotiv yan sanayi ürünleri satıyoruz. Otomotiv yan sanayi ürünlerini stoksuz just in time başladı. Tekstil satıyoruz, artık raflar haftada bir ya da iki haftada bir değişir olmaya başladı. Süre çok kritik. Son dönemlerde iç gümrüklerde de beklemeler de dahil olmak üzere ciddi bir zaman kaybı ile karşı karşıyayız. UND Yönetim Kurulu seçildiğinde Başkanımızın iddiası 36 saate Münih'e gitmekti. Geçtiğimiz aylarda Ağustos- Eylül- Ekim 3 ay evraklar üzerinden kontroller yaptık. Erenköy'de tescil işlemini tamamlayan bir aracın Kapıkule Sınır Kapısını terk etme ortalamasına baktık. 37 saat sürüyor. Bizim hesabımıza göre bisikletten daha yavaşız aslında. Avrupa'ya coğrafi olarak çok yakın olmakla birlikte lojistik performans olarak uzak konumdayız. Son dönemde Türkiye'nin Avrupa Birliği ile özellikle 15 Temmuz sonrasındaki sürecin farklı anılması sebebiyle böyle oldu. Gümrüklerde işlerin yavaşlatıldığı ve ya tersten bakarsak kontrollerin sıklaştırıldığına dair tespitler var. Bunda Türkiye'nin batıya karşı göçmenleri koz olarak kullanmasının da etkisi olabilir. Kapıyı açarız açmayız gibi şeyler de var. Bildiğimiz bir şey var, Bulgarlar daha az araç kabul ediyorlar. Devamında başka şeyler oldu. Gazetelerimizde şöyle haberler çıkıyor. 'Otomotiv sektörü üretim üssü olarak Balkanları seçti.' Bu pozitif bir haber gibi görülse de özellikle Avrupa'ya malzeme taşıyan firmalarımız kapıdaki beklemeler sebebiyle pazar kaybediyorlar. Avrupalı otomotivciler de bizim Kocaeli, Bursa'da yerleşik sanayicilerimizi Balkanlara yatırım yapmaya teşvik ediyor. Hatta Avrupa Birliği Balkanlara yatırım yapan Türklere teşvik veriyor. Türkiye'deki potansiyel gidiyor. Balkanlardaki istihdam sorunu çözülüyor. Avrupa'yı rahatsız eden işsiz güçtü. Bir yandan Cumhurbaşkanı iş adamlarına bir eleman al, iki eleman al derken. Komple fabrikaların taşındığı sürece girildi. Bunu anlatmak için de diyoruz ki. Ülke kan kaybediyor. Bir; iç gümrüklere uğramak zorunda kalmayalım. İki; sınır gümrüğünden daha hızlı geçelim. Gidip gördük. ABD ile Meksika arasındaki sınır. El Paso Sınır kapısı. Kapıkule'nin alanı 300 dönüm. Orası 60 dönüm yani 5'te biri. Bizim buradan 800 araç geçiyor oradan 3000 araç geçiyor. Risk kelimesinin dünyada tek bir gümrük kapısında kullanılma kotası olsaydı herhalde bu El Paso olurdu. Buradan 3000 araç geçiyorsa biz niçin Kapıkule'den 3000 araç geçirmeyelim. Buraya dikkat çekiyor. TİM'i de burada sahaya davet ediyoruz. Biz bu kapıdan daha çok araç geçebilir diyoruz. Geçmezse bir kapı daha yaparız. Hatta dedik ki biz Bulgaristan tarafının personele verecek maaşı yoksa, biz UND olarak gidelim Sofya'da bir vakıf kuralım. Bulgaristan Gümrük Memurlarıyla Yardımlaşma Vakfı olsun. Onların maaşını da biz verelim. Bu kapıya bizim ihtiyacımız var. Bizim iddiamız ne? 500 milyar dolar ihracat yapmak. Şu anda 150 milyar dolar ihracat yapıyoruz. 3 katı arttırmak istiyoruz. Gümrüğü rahatsız etmeyecek en basit ihracat arttırma formülü bütün mallarımıza yüzde 300 zam yaparız. İhracatımız 450 milyar dolar olur. Böyle bir lüksümüz yok bir kuruş bile zam yapamıyoruz. Rekabet var. Demek ki üç katı fazla hacimde mal geçecek. Bunu en üst seviyede herkese söylüyoruz. Şu andaki mal bu kapıdan geçmiyor. Arkadaşlarımızın yaptığı bir test var. Bir aracın Erenköy tescil çıkışına bakmışlar 32 saat gözüküyor. İyileşme var demiler 37 saat değil 32 saate düşmüş. Arkadaş da demiş ki bu araç salı günü çıkmış. Cumartesi akşamı çıkan bir aracın evrakına bakmışlar, 50 saatin üstünde. İki gün 7 saat. İhracat ile kalkınıyorum diyen bir ülkenin kapılarından 55 saatte çıkma gibi bir lüksü yok. Hadi ithalatta onaylamıyoruz ama hadi kontrol edelim, bakalım, iç pazarımızı koruyalım, ancak ihracat bu açın gitsin. Bakış açımız bu.

- Bir veya iki yıl önce İTO’da yaptığınız bir sunumda dünya haritasında Türkiye’yi bulunduğu yerden harita üzerinden çıkararak Ortadoğu – Afrika arasında bir yere koyarak, ‘İşte yapılan işlerle gösterilen performansla, Türkiye’nin lojistik sektörü açısından bulunduğu yer burası’ dediniz. Hala durum aynı mı?
Türkiye coğrafi olarak hemen Avrupa'nın dibinde ancak lojistik performans olarak uzağında. Avrupa'ya kolay gidemiyoruz. 2 sene önceydi, Fransa'da büyük bir otomobil firmasının Tedarik zinciri Yöneticisi beni aradı. 'Fatih bey, biz 3 günlük tedarik zinciri halkasından alım yapıyorduk. Bu halkaya Türkiye girmiyordu. Ama Alman markaları mal getirebiliyorlar. Biz de şirketimizin kurallarını değiştiriyoruz. Biz bu süreyi 5 güne çıkartıyoruz. Bu süre 5 güne çıktığında Türkiye bu halkaya dahil olur mu?' Bunun cevabını ben değil gümrük performansımız verecek. Coğrafi olarak olur. Ben Erzurumluyum İstanbul ile Erzurum bir karış, İstanbul ile Avrupa bir karış. Ben Erzurum'a bir günde gidiyorum. Hadi 2,3,4 günde gidin. Bakın biz 5 günü konuşuyoruz. Büyük bir firma Stockholm'de üreteceği otomobillerin elektrik donanımlarını Türkiye'den alacak. Türkiye mağazaları ile konuşuyorlar. Teslim süresi garantisi istiyor. Türkiye'de büyük lojistikçiler de bu işe teklif veriyorlar. Diyorlar ki 7 gün olabilir. 5 günü aşması halinde tazminatlar var. 5 gün garantisi veremedikleri için bu firma şimdi 3000 kişi çalışıyor. Sırbistan'a taşındı. Niye Erzurum'a bir günde giderken Stockholm'e 5 günde gidemiyorsunuz? Batı ile ticaret yapan Türkiye, gümrük süreçleri sebebiyle batıya coğrafi yakınlığı kadar lojistik yakınlığa sahip değil. Türkiye daha doğularda bir yerdeymiş gibi ulaşıyor. Sayın Bakan 17 Eylül'de Bulgar tarafına gitmişti. Dedi ki Bakanımız; baktık Bulgar tarafındaki personel sayısı bizim taraftakinin yarısı kadar. Bulgarlar bizim yarı sayımızdaki personel ile aynı işi yapıyorlar. Ben de şunu söyledim; Gümrük 7 gün 24 saat çalışıyor. Fazla mesai alıyorlar vs bunlara bir şey söylemiyorum. Ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı personeli sadece gündüz çalışıyor. Onlar güneş enerjisi ile çalışıyorlar. Gece gelirseniz gündüz onları beklemeniz lazım. Sayın Bakanım sizin kapınız sadece gündüz çalışıyor diyebiliriz. Çevre Bakanlığı personeline gelelim. Siz bir takım atık maddeler getiriyorsanız, Çevre Bakanlığı raporuna ihtiyacı var. Çevre Bakanlığı personeli pazartesi, çarşamba, cuma günleri çalışıyor. Sayın Bakanım siz kapı olarak sadece pazartesi, çarşamba, cuma çalışıyorsunuz da diyebiliriz. Çünkü araçlar mecbur onu bekleyecekler. Ama orası bekleme yeri değil. Dünya'da iki ülkede gümrük teşkilatı bakanlık şeklinde örgütlenmiş. Biri Türkiye diğeri de bizi örnek aldığı için Azerbaycan. Bakanlık olması en azından bir otorite bir güç ifade eder. En azından bu bize kapılarda tek ve güçlü bir otoriteyi sağlamalıdır. Kapılarda farklı Bakanlık personeli Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı değil. Bizim bu konuda kamuoyu oluşturmamız lazım. Kapıda tek otoriteyi bizim ihtisas etmemiz lazım.

-Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu çalışmaları gerçekleştiriliyor. UND bu kapsamda Strateji Çalıma Grubunda yer alıyor. Ticaretin Kolaylaştırılması stratejisi eylem planlarından bahseder misiniz?

Biz size taslak strateji belgesinin tamamını verebiliriz. Bir çalışma grubu kuruldu. Ben de bir kısım toplantılara katıldım. UND de bunun bir üyesi. Taslak belge üzerinde çalışılıyor. Yanılmıyorsam bu ay içerisinde bir Genel Kurul yapılacak. O genel kurulda bu politikalar kararlaştırılacak. UND var UTİKAD var diğer kuruluşlar var. Hepsi ticaret kolaylaştırılması ile ilgili bir şeyler yazdı. Mesela Tarım Bakanlığı'nın 7 /24 çalışması konu maddelerden bir tanesi. Çevre Bakanlığı'nın personel bulundurması bir tanesi. Daha sonra Gümrük yapılabilirlikler üzerinden değerlendirmelerini yapıyor. Nihai hale gelmedi. Taslak halindeki çalışmayı ben size sunabilirim. Ancak Strateji belgesi budur diyebileceğimiz bir belge henüz oluşmadı. Bu sebeple henüz kamuoyu ile paylaşılmamıştır. UTİKAD Başkanı Emre bey de incelemiş ve şayet bunlar çözülürse Türkiye uçar demiş. Bunlar çözülürse Türkiye'nin lojistik sistemleri mükemmel olur diyor. Kamu bakıp kendi yorumlarını, değerlendirmelerini yapıyor. Genel kurula katılım bu mutlaka yapılmalıdır diye itiraz edeceğimiz konular var. Genel kurul sonrasında ancak bir belge çıkabilir sanırım.

-Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulunu biz çok önemsiyoruz. Yıllardır gümrük müşavirleri sahadan bilgi alınmadan yapılan düzenlemelerle mücadele ediyoruz. Gelen bir düzenleme sahanın ruhuna aykırı olabiliyor. Teoride iyi olabilir ancak pratikte uygulanabilir olmuyor. Bu anlamda STK'ların da işin içinde bulunması çok önemli.
 

Bu zaten Dünya Ticaret Örgütü'nün dayattığı bir şey. Bu ticaretin önünü açmak için bir zorunluluk haline geldi. İleriki süreçlerde belki iki ülke arasındaki sorunlar bile böylece çözülebilir. Şu anki sorunlar bu sorunları yaratan zihniyet tarafından çözülmesi bekleniyor. İki ülke arasındaki taşıma sorunlarında iki ülkenin taşıma otoritelerini tartışıyoruz. Bazen ciddi tartışmalar oluyor. Başka bir kurul üzerinden yürümek çözümleri kolaylaştıracak diye düşünüyorum. Bizim beklentimiz çok yüksek.


- Üçüncü köprünün açılması ile taşımacılık sektöründe bir çok şey tekrar organize edilmek zorunda kaldı. Üçüncü Köprü Sektöre Nasıl Etki Etti?
Açılış günü orada bulunan televizyon kanallarının hemen hemen hepsine konuştum. Mustafa Ilıcalı hoca ile ben kanal kanal sıra ile dolaştık. Orada çok pozitif şeyler söyledik. Gerçekten çok kısa bir kilometreyi geçmek için saatlerce bekleyip yakıt harcıyorduk. Aslında yolu uzatmış olsa da beklemeyi ortadan kaldırdığı için yakıt anlamında bile tasarrufu olacağını dile getirdik. Ancak bağlantı yolları hemen yapılmadığı için açılıştan hemen sonra sektörde bir hayal kırıklığı yaşandı. Geçen hafta Bakır ve Alüminyum İhracatçılarının Antalya'daki toplantısına katıldım. Orada bir ihracatçı bana dedi ki; Fatih bey, Gümrüklerde alınan akaryakıt 550 litreden 900 litreye çıktı. Ama nakliyede bize indirim yapılmadı. Peki bu sizce doğru mu? Ben size bir şey sormak istiyorum dedim. Hayır bana soru ile cevap vermeyin dedi. Şimdi bizim köprüde gidiş gelişte 250 lira ek maliyet oldu. Köprü açıldıktan sonra sizden böyle bir beklentileri oldu mu? Siz onlara ekstra bir şey verdiniz mi? dedim. 'Hayır vermedik' dedi. Öyleyse izin verin bunu da artık sormayın dedim. Bu tür maliyetler çok sık oluyor ve o sizden siz ondan her zaman alamıyorsunuz. Kaldı ki bu yakıt meselesinde de Bulgaristan kaynaklı geri dönüş olacak. Köprüye tekrar geri dönecek olursak, 2'inci köprüyü kullanan birsi olarak yol konforumuza etki etti. Özellikle yasağın bittiği saat olan gece 22.00'den sonra 4 şeritte birden TIR akıyordu. Sabah da aynı şekilde. Bir de iş, enerji, iş gücü kaybı vardı. Bizim büyük lojistikçilerimizden bir tanesi 'Bana yıllık maliyeti 2 milyon dolar' dedi. Ciddi bir para. Pratikliği sağladı. Bize sorulduğunda en kibar ifade ile ödeme taahhüdünün bir an önce bitmesini, köprü fiyatının da normal köprülerle aynı fiyata gelmesini diliyoruz diyoruz. sonuçta bir imza atılmış ve sadece kamyonculara zorunlu. Biliyorsunuz bir takım kamyoncular bu parayı ödememek için feribotu denediler. Rakam dahili taşımacılar için çok yüksekti. Bizim için de yüksek ama biz artık -aman ha gidelim- diyoruz. Feribota binmeyi yasaklayamadılar ama feribottan önceki yoldan geçişlerini yasakladılar. Bu taahhüdün bir an önce bitmesini diliyoruz çünkü yüksek bir maliyet bu.

-Son dönemlerde Gümrük TV’ye ithalat ve ihracat TIR’ların fabrika önlerinde, sanayi sitelerinde ve hatta TIR parklarında soyulduğu, son 2-3 aydır da bu vakaların çok arttığına dair haberler geliyor. Size bu tür şikayetler geliyor mu? Taşımacı arkadaşlara bu konuda önlem ve tedbir almaları açısından pratik olarak ne söylersiniz ?
Biz 2 ay önce İran derneği ile Gürbulak'da bir toplantı yaptık. TIR'ların muhtelif yerlerde saldırılara maruz kaldığına yönelik. Bizimkilerin de bazen İran'da benzer şeyler başlarına geliyor. Güvenli TIR parkları listesi oluşturalım. TIR parkına standartlar koyalım. Şartları uyanları akredite edelim. İranlılar kendi ülkelerinde yapacak biz burada yapacağız ve karşı tarafa anons edeceğiz. IRU'nun daha önceden yaptığı bir TIR parkı listesi var. Bunun doğrusu güvenli TIR parkları inşa etmek. İnsan kaçakçılığı konusu da çok popüler. Yolda üst geçitten tenteyi yırtarak içeri girenler var. Bu koca araç her türlü etkiye her türlü saldırıya açık. Bunun çözümü insandan izole etmek. Organize Sanayi Sitelerin inşa ederlerken TIR parklarını da düşünmeleri gerekiyor. Benim evimin sokağında bir TIR var. Herhalde şoför orada oturuyor. Bazen brandası mühürlü de geliyor. Eve uğrayayım sabah bırakırım falan diyor herhalde. Tente bir kesici alete bakıyor. O kapalı bir kutu. Merak da uyandırıyor. İnsanları cezbediyor olabilir.

-UND olarak ordino ücretleri hakkında neler söylemek istersiniz?
Bunu ilk TİM gündeme getirdiğinde -UND ile birlikte açıklama yapabilir miyiz?- gibi düşünüldü. Uluslararası Karayolu Taşımacıları bu konuda en masum kesim. Daha çok deniz sahasında ve havacılıkta yoğunlukta alınan bir şey. UND yönetim kurulu taşıma hizmetleri dışındaki hizmetler için bir para alınması gerektiğini düşünüyor. Para cezaları da olabiliyor. Biraz önce bir ihracatçı aradı. Ordino ücreti adı altında bir fatura ile karşı karşıya kaldığını söylüyor. Burada ne yapmalıyız diye sordu. Ben de haberlere bakıldığında gümrükler artık sizden bu evrakı sormayacakmış gidin yükünüzü alın dedim. Ama nakliyeci hiç evraklarının verilmediğini söyledi. Ama o başka bir şey. Bunun bir koz haline getirilmesi fahiş fiyatlar alınması buna karşıyız. Adının ordino olması şart değil bir hizmet bedelinin, ilave sunulan hizmetler için bir para alması navlunu içine koyması bunlar makul şeyler. Ancak yük sadece benim vereceğim belge ile alınabilir diyerek kendine göre bir yaptırım denerse bu doğru olmaz. PAGEV tarafından dile getirilen boyut çok abartı örnekleriyle herhalde bunlar. Elbette taşımacı yükü getirip ilgili kişiye teslim etmekle yükümlüdür ancak bunun dışında ilave işlemler yapıyorsa bunun bir hizmet karşılığının olması yönünde düşünüyoruz. Son dönemlerde bunun bir gerilim konusu haline getirilmesini de doğru bulmuyoruz. Bir firma adı söylendi. Baktık listelere C2'li taşımacı değil. R belgesi olan forwardır değil. G belgesi olan komisyoncu değil. Küçükbakkal köydeki bir apaçi. Normalde buna ne yaptırımımız olabilir dediğinizde ona bir yaptırım yok. Ancak yetki belgeli olursa kuruluşlar yetki belgeleri üzerinden Bakanlık bunu değerlendirir. Niye yetkili bir firma ile çalışmadınız dedim. Firmayı malı gönderen belirlemişti. Biz bu anlamda TİM ile daha yakın çalışıp yetki belgeli kuruluşlarla teşvik etmeye çalışmamız lazım. TİM'den yapılan açıklamalarda da sunulan ilave ücretlerin bedelle karşılanması konusuna çok itiraz edilmediğini görüyorum. Yük sahibinin konşimento üzerindeki belgeleri teyit edip kendi sahipliğini ispatlayıp bunun karşılığında bir kağıt yazılıp -evet bunun sahibi o dur- bunun karşılığında da PAGEV'in söylediği rakamların alınması ticaret açısından çok doğru değil gibi geliyor. İlave hizmetler ücrete tabi olmalıdır. O hizmetin ne olduğuna karar vermek lazım. Suhuletle bunun çözüleceğine inanıyorum. siyasi mesele haline gelmemsi gerek bir konu. Sadece kötü niyetle kullananlara müdahale edilseydi. Kelime olarak ordinodan rahatsızsak uygun başka bir şey bulunabilirdi. Taşıma dışında sunulan gerçek bir hizmet varsa, bir insan kaynağı zaman olarak ayrılıyorsa UND olarak bunun bir ücretinin olması gerektiğini düşünüyoruz. Sevinidiric olan TİM de aynı şeyleri söylüyor.

-Bazı toplantılarda gümrüklerin 5-10 Yıla kalkacağı konuşuluyor. UND bu konu hakkında neler düşünüyor?
Çetin bey bunu 2 Gümrük Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür bir sürü Daire Başkanı, Gümrük Bakanı ve müsteşarı hariç bütün üst yönetimin olduğu bir toplantıda söyledi. Dünyada ticaretin gidiş şekline bakıldığında bunun çok uzak olmadığına ben de inanıyorum. Son yıllarda sevk edilen ürünlerin ölçeği küçülmeye başladı. Bir konteynerlik blue jean yerine size özel bir blue jean da gelmeye başladı. PTT kargo ile ürünlerde belli limitler var. Gümrükler küçük alımlarla pek muhatap olmuyor. Ancak geçen günlerde yanımda İstanbul Gümrükleri Müdürü vardı. Bir konuşmacı söz aldı ve iki sorum var dedi. Birincisi insansız, sürücüsüz TIR'larla ilgili diğer ise 3D yazıcılarla insanlar bir takım ürünleri kendileri yazdıracaklar dedi. Yani yurt dışından gelen bir ürün mail ile gelecek ve print edilecek. Gümrüğe uğramayan bu ürünün vergisi nasıl olacak dedi. Müdür de biz onu havada bir yerde buluruz bir şekilde vergisini alırız dedi. Oğlum gösterdi geçende ABD'de NBA'nın 55. yılına ait bir basketbol topunu satın alabilirsiniz. Bunlar Türkiye'ye gelmeden sizin bilmediğiniz bir yerde depolanabilir. Aradan yıllar geçtikten sonra bunu online satışa çıkartabilirsiniz. Bir alıcısı çıktığında yönlendirip para kazanabilirsiniz. Gümrük yok, depo var nerede olduğunu bilmiyorsunuz, alıcılar var ve para kazanılıyor. Gümrükler önemini azaltacaktır bence.Çetin bey kalkacaktır dedi ben onun da çok uzak olmadığını düşünüyorum. Çok eskiden mallar gümrüklerde millileşiyormuş. Dediler ki bu bir stok işidir. Hemen kullanılmaz. Gümrükte beklesin kullanılacak kadar alınsın millileşsin bir mali yük oluşturmasın denildi. Özel gümrükler sahalar oluşturuldu. Almanya'yı düşünün. Almanya'dan yük çıkıyor. Almanya'da hiçbir gümrüğe uğramıyorsunuz. Bulgaristan'da bir Gümrüğe gidip oradan buraya gelebiliyorsunuz. Biz tabi bu kendi iç gümrüğümüzde bile yapamıyoruz. Önce Kayseri Gümrüğüne uğruyorsunuz, Ankara'ya uğruyorsunuz. şimdi Almanya diye baktığınızda gümrükte kontrolün büyük bir kısmını sahaya yaymışlar. Sınırları kontrol etme yaklaşımı değişecektir diye düşünüyorum. Gümrükler konusunda AB'ye üyeyiz. Ortak gümrük alanımız mevcut. Sadece bazı işlenmemiş tarım ürünlerinde vergiye tabilik söz konusu. Gümrük Birliği'nin güncellenme sürecinde onlar da dahil olacaklar. Belki de Türkiye ile Bulgaristan arasında gümrük niye var sorusu bile sorulacaktır. Gümrüklerin varlığı, ülkeye gelen malın millileşmesi tasdik edilmesi diye bakılıyor. Böyle sınır kontrolü gibi laflar pek kalmadı. Çetin bey, global teknolojik gelişmeleri çok yakından takip eden birisi. O gün gümrükler olmayacak dedi. Gümrüklerin şu anki fonksiyonları olmayacak bence.

-Burada fiili fiziki bir gümrük kurumundan mı bahsediyoruz. yoksa gümrük vergileri ile alakalı bir durum mu? Dünyanın daha ulusalcı hale geldiğini görüyoruz. 2'inci Dünya Savaşı öncesi hale doğru gidiyor. Gümrüklerin başka bir hale evrileceğini  düşünüyoruz. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bakıyorsunuz dünya tek bir dil, tek bir dine evrilmeye başlıyor. Ilımlı İslam, ılımlı Hristiyan, ılımlı vs. gibi şeylerle herkesi ortada bir yerde buluşturma gibi eğilimler var. Ekonomiler birbirine bağlanmaya başladı. Türkiye'nin batıya yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 50'sini Türkiye'de yerleşik Avrupalılar yapıyor. Yüzde 29'unun Türkiye'de yerleşik Almanlar yapıyor. Türkiye ekonomisi değil Türkiye'deki ekonomi diye bakmalıyız. Gümrüklerde, kontrollerde bir rahatlama bir görülmeme olacak gibidir. Sistemler pervane gibidir. Pervane döner ya yok gibidir, ancak parmağını soktuğunda orada bir şey olduğunu fark edersin. Önce sistemler göze batmamaya başlayacak. bunlar için yolda kontrol, güzergahta kontrol gibi bir takım başka şeyler gerçekleşecek.

-Dış ticaret işlemlerinin hızlı yürütülebilmesi oldukça üzerinde durulan bir konu. Sizce gümrük müşavirleri dış ticareti ve dış ticaretin hızını nasıl etkiliyor?
Bizim sektörünü yıllardır gümrük müşavirleri bizim içimizde de yer almalı gibi talepleri var. Ben bir gümrükçü kadar meseleyi bilmiyorum. Karaköy Gümrüğüne niçin gireriz? Niçin akşam 16:00 - 17:00 gibi herkes çıkabilir. Niye cuma günü bütün arabalar akşamı bekler. Bütün TIR'lar toplu halde gidip Kapıkuleyi işin içinden çıkılmaz hale getirir diye soruduğumda söylenen şey. Niye sınıra daha yakın bir yerlerde bu işleri yapamayız dediğimde, gümrük faaliyetleri de olan üyelerimiz gümrükçülerin İstanbul'da olmak istemelerinden bahsediyor. Oraya gidip gelmede lojistik destek zorlukları yaşanabilir. Gün içinde gelen arabalar birikip birikip akşama tamam edilip akşam yola çıkıyor. Bunların konuşulduğu bir takım masalar da oldu. Geçen gün bir panelde İGMD Başkanı ile yan yanaydık. konuşmasını sitemle geçirdi. Konuşması bitince sordum. 'Başkanım birisi size kötü bir şey mi söyledi. Niye böyle konuşuyorsunuz?' dedim. Bizim sabrımızı zorluyorlar. Asgari ücret vs gibi konular var. Hep tartışıldı gümrük müşavirleri olsun mu olmasın mı diye. Bizim UND olarak böyle bir tutumumuz yok. Gerek var. İhtiyaç da var. Türkiye açsından önemli bir işlev görüyorlar. Gümrüklerin rolü bu olduğu müddetçe, her ihracat ithalat için bu konulara bu kadar hakim olamayacağımızı düşündüğümüzde gümrük müşavirleri kolaylaştırıcı bir rol üstlenmişler. Bizim bir paydaşımız biz öyle görüyoruz. Gümrükler olmadığında gümrük müşavirleri de olmaz diyebiliriz herhalde. Ama şu anda varlar ve önemli bir işlev görüyorlar.

-2017’nin fotoğrafını ve 2018 projeksiyonunu sorarsak neler söylersiniz?
Uluslararası Nakliyeciler olarak bizim gözümüzde hep bir harita var. Türkiye ihracat ile kalkınıyor. İhracat stratejik bir şey. Şu an 4 kişi paramızı takas etsek bu salondaki toplam para değişmez. ancak dışarıdan biri buraya girdiğinde bizim Başkan buraya girdiğinde bu zenginlik değişir. Dışarıdan gelen paranın ülke olarak böyle bir anlamı var. Türkiye'nin bölgesel krizlerdeki rolü bölgesel tansiyonu bizim işimizi çok etkiliyor. Uçakta aşağıda ne var monarşi mi var ne var ilgilenmezsiniz ama TIR'lar için aynı durum söz konusu değil. General Sisi ile arayı kattık,yol kapandı oradan geçemedik. Putin ile arayı kattık. Putin geçirmedi bir yıl boyunca hiç gidemedik. Bu bölgesel ve uluslararası krizler bizi çok etkiliyor. Tam İran'a yatırım yapılacaktı bütün dünya bunu kolluyordu Trump geldi eski defterleri karıştırdı İran'ı izole etmeye çalıştı. Biz bunlardan çok bağımsız değiliz. Bir de global ekonomik krizler var. Petrol fiyatlarının aşağı çekilmesi mesela. Bizim doğumuzdaki birçok ülke petrol ile geçiniyor. Sağlıklı ekonomik üretim potansiyelleri yok. Petrol fiyatları düşünce onların alım gücü düştü. Onların alım gücü düşünce Türklerin oralarda yaptıkları yatırımlar durdu, ticaretimiz ve taşıma daraldı.Batıya yapılan taşımalarda sektörümüz ciddi ihracat yapıyor ancak ciddi bir yabancı payı var. Kapıkule çıkışlarında neredeyse başa başız. Ro-ro çıkışları olmasa yabancılarla başa başız. Batıda bizi zorlayan ayrımcı ücretler ve kotalar vardı. UND olarak biz 2017 yılında Macaristan ücret davasını kazandık. Roman, Bulgar ve Yunan da bizden bu parayı alamayacak. İstanbul'dan Almanya'ya giderken bir Türk'ün maliyeti Romanya'ya göre 700 euro daha pahalıydı.700 euro değil aslında. Bir Macar 50 euro daha ucuz bir fiyat verdiğinde işi alıyordu. 650 euro da haksız kazancı vardı. Adam ülkesinden boş kalkıyor gelip Türkiye'den yük alıyordu hala bizden ucuzdu. Şimdi davayı kazandık Türklerden alınan bu para kanunsuz dediler. Bence 2018'e bu damgayı vuracak. Ama 2017'nin fotoğrafı için şunu söyleyeyim; Mısır kapandı, Suudi Arabistan Katar'ı ablukaya aldı biz bir anlamda Süveyş'ten gitmeye çalışıyorduk zor zahmet. Suriye üzerinden yaptığımız 40 bin taşıma bu zorluklarla anca 4 bine düşmüştü. Katar için İran üzerinden gitmeye oradan bir şeyler çözmeye çalışıyoruz. Rusya'yı tamir etmeye çalışıyoruz. Eski performansından hala uzak. Batı'ya taşımalarımızda yaklaşık yüzde 2 artış var. Irak, merkezi Irak gerilimi ile ciddi sıkıntılar yaşadık. sınırdan Kuzey Irak'a geçerken vergi ödedik oradan merkezi Irak'a geçerken tekrar vergi ödedik. Orta Asya'da bir takım yatırımlar durdu. 2017 bütün bunlara rağmen artı yıl olarak geçti bizim açımızdan. ancak birkaç tane meyvesini yiyeceğimiz konu var. Bir tanesi; Macaristan ücretinin kalkması bu sene taşımalara yansıyacaktır. Avrupa Birliği Adalet Divanı kararı olduğu için Bulgar ve Yunan'da da kalkacak. Çin'den batıya taşımalarda lojistik artık şeklini değiştiriyor. 8 haftada gemi ile gelmek yerine 2 haftada tren ile gelmeye çalışılıyor. Biz Türkiye üzerinden 2 haftadan daha kısa süre içinde getirebilirsiniz iddiasındayız. Çin ile Türkiye ilk defa anlaşma imzaladı. Bizim Kazakistan'a giden araçlarımızın yüzde 80'i boş geliyordu, hemen Çin sınırında muazzam bir yük var. Bunları alıp Türkiye üzerinden batıya taşıyabiliriz dedik. 1 Ocak itibarı ile bu taşımalar başlayacak. Tabi taşlar durulmuyor. şimdi de bu Kudüs hadisesi çıktı. Bizim hemen güneyimizde tarumar olmuş iki ülke var. Suriye ve Irak. burada stabil bir durum oluşursa Türkiye orada ciddi inşaat işleri ciddi projeler alacaktır. Orta Asya ülkeleri için petrol fiyatları tekrar kıpırdanmaya başladı. Bunların gelirleri arttıkça alışları da artacaktır. Almanya merkezli Avrupa ile sorunlar sürecekse, fabrikalar gidecekse, taşıdığımız müşteri karşıya gitmeye başladı. Bizim kota ve ücretleri kaldırıyor olmamıza rağmen batı ile ilişkimiz farklı. Biz şunları da duyuyoruz; Türkiye riskli ülke konumunda. Türkiye'den almak yerine şu ülkeden almak, ya da yedek olsun diye hem Türkiye'den hem buradan almak. Geçende Budapeşte'deydik toplantı yapmak için salon ayarlamak istediğimizde salonlar dolu denildi. Nedeni son dönemlerde bir çok ülke İstanbul'dan Budapeşte'ye kaymış. Gerilimler bizi izole edecekse. 15 Temmuz sonrasında biz TIR'ların üzerinde 'Demokrasi Kazandı' yazdık gönderdik. Öyle firmalar var ki Avrupa'da bu yazıyı sökmeden fabrikanın bahçesine giremezsin diyen firmalar var. Bu yazıyı sökmezseniz iş yapamazsınız diyen firmalar var. Türkiye'de demokrasi kazandığında hem fikir olmadığımız, bizim çocuklar kaybetti noktasında olan firmalar. 2018 bu sıkıntılara gebe. Ancak gümrük süreçlerini çok çok konuştuk. ticaretin kolaylaştırılması kurulunun bir takım yansımaları olur diye konuştuk. Çin'den gelecek olumlu etkiye bakmak istiyorum. Orta Asya'nın gelirinin yükselmesiyle alakalı bir şey var. Rusya ile şartlarımız normalleşecek. Öyle görünüyor. vize'de eski şartlara dönme çabamız var. Geçenlerde Mısır'daki saldırı sonrası bir taziye mesajı gönderdik, bir şeyler düzelmeye başladı. Orta doğu2da bir takım şartlar düzelebilir. Biz çok fazla diğer olaylara bağlı bir sektörüz. Havacılık için güvenli bir pist ve havalanma şartları yeterli. Hani ekonomide vardır, diğer şartlar sabit kaldıkça ya da kimyada NŞA diye bir şey var Normal Şartlar Altında. Normal şartlar altında pozitif şeyler var. İki açıklama ile dolar kuru bir anda ters yüz olabiliyor. Dolar kuru yükseliyor ihracatçı seviniyor ama ithalatımızda arabalarımız yük bulamaz hale geliyor. Biz stabil bir ekonomiye ihtiyaç duyuyoruz. 2018 nasıl olacak derseniz şunların cevabını verebilirseniz ben de bunların cevabını verebilirim. Global oyuncular açısından çok önemli. Bunları bilmeden yatırım yapanlar kaderini buna bağlayanlar, şoförler binlerce insan el emeği göz nuru çabalar var. Ulusal siyasete çok bağlı. Batı ile ilişkilere çok bağlı. Biz genel olarak bütün bu etkilerden bağımsız biz ne yapabiliriz diyerek koşturmaya gittik. Biz hep iyimser olduk. 2018 iyi olacak.

Gümrük TV
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Gümrük Röportaj Haberleri